İçeriğe geç
AC
5. Ceza Dairesi Esas: 2009/4695 Karar: 2012/7411 Tarih: 2012

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2009/4695 K.2012/7411

5. Ceza Dairesi 2009/4695 E. , 2012/7411 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Cebri irtikap HÜKÜM : Sanıkların zincirleme biçimde cebri irtikap suçundan ayrı ayrı mahkümiyetlerine Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen

Karar Özeti

5. Ceza Dairesi 2009/4695 E. , 2012/7411 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Cebri irtikap HÜKÜM : Sanıkların zincirleme biçimde cebri irtikap suçundan ayrı ayrı mahkümiyetlerine Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen

Karar Detayı

5. Ceza Dairesi 2009/4695 E. , 2012/7411 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Cebri irtikap HÜKÜM : Sanıkların zincirleme biçimde cebri irtikap suçundan ayrı ayrı mahkümiyetlerine Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 12/02/2008 gün ve 2007/9-230 Esas, 2008/23 sayılı Kararı ve hükmolunan ceza miktarları gereğince sanıklar müdafiin duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verildikten sonra incelenerek gereği düşünüldü: 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle irtikap suçunu işlediği kabul edilen sanıklar haklarında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre 04/07/2005 olan suç tarihinin karar başlığında 04/07/2006 olarak yanlış gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Olay tarihinde Almus İlçe Tarım Müdürlüğünde Ziraat mühendisi ve teknikeri olarak görev yapan sanıkların yem bitkileri (fiğ, yonca vb.) desteklemesi ekiliş ve üretim kontrolü için mesai saati dışında Serince köyüne geldikleri, dosyada mevcut tutanaklarda isimleri geçen 13 köylünün tarlasında tespit yapmak için kişi başına 17'şer TL para talep ettikleri, bir kısım vatandaşların soru sormaksızın sanıkların kamu görevlisi olmalarından kaynaklanan güvenle bu parayı sanıklara ödedikleri, bir kısmının ise sanıklara bu parayı ne için istediklerini sorduğu, sanıkların ise bu paranın harcırah parası olduğunu ve ödemedikleri takdirde tespit yapmayacaklarını beyan ettikleri, bunun üzerine bu şahısların kendilerinden talep edilen parayı sanıklara ödedikleri şeklinde gerçekleşen dava konusu olayda sanıkların icbar sureti ile irtikap suçunu işledikleri iddia ve kabul edilmiş ise de; icbar suretiyle irtikap suçunun, kamu görevlisinin yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle ferdi icbar etmesi, belli bir manevi şiddete ulaşmış manevi cebrin etkisinde kalan ferdin hukuka aykırı olduğunu bilmesine rağmen kamu görevlisinin haksız işlemini önlemek zorunluluğunda kalarak ona veya başkasına yarar sağlaması veya vaatte bulunması ile oluşacağı gözetildiğinde somut olayda sanıkların yasanın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan bir davranışları bulunmadığından cebri irtikap suçunun unsurlarının bulunmadığı, 5237 sayılı TCK'nın rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde “rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, somut olayda ise menfaati sağlayan kişilerin yasal zeminde bulunmaları nedeniyle rüşvet suçunun unsurlarının da gerçekleşmediği, ikna suretiyle irtikap suçunun oluşması için mağdurun, kamu görevlisinin istediği çıkarın yasa ve görevi gereği verilmesi gerektiğine hileli davranışlarla inandırılmış olması gerektiği, dava konusu olayda ise mağdurların ya sanıkların memuriyet sıfatlarına duydukları güvenden dolayı ya da istedikleri paranın harcırah ve taşıt parası olduğunu söylemek suretiyle hileli davranışlarda bulunduklarından sanıklarca istenilen parayı ödedikleri, bu suretle sanıkların zincirleme biçimde ikna suretiyle irtikap suçunu işledikleri, para veren 13 mağdurun soruşturma evresinde verdikleri ve samimi görülen anlatımları, harcırah alınmasının yasal dayanağı bulunmadığına yer veren muhakkik raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı halde, suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması, Kanuna aykırı ve sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla