KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/6104 E., 2023/9314 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/456 E., 2021/506 K
- Birleşen dava
- Adana 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/123 esas sayılı dosyası
- Hüküm/karar
- Asıl davada maddi tazminat davasının kabulü, asıl davada manevi tazminat davasının kısmen kabulü, birleşen davanın reddi
Karar Metni
1.218 kelime·6 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasında görülen kasten yaralama nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davada maddi tazminat talebinin kabulüne, asıl davada manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı asıl ve birleşen davada davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; 18.01.2013 tarihinde davalının davacıyı satırla yaraladığını, bu yaralanma nedeniyle sol el parmaklarının kırılması sonucu malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 30.10.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 10.319,87 TL olarak ıslah etmiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davada maddi tazminat talebini ıslah yoluyla 10.319,87 TL'ye yükselttiklerini, kararın bozulması ile devam eden yargılamada maddi zararın 20.225,30 TL olarak belirlendiğini, bozma öncesi ıslah haklarını kullanmaları nedeniyle eldeki davayı açtıklarını belirterek 9.905,43 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; ceza davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, davacıda iş gücü kaybı oluşmadığını, talep edilen tutarın sebepsiz zenginleşmeye sebep olabileceğini belirterek davanın reddini istemiş; birleşen davaya yönelik cevap dilekçesinde ise asıl davaya yönelik beyanlarını tekrar ederek davanın asıl dava ile birleştirilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.11.2015 tarihli ve 2014/754 Esas, 2015/835 Karar sayılı kararı ile maddi tazminat talebinin kabulü ile 798,60 TL geçici ve 9.521,27 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 10.319,87 TL maddi tazminatın ve 3.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 25.12.2017 tarihli ve 2016/3012 esas, 2017/8657 karar sayılı ilamıyla; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek "...Mahkemece hükme esas alınan, davacının beden gücü kayıp oranının belirlenmesine ilişkin 03.07.2015 tarihli raporun tek hekim tarafından düzenlendiği, kesin olmayıp kanaat bildirir nitelikte olduğu ve davalının da bu rapora itirazda bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece davalının itirazlarını karşılayacak şekilde davacının beden gücü kayıp oranının belirlenmesine yönelik olarak yeniden usulüne uygun rapor alınıp, bu rapora dayalı hesap raporu alındıktan sonra hüküm kurulması gerekirken, tek hekim tarafından düzenlenen rapor esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 04.02.2020 tarihli ve 2018/262 esas, 2020/97 karar sayılı kararı ile asıl ve birleşen dava yönünden maddi tazminat talebinin kabulü ile 20.225,30 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 09.10.2020 tarihli ve 2020/2843 esas, 2020/3264 karar sayılı ilamıyla; davalının kesinleşen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verilerek "...Mahkemece bozma ilamına uyularak maluliyet raporu ile hesap raporu alınmış, bozmadan önce alınan maluliyet raporundaki oranlar ile bozmadan sonra alınan rapordaki oranlar aynı olmasına rağmen bozmadan sonra alınan hesap raporundaki miktar bozma öncesi hesap raporundaki miktardan fazla çıkmıştır.
Davacı bozma öncesi alınan hesap raporunda belirtilen 10.319,87 TL üzerinden istemini ıslah etmiş ve mahkemece verilen ilk kararda bu miktar esas alınarak hüküm kurulmuştur. Bozmadan sonra alınan hesap raporunda davacının maddi zararının 20.225,30 TL olduğunun belirtilmesi üzerine davacı aradaki fark için ek dava açmış, asıl ve ek dava birleştirilmiş ve sonuçta mahkemece maddi tazminat isteminin 20.225,30 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece verilen ilk hüküm davacı tarafından temyiz edilmediği için bozmaya uyma ile birlikte davalı yönünden usuli kazanılmış (müktesep) hak oluşmuştur. Bir usul işlemi ile taraflardan biri yararına doğmuş ve uyulması zorunlu olan hak olarak tanımlanan usuli müktesep hakkın çeşitlerinden biri de hükmün taraflardan birinin temyizi ile gerçekleşir.
Bu nedenle taraflardan birinin temyizi üzerine kararın bozulması ve mahkemece bu bozma kararına uyulması durumunda artık o tarafın aleyhine hüküm verilemez. Mahkemece verilen 22.12.2015 tarihli davanın kısmen kabulüne dair ilk karar sadece davalı tarafça temyiz edilmiş, Dairemizin 25.12.2017 tarihli ve 2016/3012 esas, 2017/8657 karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Mezkur bozma ilamı ile kararı temyiz eden davalı yararına maddi ve manevi tazminat miktarları yönünden usuli müktesep hak oluşmuştur. Mahkemece verilen ikinci kararda bozma ilamına uyulmasına rağmen ilk kararda hükmedilen maddi tazminattan daha üst düzey bir tazminata hükmedilmiştir. Bu durum ise Dairemizin yukarıda anılan bozma ilamı ile davalı yararına oluşan usuli müktesep hakkın ihlaline neden olmuştur.
Şu halde, mahkemece bu yönler gözetilmeksizin ek dava ile talep edilen maddi tazminat miktarının hüküm altına alınması doğru görülmemiştir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak ilk kararın sadece davalı tarafça temyiz edilmiş olması nedeniyle davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, bu nedenle asıl dava yönünden ilk karardaki miktar üzerinden maddi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 798,60 TL geçici ve 9.521,27 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 10.319,87 TL maddi tazminatın 2.000,00 TL'lik kısmına olay tarihinden ve kalan kısmına da 05.11.2015 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline,
manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; asıl davada aleyhe hükmedilen maddi ve manevi tazminatın hukuki olmadığını, davacının beden gücü kaybına ilişkin raporun tek hekim tarafından verildiğini, davaya konu olayı davacının başlattığını, mahkemece bu durum gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; 18.01.2013 tarihinde davalı tarafından kasten yaralanan davacının asıl davada maddi ve manevi tazminat, birleşen davada ek maddi tazminat taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 56 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6104, K. 2023/9314, 18 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama