KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/4107 E., 2024/1313 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/68 E., 2020/268 K.
- Dava tarihi
- 03.12.2014
- Hüküm/karar
- Davanın Kısmen Kabulü
Karar Metni
747 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında görülen kasko sigortasından kaynaklanan rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 17.02.2013 tarihinde müvekkiline kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın, yol üzerinde bulunan kaya parçasına aracın alt kısımlarının çarpması sonucu takla atarak hasarlandığını, sovtaj değerinin düşülmesinden sonra kalan 19.500,00 TL'nin 12.04.2013 tarihinde dava dışı sigortalıya ödendiğini, yapılan bu ödeme ile müvekkili şirketin sigortalısının kanuni halefi olduğunu, kaza tespit tutanağında da belirtildiği gibi yolun bakım ve onarımından davalı idarenin sorumlu ve kusurlu olduğunu belirterek 19.500.00 TL'nin ödeme tarihi olan 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 31.12.2014 tarihli ve 2014/511 Esas, 2014/584 Karar sayılı kararı ile; davanın hizmet kusuruna dayalı olarak açıldığı, görev-yargı yolu yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınacak hususlardan olduğu, davanın idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlık olduğu gerekçesiyle davanın yargı yolu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.10.2016 tarihli ve 2016/11628 Esas, 2016/8882 Karar sayılı kararı ile.
"Dosya kapsamına göre, davacı vekilince dava dilekçesinde, davanın ilk olarak Elazığ 2. İdare Mahkemesi'nde açıldığı, idare mahkemesinin 2013/594 E,,2013/763 K sayılı ilamı ile adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiğinin iddia edildiği; ancak idare mahkemesinin bahsi geçen dosyasının dosya içinde bulunmadığı, bu nedenle öncelikle Elazığ 2. İdare Mahkemesi'nin 2013/594 E, 2013/763 sayılı dosyasının getirtilmesi, kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması,
kesinleşmesi halinde yargılamın durdurularak dosyanın kül halinde Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi ve Uyuşmazlık Mahkemesinden çıkacak kararın beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacının bu iddiası araştırılmadan ve dahi idare mahkemesinin dosyası getirtilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği " gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece Elazığ 2. İdare Mahkemesi'nin 2013/594 E, 2013/763 sayılı dosyasının getirtilip kesinleşmesinden sonra dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; Uyuşmazlık Mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğuna karar verilmiştir.
Mahkemenin 15.12.2020 tarihli ve 2017/68 Esas, 2020/268 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile 14.625,00 TL'nin davalıdan 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kaza anında sürücünün dikkatsiz, tedbirsiz, hava ve yol şartlarına uygun olmayan şekilde, kontrolsüz ve kurallara aykırı olarak seyrettiğini, bu nedenle kazanın oluşumunda doğrudan doğruya sorumlu olduğunu, davalı idarenin bir kusurunun bulunmadığını, bilirkişi raporuna itirazları doğrultusunda Adli Tıp Kurumundan da rapor alınması gerekirken hüküm kurmaya elverişli olmayan rapor doğrultusunda karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kasko sigortası poliçesi kapsamındaki tek taraflı trafik kazası sonucu araçta oluşan hasar sebebi ile dava dışı sigortalıya ödenen tazminat bedelinin rücuen tahsili talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi.
3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4107, K. 2024/1313, 8 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama