KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/20513 E., 2023/7290 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/634 Esas - 2021/584 Karar
- Hüküm/karar
- Davanın Reddi
- İlk derece mahkemesi
- Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Karar Metni
961 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki haksız fiil nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar velkili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından trafik sigortası yapılan... plakalı aracın davacıların öz çocuğu olan ...'a ... kullanımında iken 13.04.2005 tarihinde çarpmak suretiyle ölümüne sebebiyet verdiğini, Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/27 Esas ve 2010/358 Karar sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacıların 3. kişi konumunda destekten yararlanan olduğunu, davacıların her birine ayrı ayrı destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesi gerektiğini belirterek, fazlaya dair haklar saklı kalmak ve daha sonra arttırılmak üzere ... için 1,00 TL, ... için 1,00 TL olmak üzere toplam 2,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren uygulanacak faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili 18.07.2018 tarihli dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunarak, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda kazanın 13.04.2005 tarihinde meydana geldiği, davanın ise 07.02.2018 tarihinde açıldığı, kaza sonucunda bir kişi ölmüş olup eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, öngörülen 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin geçtiği açık olup, davada davalı vekili tarafından süresi içerisinde zamanaşımı def'i ileri sürüldüğü anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalının 18.07.2018 tarihli talebi üzerine mahkemenin 23.07.2018 tarihli süre uzatım kararına rağmen davalı tarafça yasal süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunulmadığını, ayrıca davanın zamanaşımına uğramadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, dava dilekçesinin davalıya 05.07.2018 tarihinde tebliğ edilmesine, davalı tarafça zamanaşımı defini içerir dilekçenin 18.07.2018 tarihinde süresinde sunulmasına, olay tarihinin 13.04.2005, dava tarihinin 07.02.2018 olmasına, olay tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun'un 455/1 ve 102. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109 uncu maddesi uyarınca davanın zamanaşımına uğramış olmasına göre;
mahkeme kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalının 18.07.2018 tarihli talebi üzerine mahkemenin 23.07.2018 tarihli süre uzatım kararına rağmen davalı tarafça yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunmamış olması sebebiyle öncelikle bu sebebe dayanılarak itirazlarının reddi gerektiğini, davaya konu kazanın 13.04.2005 tarihinde meydana geldiğini, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ise 01.04.2005 tarihinde yürürlüğe girdiğini, ilk derece mahkemesinin zamanaşımını 765 sayılı mülga Kanun'a göre değerlendirmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, olay tarihinde 5237 sayılı Kanun'un maddeleri yürürlükte bulunduğundan davalının zamanaşımı definin 5237 sayılı Kanun'a göre değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 13.04.2005 tarihinde davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanlara destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 765 sayılı Kanun'un 455/1 ve 102 nci maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 109. maddesi.
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinde motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazmini için kaza gününden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğü,
aynı maddenin ikinci fıkrasında davanın cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklanması durumunda ceza kanununun öngördüğü ceza zamanaşımının (sürücü, işleten veya diğer sorumlular için fark gözetilmeksizin) uygulanacağının hükme bağlanmış olması, eylemin suç oluşturması yeterli olup, ayrıca fail hakkında mahkumiyet kararı ile sonuçlanmış bir ceza davasının varlığının gerekmediği, (HGK'nin 10.10.2001 gün 2001/19-652, 2001/705 K). kaldı ki.
HGK'nin 2014/17-2198 E, 2015/1495 K sayılı kararında tek taraflı kazalarda dahi, ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinin belirtilmiş olması, KTK'nın 109/II. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için kamu davasının açılmış olması veya mahkumiyet kararı verilmiş bulunması aranmamakta olup cezayı gerektiren fiilin varlığının yeterli olması, somut olayda kazanın 13.04.2005 tarihinde meydana geldiği, davanın ise 07.02.2018 tarihinde açıldığı, kaza sonucunda bir kişi ölmüş olup eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan mülga 765 sayılı Kanun'un 102/4. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu,
5 yıllık ceza zamanaşımı süresi geçtikten sonra davanın açılmış olması ve davada davalı vekili tarafından süresi içerisinde zamanaşımı def'inin ileri sürüldüğünün anlaşılması karşısında, usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/20513, K. 2023/7290, 31 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama