KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2007/7529 E., 2011/24777 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2011
Karar Metni
623 kelime·3 dk okuma
Nitelikli zimmet suçundan sanıklar ... ve ...'ın yapılan yargılanmaları sonunda; zincirleme biçimde basit zimmet suçundan mahkümiyetlerine dair, Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29/12/2005 gün ve 2005/282 Esas, 2005/412 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar ve müdafıileri tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi;
Sanık ... müdafiin süresinden sonra vaki duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK. nun 318. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK.nun 232/4. maddesinin buyurucu nitelikteki "karar ve hükümler bunlara katılan hakimler tarafından imzalanır" hükmü ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 20/11/2007 gün ve 2007/4.MD-196 Esas, 2007/245 sayılı Kararına aykırı olarak 29/12/2005 günlü duruşma tutanağının hükme esas teşkil eden kısa kararı içeren 1. sayfasının hükme katılan Üye Hakimler Rıza Ilgın (20384) ve Şeref Çaylı (20280) tarafından imzalanmaması,
765 sayılı TCK.nun 202/1-2. madde ve fıkralarında düzenlenen zimmet suçunun alt sınırı itibariyle beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi karşısında; 5271 sayılı CMK.nun 150/3, 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı biçimde sanık ... müdafiin yokluğunda hüküm kurulmak suretiyle adı geçen sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 04/05/2010 gün ve 2009/7-223 Esas, 2010/104 ve 08/02/2005 gün ve 2004/5-146 Esas, 2005/7 sayılı Kararlarında vurgulandığı üzere. 25/11/2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4603 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2 ve 5. fıkraları uyarınca, T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası ve T.C.
Emlak Bankası ile birlikte özel hukuk statüsüne tabi tutularak anonim şirket haline dönüştürülmek suretiyle, personeli hakkında 233 ve 399 sayılı KHK.lerin uygulanması olanağı ortadan kaldırılmış, bu suretle de anılan banka personelinin memur gibi cezalandırılmaları olanaksız hale getirilerek,
bu personelin zimmet ve nitelikli zimmet eylemleri nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 202. maddesinin tatbik yeteneği ortadan kaldırılmış ise de, anılan değişiklikle banka mensuplarının bu tür eylemleri suç olmaktan çıkarılmamış,
banka aleyhine gerçekleştirdikleri zimmet ya da nitelikli zimmet eylemleri 4389 sayılı Bankalar Yasasının 22. maddesinin 3. fıkrası ve 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Yasası'nın 160. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile yaptırım altına alınmış olması karşısında 25/11/2000 tarihinden itibaren Türkiye Ziraat Bankası personelinin zimmet suçlarında 4389 sayılı Yasanın 22 ve 5411 sayılı Yasanın 160. maddeleri, 25/11/2000 tarihinden önce işlenen zimmet suçlarında ise 4389 ve 5411 sayılı Yasaların anılan maddeleri ile 765 sayılı TCK.nun 202. maddesi uyarınca değerlendirme yapılıp,
lehe olan yasa hükümleri uygulanarak hüküm kurulması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken uygulanma olanağı bulunmayan 5237 sayılı Yasa uyarınca yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Sanıkların lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK.nun 212. maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" şeklindeki düzenleme uyarınca T.C. Ziraat Bankası A.Ş.
Etlik/Ankara şubesinde Tasarruf, Tevdiat, Bankkart ve Tasarrufu Teşvik servisinde görevli olan sanıkların önceden anlaşıp fikir birliği içerisinde hareket ederek gerçeğe aykırı dekont ve havale düzenlemek suretiyle gerçekleştirdikleri kabul edilen eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da sanıklar haklarında mahkümiyet hükmü kurularak, buna göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Sanıklar haklarında, 5237 sayılı TCK.nun 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi ve 5237 sayılı TCK.nun 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle zimmet suçunu işlediği kabul edilen sanıklar haklarında aynı Yasanın 53/5. maddesi uyarınca "açık ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde" bu belirtilen hak ve yetkiyi kullanmaktan yasaklanmalarına karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt doğuracak biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2007/7529, K. 2011/24777, 1 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama