KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/1347 E., 2025/15696 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/211 E., 2024/328 K.
Karar Metni
1.001 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 04.12.2000 tarihinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini ve bu olayda sürücü davalı sevk ve idaresindeki resmi araç ile .. Caddesinden ve .. istikametine seyrederken direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi neticesinde kaldırıma çıkmak suretiyle kaldırımda yürüyen müvekkiline ve birkaç kişiye çarptığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve haklarının saklı kalması koşulu ile davacının yaraları nedeni ile çalışamadığını, oysa bu kaza olmasa idi ..'da 2.500,00 TL maaşla çalışacağını, kalıcı sakatlıklar oluştuğunu, bu sebeplerle 15.000,00 TL maddi tazminat ve 25.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir. Davacı vekili talebini 01.06.2024 tarihinde 108.379,13 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, olayda sürücünün kusurunun bulunmadığını, faiz istenemeyeceğini, tazminatın fahiş olduğunu, SSK'lı olan davacının tedavi ücretleri için davalıya SSK tarafından dava açıldığını, kazada kusurlarının olmadığını, davacının ayakta duramaz hallerinin görülmediğini, eğer sakatlanmış ise tam teşekküllü hastanelerden rapor alması gerektiğini, ..'da 2.500,00 TL maaşla çalışacağı iddiasının kabul edilemez olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalı süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 21.11.2011 tarihli ve 2005/323 Esas- 2011/468 Karar sayılı kararıyla; davacının vücut bütünlüğünden %12.02 oranında azalma olduğu ve malul kaldığının raporla sabit olduğu, kusurun davalı sürücü yönünden %50 oranında belirlendiği, manevi tazminatın olay tarihi de dikkate alınarak belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL maddi tazminat, 12.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 27.000,00 TL'nin 04.12.2000 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, manevi tazminat açısından fazlaya yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde tüm taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 21.02.2013 tarihli ve 2012/33 59... /2891 Karar sayılı ilamıyla; davacının maluliyetinin davacının en yakın üniversite hastanesine veya İstanbul ATK ilgili ihtisas dairesine sevki sağlanarak muayenesinin yapılması ve dava konusu trafik kazasına bağlı yaralanması nedeni ile vücut çalışma gücünden kaybedip kaybetmediği konusunda Sosyal Sigorta Sağlık İşleri Tüzüğüne uygun olarak heyet raporu alınması,
dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde davacının bölüşük kusuru bulunmadığı belirlendiğine göre oluşan zararın tümünden davalıların sorumlu tutulması gerektiği, davalıların ödedikleri tazminat nedeniyle diğer sorumlulara karşı, kusurları oranında, her zaman rücu davası açma hakları olduğu, dava dışı aracın belirlenemeyen şoförüne verilen kusur oranında indirim yapılmasının usul ve yasaya uygun düşmediği, davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
davacının iş gücünün sürekli eksilmesi nedenine dayalı uğradığı zararı hesaplayan bilirkişinin davacının pasif dönem içinde de aktif dönem sonu için belirlenen geliri üzerinden gelir elde etmeye devam edeceği varsayımı ile hesaplama yapıldığı, davacının bilinen mesleğinin demirci ustalığı olduğu, pasif dönemde asgari ücretin üzerinde bir gelir elde edebileceğine ilişkin bir kanıt sunulmadığı anlaşıldığından, pasif dönem gelirinin net asgari ücret esas alınarak belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada raporlar arası çelişkinin giderilmesi için alınan Adli Tıp Kurumu'nun raporuna göre davacının %20.2 maluliyeti olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; 108.379,13 TL maddi tazminatın ve 12.000,00 TL manevi tazminatın 04.12.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dikkatsiz seyreden davalı araç sürücüsünün yaya kaldırımında bulunan müvekkile kendi kusuru sonucu çarptığı ve müteveffa ...'ın yaralanmasına neden olunan kazada hiçbir kusurunun bulunmadığı şeklindeki eylemin oluş biçimi, kazanın yaşandığı tarihteki paranın alım gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yukarıda belirtilen ilkeler dikkate alındığında, kusur durumu, maluliyet oranı ve yaralanmanın şekline göre davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının düşük olduğunu belirtmiştir.
Davalı ... vekili; karara konu bilirkişi raporunda hesaba ilişkin açık ve anlaşılır bir tablo veya hesaplama raporda yer almamakta olup, belirlenen rakamlara nasıl ulaşıldığının belirsiz olduğunu, raporun bu haliyle anlaşılmaz ve denetimden uzak olduğunu, ayrıca, raporda kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusursuz sorumluluğu mevcut olduğundan bahisle yapılan hesaplamanın yanlış olduğunu, zaman aşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini belirtmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; ıslah dilekçesinin aradan geçen süre itibariyle yasal süre içerisinde verilmiş olduğu kabul edilemeyeceğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, ayrıca ıslah dilekçesinin tebliğ edilmediğini, hesaplamanın Yargıtay bozma ilamına uygun olmadığını belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalıların işleteni, sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve karara esas alınan maluliyet raporunun bozma ilamında belirtilen hususlara uygun düzenlenmesine göre davacı vekilinin tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalıların diğer temyiz itirazları yönünden;
6100 sayılı HMK'nın 177 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan ıslah dilekçesinin karşı tarafa bildirilmesi gerektiği konusundaki düzenleme, adil yargılanma hakkı kapsamında bulunan savunma hakkının etkin biçimde kullanılmasını teminen konulmuş olup hassasiyetle üzerinde durulmalıdır. Bu yasal düzenlemede, davada taraf olanların haklarının korunması amaçlanmış olup tarafların yargılama süreçlerine etkin bir şekilde katılımı ise yapılan tüm tebligatların usulüne uygun olması ile sağlanabilecektir.
Somut olayda; davacı tarafça bozma ilamından sonra sunulan 01.06.2024 tarihli ıslah dilekçesinin, bildirilmemesi nedeniyle HMK 177/3. maddesine aykırı davranılmış, davalının hukuki dinlenilme ve savunma hakkı ihlal edilmiştir. Şu durumda; davacı tarafından sunulan 01.06.2024 tarihli ıslah dilekçesinin davalılara tebliği ile davalıların hukuki dinlenilme hakkının kullanılmasına olanak verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden, ıslah dilekçesi ile istenilen kısmı da kapsar şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/1347, K. 2025/15696, 25 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama