KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/4443 E., 2025/6941 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2097 E., 2025/76 K.
Karar Metni
1.591 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Tarifeler Yönetmeliği'nin 50. maddesinin abonesiz su kullanan meskenler tespit edildiğinde, 51. maddesinin ise abonesiz su kullanan işyeri, sanayi kuruluşu ve inşaat tespit edildiğinde tesis edilmesi gereken işlemleri düzenlediğini, davalının, davacı idarede Su Sayaç Ayar ve Kaçak Abone Şube Müdürü olarak görev yaptığı dönemde ...
Tarifeler Yönetmeliği'nin yürürlük tarihinden sonra yapılan abonelerin dosyalarının incelenmesinde; sekiz abonenin dosyasında yönerge ve yönetmeliğe aykırı bir şekilde düzenlenen ihbarnameye rastlandığını, oysa bu sekiz abone hakkında ...
Tarifeler Yönetmeliği'nin 50. ve 51. maddelerine göre ihbarname değil, abonesiz kaçak su kullanmaktan dolayı tutanak düzenlenmesi ve bu tutanaklara istinaden de cezalı su tahakkuku yapılmasının gerektiğini, davalının tutanak düzenlemek yerine ihbarname düzenletmek suretiyle hem mevzuata aykırı işlem yaptığını hem de bu şekilde işlem yapması sonucu yönetmeliğe göre uygulanması gerekli idari paza cezasının uygulanmadığını,
bu nedenle de müvekkili idarenin toplam 81.393,04 TL zarara uğramasına neden olduğunu ve davalının Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/236 Esas ve 2009/198 Karar sayılı dosyasında mahkumiyetine karar verildiğini belirterek 81.393,04 TL kurum zararının olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı idare tarafından davalının, kurumda yapmış olduğu görev ve yetkisini aşacak düzeyde sorumluluk yüklenerek dava konusu zarardan sorumlu tutulmaya çalışıldığını, davalının genel müdürlük talimatları ve yönetmelikler kapsamında işini ifa ettiğini, kesinleşen ceza dosyasında davalının eylemi veya ihmali ile kurumun zarara uğratıldığına ilişkin hiç bir tespit olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.10.2019 tarih ve 2009/172 Esas, 2019/375 Karar sayılı kararıyla; davalının, davacı kurumda Su Sayaç Ayar ve Kaçak Abone Şube Müdürü iken görevini tam olarak yerine getirmeyip davacı kurumun zararına olacak şekilde eylemlerde bulunduğu ve ve Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07.04.2009 tarih, 2006/236 Esas ve 2009/198 Karar sayılı dosyasında ''memurun bildiği suçu bildirmemesi'' suçundan mahkumiyetine karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 81.393,04 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 25.10.2019 tarih ve 2009/172 Esas, 2019/375 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.10.2021 tarih ve 2021/237 Esas, 2021/999 Karar sayılı kararıyla; dava konusu olaya ilişkin Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/236 Esas ve 2009/198 Karar sayılı dosyasında davalının, suç tarihinde ...
Genel Müdürlüğünde Su Sayaç Ayar ve Kaçak Abone Şube Müdürlüğü görevini yürüttüğü halde abonesiz su kullanan kişilere ilişkin suç tutanağı düzenlettirip suçu ihbar etmediği gerekçesiyle memurun bildiği suçu bildirmeme suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve kararın Yargıtay aşamasından geçerek kesinleştiği, 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi uyarınca hukuk hakiminin ceza mahkemesinin kusur tespiti ve beraat kararı ile bağlı olmadığı,
ancak ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağının kabul edilmesi gerektiği, eldeki davada kesinleşen ceza mahkemesi kararında davalının suçu ihbar etmediği kabul edilse dahi, kaçak su kullanıcıları belli olmasına rağmen usulsüzlük tespit edildikten sonra davacı kurum tarafından kaçak su kullananlar hakkında kaçak su kullanma cezası uygulanması ile ilgili herhangi bir çalışma yapılmadığı,
davacı kurumun bu hususta sadece davalı çalışanına başvurmasının hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.10.2021 tarih ve 2021/237 Esas, 2021/999 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 29.02.2024 tarih ve 2021/25640 esas, 2024/2280 karar sayılı ilamı ile; ''...Dosya kapsamından, Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2009 tarih, 2006/236 Esas ve 2009/198 Karar sayılı dosyasında; davalı ve dava dışı Abone İşleri Şube Müdürü hakkında görevi ihmal ve memurun bildiği suçu bildirmemesi suçlaması ile yapılan yargılama sonucunda, suç tarihi öncesinde dava dışı ... ...'ın ...
Genel Müdürlüğünde Abone İşleri Şube Müdürü olarak, davalının da Su Sayaç Ayar ve Kaçak Abone Şube Müdürü olarak çalıştığı, abonesiz su kullandığı tespit edilen şahıslarla ilgili olarak kontrol yapan ve davalının şubesinde çalışan işçiler tarafından suç tutanağı düzenlenmeyip abone olmalarını sağlamaya yönelik ihbarname düzenlediği ve bu kişilerin bu eylemlerinin savcılığa ihbar edilmediği, bu nedenle ...
Genel Müdürlüğü'nün zararının doğduğu ve abonesiz su kullanan kişilerle ilgili suç tutanağı düzenlemenin ve adli merciilere bildirmenin Abone İşleri Şube Müdürünün görev ve sorumluluklarından olmayıp Su Sayaç Ayar ve Kaçak Abone Şube Müdürü olan davalının görev ve sorumlulukları arasında olduğu,
bu nedenle bu eylem nedeniyle dava dışı ... hakkında görevi kötüye kullanmak ve suçu ihbar etmemek suçlarından beraat kararı verilmesi gerektiği, davalı yönünden ise atılı suçun sabit olup cezalandırılmasının gerektiği,
ancak aynı eylem nedeniyle sanık ... hakkında hem görevi kötüye kullanmak suçundan 765 sayılı TCK'nın 230/2 nci maddesi uyarınca hem de suçu ihbar etmemek suçundan 765 sayılı TCK'nın 235/1 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istenilmiş ise de davalının eyleminin 765 sayılı TCK'nın 79 uncu maddesi hükmü dikkate alındığında daha ağır cezayı öngören ve TCK'nın 235/1 inci maddesinde düzenlenen suçu ihbar etmemek suçunun unsurlarını oluşturacağı ve bu sanık yönünden bu suçtan hüküm kurulmasının gerektiği ve katılan idarenin zararları karşılanmadığından 5271 sayılı CMK'nın 231 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının
bulunmadığı gerekçesiyle davalı sanık ...'nun üzerine atılı memurun suçu ihbar etmemesi suçunun sabit olduğu ve sanığın suç tarihinde katılan ...
Genel Müdürlüğünde Su Sayaç Ayar ve Kaçak Abone Şube Müdürlüğü görevini yürüttüğü halde abonesiz kaçak su kullanan kişilere ilişkin suç tutanağı düzenlettirip suçu ihbar etmediği gerekçesiyle mahkumiyetine karar verildiği ve kararın süresinde temyiz edilmemesi üzerine verilen ek kararın Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından onanarak kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davalının Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2009 tarih, 2006/236 Esas ve 2009/198 Karar sayılı dosyasında suç tarihinde katılan ... Genel Müdürlüğünde Su Sayaç Ayar ve Kaçak Abone Şube Müdürlüğü görevini yürüttüğü halde abonesiz kaçak su kullanan kişilere ilişkin suç tutanağı düzenlettirip suçu ihbar etmediği kanısına varıldığı gerekçesiyle mahkumiyetine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu anlamda davalının eyleminin sabit olduğu anlaşılmıştır.
6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi (818 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi) gereğince. Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.
Ancak ceza mahkemesinin maddi olguların tespitine yönelik kararı hukuk hakimi yönünden de bağlayıcıdır. Somut olayda davalının suç tarihinde katılan ...
Genel Müdürlüğünde Su Sayaç Ayar ve Kaçak Abone Şube Müdürlüğü görevini yürüttüğü halde abonesiz kaçak su kullanan kişilere ilişkin suç tutanağı düzenlettirip suçu ihbar etmediği hususu ve davalının haksız eylemi nedeniyle davacı kurumun zarara uğradığı sabit olduğundan mahkemece, davacının zarar kapsamının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, ceza dosyası kapsamı ile ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu dikkate alınarak, suç tarihinde kaçak su şube müdürü olarak çalışan davalının abonesiz su kullandıkları halde dava dışı şahıslar hakkında suç tutanağı düzenleyerek kaçak işlemi yapmayıp uyarı yazısı niteliğinde ihbarname düzenlemesi nedeniyle davacı kurumun zararının oluştuğu, ancak davacı kurum zararının ceza dosyası kapsamından 2000-2004 tarihleri arasında meydana geldiğinin anlaşıldığı,
davacı Belediyenin de uzun süre denetim görevini ihmal ederek zararın artmasına neden olduğu ve uzun süre denetim görevinin ihmal edilmesinin zarara uğrayan davacı yönünden müterafik kusur oluşturduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda "ana para alacağı" olarak tespit edilen zarar miktarından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 52/1. maddesi uyarınca takdiren % 50 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 40.696,52 TL'nin 01.07.2004 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline,
davacının fazlaya ilişkin talebinin ise reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının ceza mahkemesinde mahkumiyetine karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu zararın sadece kurum tarafından bildirilen verilere göre hesaplanmasının hatalı olduğunu, zarar tespiti sonrasında kusur oranı belirlenerek ve varsa illiyet bağı tespit edilerek iddia kapsamında karar verilmesi gerektiğini, davalının birimi tarafından ihbarname evrakları ve tespitleri üst birimlere iletilmiş olup bu konuda ihtilaf bulunmadığını, durumdan haberdar edilen kurumun cezayı kesmemesi veya düzeltme hakkını kullanmamasından davalı müvekkilinin kusurlu bulunmasının doğru olmadığını,
ilgililer hakkında kurum tarafından ceza uygulansaydı dahi bu cezalar hakkında itiraz ve dava yolları ve ceza miktarları hakkında denetim ve usulsüzlük itirazlarının yargı konusu olabilecekken bu kişilerin usulsüz kullanımlarının davalıdan tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, olay tarihinde Su Sayaç Ayar ve Kaçak Abone Şube Müdürü olarak görev yapan davalı tarafından abonesiz kaçak su kullanmaktan dolayı tutanak tutularak cezalı su tahakkuku yapılması gerekirken ihbarname düzenlemek suretiyle gerekli idari para cezasının uygulanmaması nedeniyle uğranılan kurum zararının tazmini istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/4443, K. 2025/6941, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama