KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/10772 E., 2026/1261 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/996 Değişik İş, 2024/1000 Karar
Karar Metni
762 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın karışmış olduğu 10.11.2021 tarihli trafik kazasında davacının malul kaldığını, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapıldığını ancak ödeme olmadığını beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik belirsiz alacak olarak 240.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 676,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 240.676,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 24.06.2024 tarihli talep artırım dilekçesiyle 430.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Karayolları Trafik Kanunu (KTK) 97. Maddesi gereğince sigorta şirketine başvuru yapılırken zorunlu evraklar sunulmadığından ve sunulan maluliyet raporu usulüne uygun alınmadığından başvurunun öncelikle usulden reddedilmesi gerektiğini, kusur durumunun şüpheye yer vermeyecek şekilde tespiti gerektiğini, sunulan maluliyet raporunun yönetmeliğe aykırı olduğunu, yetkili sağlık kuruluşu tarafından tanzim edilmediğini, raporun uzman mütalaa raporu ile çelişkili olduğunu, tazminat hesabının aktüer siciline kayıtlı bilirkişi tarafından TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 oranında teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğini,
illiyet bağı değerlendirilerek müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, sigorta şirketinin poliçede belirtilen limit dahilinde sorumlu olduğunu, hukuki dayanağı olmayan rapor ücreti talebinin reddi gerektiğini, uygulanması gereken faizin dava tarihinden itibaren ve yasal faiz olması gerektiğini, aleyhe tazminata karar verilmesi halinde hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan ücretin 1/5'i olması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun kabulü ile 430.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 26.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın kısmen kabulü ile vekalet ücretine ilişkin bendin düzeltilmesine diğer itirazların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; aktüer bilirkişi hesabında %1,65 teknik faiz uygulanması gerekirken prograsif rant yöntemiyle hesaplama yapılmasının ve anılan raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, sunulan maluliyet raporunun yönetmeliğe aykırı olduğunu, yetkili sağlık kuruluşu tarafından tanzim edilmediğini, rapor için davalı ... şirketinden sevk yazısı alınmadığını, raporun uzman mütalaa raporu ile çelişkili olduğunu, çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
davacı tarafından sigorta şirketine yapılan başvuru esnasında zorunlu evraklar sunulmadığından ve sunulan maluliyet raporu usulüne uygun alınmadığından davanın usulden reddedilmesi gerekirken esasa girilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, kusur yönünden itirazların dikkate alınmadığını, davacının KTK 52. Madde gereğince tali kusurlu olduğunu, ek bilirkişi raporu alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminat hesabının hatalı olduğunu,
davacının kaza tarihinde 18,74 yaşında olup kaza tarihi itibariyle bakiye ömrünün 55,2 yıl olduğu ve 73,94 yaşına kadar yaşayacağı ancak bilirkişi tarafından hesap tarihi itibariyle bakiye ömür tespiti yapılarak 74,06 yaşına kadar yaşayacağı belirlendiğinden 0,12 yıl için fazladan hesaplama yapıldığını, kaza tarihi itibariyle bakiye ömre bakılması gerekirken hesap tarihi ile bakılmasının genel şartlara aykırı olduğunu, müterafik kusur şartları oluşmasına rağmen aksi yönde hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mevcut evraklarda kaza esnasında kask ve korucuyu tertibat takılı olmadığının tespit edildiğini,
davacıya ait tıbbi evraklarda diz yaralanması olduğu belirtildiğinden hesaplanan tazminat tutarlarından %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini beyanla ve resen dikkate alınacak sebeplerle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalıya ZMMS poliçesi ile sigortalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki dava dışı aracın karışmış olduğu 10.11.2021 tarihli trafik kazasında yaralanıp malul kalan davacının uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, özellikle davacının TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre bakiye ömür süresinin kaza tarihindeki yaşına göre belirlenerek hesaplama yapılması gerekirken bilirkişi raporunda bakiye ömür süresinin davacının hesap tarihindeki yaşı esas alınarak belirlendiği anlaşılmış ise de hesaplanan tazminat miktarının poliçe teminat limitinin çok üstünde olması ve teminat limiti kadar tazminata hükmedilmiş olması karşısında,
kaza tarihindeki yaşa göre bakiye ömür süresi belirlenmesinin sonuca etkili olmaması ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/10772, K. 2026/1261, 9 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama