KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/14166 E., 2025/14568 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/3 37... /3844 Karar
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 31. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/2 79... /149 Karar
Karar Metni
700 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin TC Cumhurbaşkanlığı ... olarak görev yaptığını, davalı ...
Milletvekili'nin TBMM'de 18.12.2020 tarihinde yaptığı basın açıklamasında sarf ettiği söz ve ifadeler nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, müvekkili hakkında konuşmaya konu iddia yönünden 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'na Aykırılık suçundan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın itiraz edilmeden kesinleştiğini, dava konusu arsa vasıflı taşınmazın ...
Müdürlüğü ile yapılan sözleşme uyarınca kiralandığını, kurum tarafından yerinde yapılan tespitte kiralama sözleşmesine aykırı bir durum olmadığının tespit edildiğini, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile kararın yayınlanması talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı hakkında davalının iddiasına konu eylem nedeniyle Boğaziçi Kanunu'na Aykırılık suçundan 03.09.2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, somut olayda kaçak yapı ve yıkım kararının söz konusu olmadığı, davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı ve eleştiri sınırlarının aşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın 18.12.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline; mahkeme hükmünün yayınlanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair verilen karardan yaklaşık 3 ay sonrasında 18.12.2020 tarihindeki basın toplantısında davalı tarafından, davacının boğazda kaçak yapı yaptığının ileri sürüldüğü; bu isnadın hiçbir dayanağının bulunmadığı, bu haliyle davacının kişilik haklarının hedef alındığı ve basın özgürlüğünden bahsedilmesinin hukuken mümkün olmadığı, kişilik hakları saldırıya uğrayan davacı lehine manevi tazminat şartlarının oluştuğu;
hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen tazminat miktarının az olduğunu, caydırıcı olarak değerlendirilemeyeceğini, kamuoyu nezdinde müvekkilinin güvenilirliğinin ve itibarının zedelendiğini, tazminat miktarının iftiranın meşrulaştırılmasına teşvik niteliğinde olduğunu, davalının sosyal ekonomik durumu, olaydaki ağır kusuru, tarafların toplum içindeki konumunun değerlendirilmesi gerektiğini, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, tam kabul kararı verilmesi gerekirken kısmen kabule ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu konuşmanın bir bütün halinde değer yargısı niteliğinde olduğunu, müvekkilinin milletvekili olarak halkı aydınlatma görevini üstlendiğini, dava konusu yerde yapılan yapıların 13.04.2020 tarihli kira sözleşmesinden önce inşa edildiğini bu anlamda görünür gerçeklik olduğunu, davacının siyasi kimliği gereğince eleştirilere katlanması gerektiğini, ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, davanın reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; 18.12.2020 tarihinde TBMM'de yapılan basın toplantısında davalı ... Milletvekilinin sarf ettiği söz ve ifadeler nedeniyle TC Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı olan davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacı hakkında 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'na Aykırılık suçundan yürütülen ceza soruşturması neticesinde atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile 03.09.2020 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiğinin,
bu kararın kesinleşmesinden sonra 18.12.2020 tarihinde davalı tarafından sarf edilen söz ve ifadeler ile hukuka aykırı şekilde davacıya suç isnat edildiğinin, bu yönü ile dava konusu basın toplantısında davalı tarafından sarf edilen ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmesinin ve olay tarihi, tarafların konumu, zararın ağırlığı dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/14166, K. 2025/14568, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama