KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/10745 E., 2025/16716 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/885 D. İş 2024/877 Karar
- Sayısı
- 2024/İHK-39041
- Sayısı
- K-2024/243356
Karar Metni
1.434 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan araç ile 60... plakalı aracın çarpışması sonucunda 12.06.2018 tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, davacının sigortalı araçta yolcu olduğunu, davacının maluliyet oranının %19 olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre %1,8 teknik faiz uygulanmadan %0 teknik faize göre yapılması gerektiğini, tazminatın ödenmesi için sigorta şirketine başvuru yapıldığını,
cevap verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 08.05.2024 tarihli bedel artırım dilekçesi ile talebini 327.700,27 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun 2 yıllık hak düşürücü sürede yapılmadığı için reddinin gerektiğini, maluliyet artışına ilişkin raporda tespitin yer almadığını, taraflar arasında kazadan kaynaklı tüm alacak kalemleri için ibraname imzalandığını, davacı vekiline 18.07.2019 tarihinde 32.299,73 TL ödeme yapıldığını, işbu komisyon başvuru tarihinin 16.10.2023 olduğunu, ödeme tarihinin üzerinden 2 yıldan fazla süre geçtiğinden davanın reddinin gerektiğini, davacının daha öncesinde de aynı kaza nedeniyle başvuru yaptığını,
Sigorta Tahkim Komisyonunun 2022.E.398976 sayılı dosyası ile yargılaması sonucunda ödeme yapıldığı konusunda çekişme bulunmadığı, 12.06.2018 tarihinden itibaren 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra 27.10.2022 tarihinde işbu başvurunun yapılmış olması, davacının maluliyet oranının arttığına dair herhangi bir iddiasının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, davacının bu karar sonrasında yeniden 2022.
E.446823 sayılı dosyası ile de yargılaması sonucunda ödeme yapıldığı konusunda çekişme bulunmadığı, 12.06.2018 tarihinden itibaren 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra 27.10.2022 tarihinde işbu başvurunun yapılmış olması,
davacının maluliyet oranının arttığına dair herhangi bir iddiasının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, davalının iletilen evrakları inceleyerek uzmanlarca tespit olunan tazminat miktarını davacıya ödediğini, davacının ihtirazi kayıt koymadan almış olduğu ödeme karşısında tekrar aynı kazaya ve aynı maluliyete ilişkin olarak başvuru yapmasının hukuka aykırı olduğunu, ihbar sonrası sürekli iş göremezlik tazminatı %5 maluliyet, %100 kusur oranına göre 32.299,73 TL olarak hesaplandığını, hesap edilen tutarın 18.07.2019 tarihinde ödendiğini, davalının tamamen ibra edildiğini, davanın reddinin gerektiğini,
ibranamenin iptalinin istenebilmesi için fahiş miktarda fark olması gerektiğini, miktarın uzman kişilerce tespit edildiğini ve ihtirazi kayıt olmaksızın davacının aldığını, davanın öncelikle dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddinin gerektiğini, mevzuata uygun maluliyet raporu ile davalıya başvuru yapılmadığından geçerli bir başvurunun olmadığını ve usulden reddinin gerektiğini, mevzuata uygun sağlık kurulu raporu sunulmadığından değerlendirme yapılamadığını, sunulan maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığını, sunulan maluliyet raporunun yetkili olmayan kurumdan alındığını,
davacının tanı ve tedavisinde görev alan hekimlerin sağlık kuruluna katılacağını, Adli Tıp uzmanının görev almadığından katılamayacağını, dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilerek rapor alınması gerektiğini, sunulan maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olmadığından hükme esas alınamayacağını, davacının kendi müracaatı ile hazırlandığını, üç kişilik heyetten oluştuğunu, hepsinin adli tıp uzmanlarından oluştuğunu, raporun usul ve şekil şartlarına aykırı düzenlendiğini, muayene ibaresi bulunsa da ibarenin genel geçer olduğunu, kişinin muayene edilmeden yalnızca belgelere göre değerlendirildiğini, raporun geçersiz olduğunu,
davacının maluliyet oranının tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi gerektiğini, maluliyet raporuna yönelik itirazların dikkate alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, medikal incelemede raporun uygun olmadığının tespit edildiğini, çelişkiler giderilmeden aktüer raporu aldırıldığını, raporda belirtilen %7 maluliyet oranının kabul edilmediğini, kazaya bağlı skarların toplamda yaklaşık 25 cm alanı kapladığı dikkate alındığında vücut yüzey alanının %1'ini yani 1 70... 'yi geçmediğini, medikal rapor ile maluliyet raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini,
kusur oranlarının tespiti için dosyanın bilirkişiye gönderilmesinin gerektiğini, yapılan ödemenin güncelleştirilerek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, aktüer bilirkişisinden rapor alınması gerektiğini, davalı temerrüde düşmediğinden faiz ve yargılama giderlerinden sorumlu olmadığını, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, uzlaşma olup olmadığının araştırılmasının gerektiğini, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının talebinin kabulüne, 327.700,27 TL tazminatın 22.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının itirazının reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın hatalı olduğunu, başvurunun 2 yıllık hak düşürücü sürede yapılmadığı için reddinin gerektiğini, maluliyet artışına ilişkin raporda tespitin yer almadığını, taraflar arasında kazadan kaynaklı tüm alacak kalemleri için ibraname imzalandığını, davacı vekiline 18.07.2019 tarihinde 32.299,73 TL ödeme yapıldığını, işbu komisyon başvuru tarihinin 16.10.2023 olduğunu, ödeme tarihinin üzerinden 2 yıldan fazla süre geçtiğinden davanın reddinin gerektiğini, davacının daha öncesinde de aynı kaza nedeniyle başvuru yaptığını,
Sigorta Tahkim Komisyonunun 2022.E.398976 sayılı dosyası ile yargılaması sonucunda ödeme yapıldığı konusunda çekişme bulunmadığı, 12.06.2018 tarihinden itibaren 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra 27.10.2022 tarihinde işbu başvurunun yapılmış olması, davacının maluliyet oranının arttığına dair herhangi bir iddiasının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, davacının bu karar sonrasında yeniden 2022.
E.446823 sayılı dosyası ile de yargılaması sonucunda ödeme yapıldığı konusunda çekişme bulunmadığı, 12.06.2018 tarihinden itibaren 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra 27.10.2022 tarihinde işbu başvurunun yapılmış olması,
davacının maluliyet oranının arttığına dair herhangi bir iddiasının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, davalının iletilen evrakları inceleyerek uzmanlarca tespit olunan tazminat miktarını davacıya ödediğini, davacının ihtirazi kayıt koymadan almış olduğu ödeme karşısında tekrar aynı kazaya ve aynı maluliyete ilişkin olarak başvuru yapmasının hukuka aykırı olduğunu, ihbar sonrası sürekli iş göremezlik tazminatı %5 maluliyet, %100 kusur oranına göre 32.299,73 TL olarak hesaplandığını, hesap edilen tutarın 18.07.2019 tarihinde ödendiğini, davalının tamamen ibra edildiğini, davanın reddinin gerektiğini,
ibranamenin iptalinin istenebilmesi için fahiş miktarda fark olması gerektiğini, miktarın uzman kişilerce tespit edildiğini ve ihtirazi kayıt olmaksızın davacının aldığını, davanın öncelikle dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddinin gerektiğini, mevzuata uygun maluliyet raporu ile davalıya başvuru yapılmadığından geçerli bir başvurunun olmadığını ve usulden reddinin gerektiğini, mevzuata uygun sağlık kurulu raporu sunulmadığından değerlendirme yapılamadığını, sunulan maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığını, sunulan maluliyet raporunun yetkili olmayan kurumdan alındığını,
davacının tanı ve tedavisinde görev alan hekimlerin sağlık kuruluna katılacağını, Adli Tıp uzmanının görev almadığından katılamayacağını, dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilerek rapor alınması gerektiğini, sunulan maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olmadığından hükme esas alınamayacağını, davacının kendi müracaatı ile hazırlandığını, üç kişilik heyetten oluştuğunu, hepsinin adli tıp uzmanlarından oluştuğunu, raporun usul ve şekil şartlarına aykırı düzenlendiğini, muayene ibaresi bulunsa da ibarenin genel geçer olduğunu, kişinin muayene edilmeden yalnızca belgelere göre değerlendirildiğini, raporun geçersiz olduğunu,
davacının maluliyet oranının tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi gerektiğini, maluliyet raporuna yönelik itirazların dikkate alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, medikal incelemede raporun uygun olmadığının tespit edildiğini, çelişkiler giderilmeden aktüer raporu aldırıldığını, raporda belirtilen %7 maluliyet oranının kabul edilmediğini, kazaya bağlı skarların toplamda yaklaşık 25... alanı kapladığı dikkate alındığında vücut yüzey alanının %1'ini yani 1 80... 'yi geçmediğini, ayrıca hipertrofik skar veya keloid niteliğinde de olmadığı,
oranın fahiş olduğunu, yara izi ile kaza arasında illiyete ilişkin herhangi bir delil bulunmadığını, raporda fotoğrafların yer almadığını ve medikal rapor ile maluliyet raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, %1,65 teknik faize göre hesaplama yapılması gerektiğini, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, uzlaşma olup olmadığının araştırılması gerektiğini beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan araç ile dava dışı aracın çarpışması sonucu gerçekleşen çift taraflı trafik kazasında sigortalı araçta yolcu olarak bulunan davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
12.06.2018 tarihinde gerçekleşen kaza sebebiyle davacıya 18.07.2019 tarihinde 32.299,73 TL sürekli iş göremezlik nedeniyle ödeme yapıldığı ve 10.07.2019 tarihli "İbraname, Feragat Beyanı ve Sulh Anlaşması" başlıklı belgenin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Davacının dava dilekçesindeki iddia ve talepleri, davalının cevap dilekçesi ve savunmaları ile tüm dosya kapsamı birlikte incelenmekle; davaya konu kaza sebebiyle taraflar arasında 10.07.2019 tarihli "İbraname, Feragat Beyanı ve Sulh Anlaşması" başlıklı belge ile anlaşmaya vardıkları ve işbu davanın 16.10.2023 tarihi itibariyle Karayolları Trafik Kanunu m. 111 ile belirtilen 2 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açıldığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken İtiraz Hakem Heyeti tarafından yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozmanın kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/10745, K. 2025/16716, 15 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama