KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/5406 E., 2025/265 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ocak 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2018 E., 2022/396 K.
- İlk derece mahkemesi
- Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
901 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin Eskişehir Devlet Hastanesi'nde kadın hastalıkları ve doğum doktoru olarak görev yaptığını; müvekkilinin, davalılar ... ve ...'ın bebekleri olan ...ın 24.03.2017 tarihinde doğumunu gerçekleştirdiğini, tıbbi bir hata bulunmamasına rağmen bebeğin engelli doğduğunu ve 03.02.2020 tarihinde vefat ettiğini, davalıların bu süreç içerinde sosyal medya hesaplarından yapmış oldukları paylaşımlar ve CNN Türk'e verdikleri röportajda kullandıkları söz ve ifadelerle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını,
hasta sayısında azalmaya bağlı maddi zarara uğradığını belirterek asıl davada, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminat ile 29.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili; birleşen davada, davalılar tarafından Show TV'ye verilen röportajda kullanılan söz ve ifadeler nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalılar asıl ve birleşen cevap dilekçesinde; müvekkillerinin tüm eylemlerinin hak arama özgürlüğü kapsamında olduğunu, davacıya zarar vermek amacı ile hareket edilmediğini, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl ve birleşen davaya konu röportajlar ve sosyal medya paylaşımlarında davacı doktorun kimlik bilgileri ve fotoğrafına yer verilmediği, kişilik haklarına saldırı teşkil eden bir söz ve ifade kullanılmadığı, çocukları % 98 engelli doğan anne ve babanın bu durum karşısında hissettiklerini ifade ettikleri gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl ve birleşen davaya konu röportajlarda davalılar tarafından eleştiri sınırları aşılmamakla beraber; asıl davaya konu, davalılar tarafından 23.04.2020, 12.03.2020 ve 18.04.2020 tarihinde sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarda kullanılan söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline; birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalılar tarafından hiç kusuru bulunmayan müvekkili doktor aleyhine hatalı doğum yaptırmış şeklinde algı oluşturulduğunu, davalılar tarafından fotoğrafı ve iş adresi de belirtilmek suretiyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, iş ortamında itibarının zedelendiğini, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, asıl ve birleşen davanın ispatlandığını, tam kabul kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerinin çocuklarının yaşamış olduğu sağlık sıkıntısı ve akabinde vefat etmesine bağlı hukuk mücadelesi yürütüldüğünü, hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davacıya yönelik eleştiri ve ifade özgürlüğünün sınırlarının aşılmadığını, asıl dava yönünden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalılar tarafından medya kuruluşlarına verilen röportajlar ve sosyal medyada yapılan paylaşımlarda kullanılan söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının zedelendiği ve maddi zarara uğradığı iddiası ile asıl davada maddi ve manevi tazminat; birleşen davada manevi tazminat talebine ilişkindir.
1. Birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2022 yılı için 107.090,00 TL’dir.
Birleşen davada davacı tarafından kişilik haklarına saldırı iddiası ile davalılardan 100.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Şu durumda, birleşen davada davacı tarafından temyize konu edilen miktar 100.000,00 TL olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince karar tarihi itibarıyla Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Asıl davada davacı vekilinin ve davalılar vekilin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, asıl davada davacının kişilik haklarına saldırı olduğu kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmesinin; olay tarihi, tarafların konumu, zararın ağırlığı dikkate alındığında asıl davada hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/5406, K. 2025/265, 9 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama