İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2025/5792 Karar: 2025/17072 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2025/5792 K.2025/17072

4. Ceza Dairesi 2025/5792 E. , 2025/17072 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/647 E., 2020/649 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin 19.02.2025 tarihli ve 2022/7492 Esas, 2025/3201 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhur

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2025/5792 E. , 2025/17072 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/647 E., 2020/649 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin 19.02.2025 tarihli ve 2022/7492 Esas, 2025/3201 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhur

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2025/5792 E. , 2025/17072 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/647 E., 2020/649 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin 19.02.2025 tarihli ve 2022/7492 Esas, 2025/3201 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 20.06.2025 tarihli ve 3-2020/72422 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 3 ... numaralı yazısıyla; ''Sanığın iddianame anlatımına konu edilen sözlerinin bütünüyle zincirleme şekilde Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturduğuna ilişkindir. Sanığın sosyal medya hesabı üzerinden Cumhurbaşkanına yönelik olarak, mağdurun fotoğraflarının bulunduğu görsellerin üzerine "Ne kadar büyük adammışsın Atatürk, ne kadar vatan haini arap yalakası rüşvetci şerefsiz hırsız namussuz varsa hepsi senden nefret ediyor, biz dünya liderinin uçak otomobil fabrikası açmasını beklerken yahudinin ... fabrikasını açtığı", "Bir zamanlar yahudi malı israil ürünü ve buna verdiğimiz para filistinli çocuğa mermi oluyor dediğimiz ... Ispartaya hoşgeldi, vanmünit kahramanı milletin adamı reizimiz törenin açılışını yaptı, gözümüz aydın olsun bir alana ikincisi beleş, ey ... siz ...'in ne halt olduğunu dinimize ihanet edince değil iktidarınıza ihanet edince anladınız", "... net konuştu, artık parlementer demokrasi yok, ibarelerin üst kısmına yine yalanlarına devam milleti hırsızlığa ve çatışmalara sürükleyen konuşmalara devam, nasıl insansın, ...lilere, ... Fetöcülere hain diyor, kavga etmeyin hepiniz hainsiniz", "Seni sevmiyorum çünkü başlığı altında sen atama ayyaş dedin, bana öteki dedin, dokuz çucuğu öldürdün, ağzın bozuk, görgün sıfır devleti soydun laiklik karşıtısın, cumhuriyet devrimlerini yok sayıyorsun, aptalca kibirlisin şeriatcısın, sözüne güvenilmezsin, Türküm diyemiyorsun, saygısızsın, çakma kabadayısın, 1500 kişi ile gezen korkaksın Atatürk ve Türk düşmanısın, terörist başına sayın dedin, vatanı bölünme noktasına getirdin, diktatörlük hevesindesin, bana saygı duymadın, kültürsüzsün, Cumhuriyet düşmanısın, söyle seni niye seveyim", "Evden ben başkan olmaya gidiyorum diye çıktığı, bir daha haber alınamadı, akli dengesi bazen gidip geliyor, bugün söylediğini, yarın inkar ediyor, tahammülsüz, agrasif, saldırgan biridir, beş vakit namaz kılar, 55 vakit yalan söyler, kendisi dışında herkesi terörist paralelci, çapulcu, eşkiya olarak görür, görenlerin insanlık adına görmemezlikten gelmeleri rica olunur, ... ısrarla benim milletim demeye devam ediyor, hayır hayır hayır biz senin milletin değiliz, biz yüce Türk Milletiyiz" şeklinde paylaşımlarda bulunduğu, paylaşımları kendisinin yaptığını ikrar ettiği böylelikle eyleminin sabit olduğu anlaşılmıştır. 5237 sayılı TCK’nın 299/1. maddesinde “(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./35.mad) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Maddedeki suçun maddi unsuru, “hakaret” teşkil edecek herhangi bir harekettir. Söz konusu hareketler söz, yazı, resim, işaret veya benzeri vasıtalarla gerçekleştirebilir, ancak; hakaret ve sövme içeren bu eylemlerin Cumhurbaşkanına matufiyeti şarttır. Maddedeki hakaret terimleri 5237 sayılı TCY’nın 125. maddesine göre belirlenecektir. Bu suçla Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır. Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi Cumhurbaşkanına hakaret suçunun oluşması için de; onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir, bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez. (Erman S.Hakaret ve Sövme Suçları, S.80 vd.) Sanığın sosyal medyadaki paylaşımlarında Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanına yönelik olarak, toplumda herkes tarafından hakaret olarak kabul edilen sözlerden olan "Vatan haini, milleti hırsızlığa sürükleyen adam, çocuk katili, aptalca kibirli, sözüne güvenilmez, kültürsüz, saygısız, Cumhuriyet düşmanı, diktatörlük heveslisi, aklı bozuk, saldırgan, yalancı, çapulcu" sıfatlarını yakıştırması, tüm paylaşımlar bağlam bütünlüğünde değerlendirildiğinde, kaba söz ya da siyasi eleştiri olarak kabul edilemeyeceğinden eyleminden dolayı zincirleme şekilde Cumhurbaşkanına hakaret suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması yerine bozulması hukuka aykırılık oluşturmaktadır. Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık aleyhine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur. SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. İtirazımızın KABULÜ ile, 2. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 19.02.2025 gün ve 2022/7492 Esas, 2025/3201 Karar sayılı BOZMA kararının KALDIRILMASI, 3. Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2019 gün ve 2019/862 Esas-2019/1973 Karar sayılı kararıyla sanığın mahkumiyetine yönelik istinaf isteminin düzeltilerek esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 15.06.2020 gün ve 2020/647 Esas-2020/649 Karar sayılı kararının ONANMASI, 4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi " biçimindeki talep ve gerekçeyle itirazda bulunulmuştur. II. GEREKÇE Cumhurbaşkanına hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesinde düzenlenmiş, hakaretin tanımı ise aynı Kanunun 125. maddesinde yapılmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak olarak tanımlanmıştır. Yargıtay uygulamalarına göre bir eylemin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişmektedir. Kişilere yönelik ağır eleştiri ve veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Söz ve diğer davranışların hakaret suçunu oluşturabilmesi için açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz. Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir. AİHM'in .../Türkiye kararında, bir devletin kendi başkanının itibarını koruma yönündeki menfaatinin, Devlet Başkanına, kendisi hakkında bilgi verme ve görüş ifade etme hakkı karşısında bir ayrıcalık veya özel bir koruma verilmesini haklı göstermeyeceği belirtilerek, başvuruya konu olayda Facebook hesabından paylaşılan Cumhurbaşkanının resim ve karikatürünün bulunduğu içeriğe dair cezai bir yaptırımın uygulanmasını haklı kılacak herhangi bir unsurun bulunmadığı değerlendirilip, ihtilaf konusu tedbirin Sözleşmenin 10. maddesi kapsamında meşru amaçlarla orantılı ve demokratik bir toplumda gerekli olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.(Vedat Şorli/Türkiye, 42048/19, 19/10/2021) Açıklamalar ışığında ve somut olay kapsamında, davaya konu edilen "Ne kadar büyük adammışsın Atatürk, ne kadar vatan haini arap yalakası rüşvetci şerefsiz hırsız namussuz varsa hepsi senden nefret ediyor" ve "Biz dünya liderinin uçak otomobil fabrikası açmasını beklerken yahudinin ... fabrikasını açtığı" şeklinde yazı ve görsel içeren paylaşımlara dair kovuşturma izni verilmediği, diğer paylaşımların ise katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Dairemizin 19.02.2025 tarihli ve 2022/7492 Esas, 2025/3201 Karar sayılı kararı usûl ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin 19.02.2025 tarihli ve 2022/7492 Esas, 2025/3201 Karar sayılı bozma ilamı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oy birliğiyle, 27.10.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla