KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/10090 E., 2025/5264 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/392 D.İş., 2023/396 K.
- Sayısı
- İHK-2023/28879
- Sayısı
- K-2023/96730
Karar Metni
1.010 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde.
22.10.2018 tarihinde davacının yolcu olduğu ve davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı ... şirketince yapılan ödemenin yetersiz olduğunu, bakiye için yapılan başvuruya olumlu yanıt verilmediğini ileri sürerek açtığı belirsiz alacak davasında, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.800,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici bakıcı gideri,
2.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 8.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 25.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiş, 07.04.2023 tarihinde sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 284.930,87 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, 18.10.2022 tarihinde davacıya 75.069,13 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.282,50 TL geçici bakıcı gideri, 4.070,30 TL geçici iş göremezlik tazminatı ödemesi yapıldığını, sigorta şirketinin bu ödeme sonrası ibra edildiğini, taleplerin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, kusur oranının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, koruyucu ekipman kullanılmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumu' ndan (ATK) alınması gerektiğini,
Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediğini, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılması gerektiğini, başvurucunun kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigorta şirketinin faiz sorumluluğunun başvuru tarihinden itibaren yasal faiz olarak kabul edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 284.930,87 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 26.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsiline, kalan kısmının reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunulması üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın vekalet ücretine yönelik kabulüne, vekalet ücretinin maktu vekalet ücretinin altında kalmayacak şekilde AAÜT'ye göre belirlenen rakamın 1/5'i oranında olacak şekilde düzeltilmesine, diğer hükümlerin aynen icrasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; taleplerin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, sigorta şirketi tarafından 18.10.2022 tarihinde 75.069,13 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.282,50 TL geçici bakıcı gideri, 4.070,30 TL geçici iş göremezlik tazminatı ödendiğini, zararın giderildiğini, ödeme tarihi itibariyle hesaplama yapıldığında ödemenin yeterli olduğunun görüleceğini, aksi halde ise hesaplanacak tazminattan ödemenin güncellenerek düşülmesi gerektiğini, kaza ile illiyetli olmayan arazlarla birlikte zarar hesabının yapıldığını, maluliyet oranının yüksek belirlendiğini,
ATK tarafından düzenlenmeyen raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, iyileşme sürecinin beklenmeden rapor alındığını, maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediğini, kusur oranının ATK raporu ile belirlenmesi gerektiğini, davacı kaza tarihinde 18 yaşının altında olduğundan geçici iş göremezlik tazminatı istenemeyeceğini, ayrıca geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığını,
hesaplamanın TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, kaza nedeniyle elde edilen gelirlerin düşülmesi gerektiğini, kask takılı olmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılmamasının hatalı olduğunu, dava ile talep edilen miktara dava tarihinden, ıslah ile talep edilen miktara ıslah tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini, vekalet ücretinin AAÜT'ye göre belirlenen rakamın 1/5' i oranında olması gerektiğini, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, uzlaşma olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı ve tedavi gideri talebine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir.
Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez.
Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez.
Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir.
Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında davacı, sürücü ile arkadaş olduklarını beyan etmiştir. Davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı ... şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10090, K. 2025/5264, 7 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama