KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/864 E., 2010/13235 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
410 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 24/10/2007 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalılardan ... yönünden kısmen kabulüne, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine diğer davalılar hakkındaki istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 15/10/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazlarına gelince, a)Davacı, Gümrük Müdürlüğü tarafından kendisine gönderilen tebligatın, tebligattaki adreste oturduğu halde adresten ayrıldığı açıklaması ile tebligat yapılmadan geri götürülmesinin hak kaybına yol açtığını ileri sürerek, uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir.
233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye ekli cetvelde Kamu İktisadi Kuruluşları arasında yer alan PTT, aynı Kararname'nin 2/3. maddesi gereğince sermayesinin tamamı devlete ait olup tekel niteliğindeki mal ve hizmetleri kamu yararı gözeterek üretmek ve pazarlamak üzere kurulan ve gördüğü bu kamu hizmeti dolayısıyla ürettiği mal ve hizmetler imtiyaz sayılan kamu iktisadi teşebbüsü olarak tanımlanmıştır.
PTT’nin, Kanun Hükmünde Kararname ve Ana Statü'de yer alan düzenlemeler saklı kalmak üzere özel hukuk kurallarına bağlı olduğu belirtilmiştir. Sözü edilen yasal düzenlemelerden, bu nitelikteki kuruluşların özel hukuk kurallarına göre yönetileceği ve faaliyet göstereceği, eylem ve işlemlerinin idari eylem ve işlem niteliğinde olmayıp diğer özel hukuk tüzel kişilerinde olduğu gibi, özel hukuka ilişkin bulunduğu sonucuna varılmalıdır.
Davalılardan ...'nün açıklanan niteliği gereği, üçüncü kişilerle aralarında çıkacak uyuşmazlıklara da idari yargı yerinde değil, adli yargı yerinde bakılmalıdır.
Yerel mahkemece, açıklanan yasal düzenlemeler gözetilmeyerek, davalılardan ... yönünden yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b-Davacı, yanlış tebligat nedeniyle teslim alamadığı eşya bedeli yanında bunların satışından elde edebileceği % 25 orandaki kar kaybının da ödetilmesini istemiştir. Kural olarak haksız eylemden ... zarar, zarara uğrayan eşyanın gerçek bedelinin zararın doğduğu günden itibaren yasal faiz yürütülerek ödenmesi ile karşılanmış olur. Bunun yanında ayrıca bu eşyadan elde edilebilecek kar, zarar kapsamı içerisine katılamaz.
Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle fazla tazminata karar verilmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/864, K. 2010/13235, 20 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama