KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/15598 E., 2025/8111 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2623 E., 2021/2753 K.
Karar Metni
875 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili belediye adına kayıtlı olan ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... parselde kayıtlı 433 m2'lik taşınmazın ... tarafından kullanılamaz hale getirildiği ve üzerinden yol geçirildiğinin tespit edildiğini, imar durumuna göre dava konusu taşınmazın ... Alanlar gösteriminde kaldığını, 1/25000 ölçekli ... Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planına göre ...
Sakıncalı Alanlar gösterimine ilişkin plan notunda yer alan ilgili idarece onaylı jeolojik ve jeoteknik etüt raporları sonucunda jeolojik sakıncalı alan olarak tespit edilen kesin yapı getirilmiş alanlardan olduğunu, dolayısıyla parsele inşaat izninin verilemediğini, söz konusu parselin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı onama sınırı dışında, parselin küçük bir kısmının 1/5000 ölçekli nazım imar planın onama sınır içinde kaldığını, söz konusu parselin içinde bulunduğu alan için hazırlanan Jeolojik - Jeoteknik Etüt Raporu onay tarihi olan 12.06.2006 tarihi itibariyle bölgede "Yerleşime Uygun Olmayan Alan" olarak belirlendiğini,
parselin herhangi bir yapılaşma hakkının bulunmadığını, davalı tarafın kazıları sonrasında doğal karakteri korunacak alanda yer alan taşınmazın jeolojik yapısının bozulduğunu ve heyelanlar sebebi ile jeolojik sakıncalı alan haline geldiğini, bu nedenle taşınmaz sahiplerinin mülkiyet haklarını kullanamadıklarını, doğal bir olaya dayanmayan taşınmazların yok oluşuna neden olan davalının tazminat yükümlülüğünün açık olduğunu, davalı şirketin ...
Belediyesince gecekondu önleme bölgesinde yer alan taşınmazların yok oluşuna neden olunması sebebiyle yargı kararları sonrasında ödenen tazminatlar ardından adlarına tescil işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için 775 sayılı Kanun'un 27 ve 34. maddelerine dair şerhlerin kaldırılması istemli 18.12.2015 tarihli başvurusunun davalı yanın sorumluluğunun göstergesi olduğunu, taşınmazın eski hale dönüştürülebilmesinin çok zor olduğunu, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 10.000,00 TL bedelin davalıdan tahsiline,
ödeme sonrasında dava konusu taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tapu kayıtlarının incelenmesinde anılan taşınmazın o zamanki adıyla ... Belediyesine 1971 yılında ifraz işlemi ile intikal ettiğini anlaşıldığını, dava konusu taşınmazın 4761 sayılı parselin 1264 adet parsele ifrazı esnasında ...
Belediyesine ayrılan bir parsel olduğunu, davacı idarenin kayıtlarda malik olarak yer aldığı bu taşınmazın bedelsiz şekilde tahsis ile elde edildiğini, bu taşınmaz için davalı belediyenin bedel ödemediğini, öte yandan kalan parselleri vatandaşlara bedel karşılığında sattığını, dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkili şirketin hiçbir müdahalesinin bulunmadığını, davacının bu yöndeki iddialarının tamamen asılsız olduğunu, zamanaşımı def'ileri bulunduğunu, davacı tarafın aktif husumet ehliyetine sahip olmadığını, tapu ve kadastro makamları ile ...
Belediyesi bir idari karardan bahsederek ancak bu idari kararın kapsamı içinde olmayan mahallerde kendi kendilerine tapular ihdas ederek tescil ettiklerini, ...
Belediyesinin de bunları sonradan 3. kişilere sattığını, davacının geçerli bir mülkiyet hakkının bulunmadığını, en azından müvekkiline karşı aktif husumet ehliyetine de sahip olmadıklarını, davacının mülkiyet hakkının düştüğünü, müvekkili şirket çalışmasının hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin bahsi geçen bölgedeki faaliyetlerinin hukuka ve kazanılmış haklara uygun olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, davacının emsal olarak gösterdiği kararların esas alınamayacağını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mah. 6653 parselde kayıtlı taşınmazın davalı ... tarafından güvenlik teli ile çevrilen hafriyat sahası dışında, güvenlik telinin yaklaşık 140 metre batısında, doğal dokusu bozulmayan alanda kaldığı, söz konusu parselde davalı şirket tarafından fiili el atmanın bulunmadığı gibi zarar da verilmediğinin 12.11.2020 havale tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğunun yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu taşınmazın doğal dokusu bozulmayan alanda kaldığının nasıl belirlendiğinin raporda açıklanmadığını, muhtemelen çit dışında kalmış olması sebebi ile bu tespite yer verilmiş ise de mevcut parselde yapılaşma hakkı olmadığı ve jeolojik sakıncalı alanda kaldığı düşünüldüğünde eksik inceleme ile varılan bir tespit olduğunu, ... tarafından jeolojik yapısı bozulan alanın bir bütün olarak kabul edilmesi ve dava konusu parselin ... içindeki parselden ayrı tutulmaması gerektiğini, çevresel dengeyi bozan ve tüm doğal yapıyı yok eden davalı yanın fiili eylemi sebebi ile kusursuz sorumluluğu bulunduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının tapuda adına kayıtlı taşınmazına davalının haksız olarak el attığı iddiasıyla açılan tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kapsamına alınmadığı, taşınmazın bulunduğu alanın mülga ... ve .... Genel Müdürlüğünce 12.06.2006 tarihinde onaylanan "...
3 Ayrı Yerleşimin İmar Planına Esas Jeolojik Etüt Raporu"na göre yerleşime uygun olmayan alan sınırlarında kaldığı için hukuki el atma kapsamında değerlendirilemeyeceği, taşınmazın konut veya ticari kullanıma alınmasının jeolojik yapısı nedeniyle mümkün olmadığı, kısıtlılık halinin imar planındaki özgülenme durumundan kaynaklanmadığının anlaşılmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/15598, K. 2025/8111, 21 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama