KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/7311 E., 2012/8661 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
461 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 14/07/2008 gününde verilen dilekçe ile tasarrufun iptali ve tescil istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28/01/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre
davalı ...'nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı ...'nın diğer temyiz itirazına gelince:
Dava, muvazaaya (BK 18. madde) dayalı tasarrufun iptali davasıdır. Yerel mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, karar, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları zarara uğratılanlar, tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü, danışıklı olan bir hukuki işlem haksız eylem niteliğindedir. Ancak muvazaalı muamele (danışıklı işlem) ile hakkın zarar gördüğünün benimsenebilmesi için danışıklı işlemde bulunandan bir alacağın var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı işlemin yapılması gerekir.
Somut olayda; davacının icra alacaklısı sıfatıyla başlattığı icra takibi devam ederken davalı ... adına kayıtlı Ankara İli Haymana ilçesi Sarıgöl köyündeki 236, 385, 16, 99 ve 162 parsel sayılı taşınmazlar diğer davalıya değerinin altında satılmıştır. Davacının bu davadaki amacı muaccel alacağını tahsil edebilmek için hukuki muamelenin kendisi yönünden geçersizliğini sağlamaktır. Davacının bu hakkı, ayni değil kişisel bir hak olması itibariyle kişisel bir sonuç doğurur.
Davacının iddiasının kanıtlanması durumunda iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı alacağın tahsilini sağlamaya yönelik bulunduğu da gözetilerek, taşınmazın ayni ile ilgili bulunan tapunun iptaline değil (olayda kıyasen uygulanması gereken İİK’nun 283/1. maddesi uyarınca) iptal ve tescil olmaksızın başka bir olgu veya kararla alacağı kesinleşen davacının bu hakkından dolayı taşınmazın haciz ve satışına karar verilebilecektir. Bu davanın amacıda budur.
Şu halde mahkemece icra takibine konu alacağın tahsiline imkan verecek ölçüde haciz ve satış imkanı sağlanmasına yönelik hüküm kurulmalıdır. Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK 438. maddesi uyarınca karar düzeltilerek onanmalıdır..
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/7311, K. 2012/8661, 16 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama