KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/15040 E., 2012/19554 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
349 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... vd. tarafından, davalı ... A.Ş. aleyhine 25/08/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın reddine dair verilen 05/07/2011 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18/12/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalı şirket vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, iş yerinde meydana gelen patlama nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili, davacının 15/05/2009 tarihinde işyerinde meydana gelen patlamanın doğalgaz sızıntısı nedeniyle meydana geldiğini belirterek, maddi ve manevi tazminat istemli eldeki bu davayı açmıştır.
Davalı vekili patlamanın doğalgaz kaynaklı olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece, olayın doğalgaz ya da LPG patlaması niteliğinde olmayıp, iş yeri sahibi olan davacının deposunda tiner ve diğer kimyasalları depolarken gerekli teknik önlemleri almamasından kaynaklanan patlama niteliğinde olduğunu ve davacı tarafın %100 kusurlu olup davalının kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu olay nedeni ile davalı hakkında taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan Eskişehir 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/30 Esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği anlaşılmaktadır. Borçlar Yasası'nın 53. maddesi gereğince ceza mahkemesinin beraat kararı, hukuk yargıcı yönünden bağlayıcı değilse de ceza mahkemesince belirlenecek maddi olgular hukuk yargıcı yönünden de bağlayıcıdır. Dava konusu olayın özelliği nedeniyle ceza mahkemesindeki davanın sonucu beklenmeli ve ondan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/15040, K. 2012/19554, 18 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama