KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/6319 E., 2025/9712 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/117 Esas, 2020/89 Karar
- Karar
- Ret
Karar Metni
964 kelime·5 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasında görülen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... ili, ... ilçesi, ... köyü 329 parselde 1/4 oranında pay sahibi olduğunu, parselin 2.700 m² olduğunu, davalı ... tarafından söz konusu parselin tamamına kamulaştırmasız el konulduğunu ve asfaltlanmış şekilde yol olarak kullanıldığını, davalı tarafından bugüne kadar her hangi bir kamulaştırma işlemi yapılmadığını, bu nedenle davacının zarara uğradığını, bilirkişilerce tespit edilecek değerin dava tarihi itibarıyla işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini davalı tarafın haksız kullanımı ile davacının payına isabet eden dava tarihinden itibaren geriye doğru 5 yıllık süre için 500,00 TL ecrimisilin her dönem başından işleyecek faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: davacıya ait taşınmazın daha Belediye kurulmadan çok uzun yıllar önce yol olarak kullanıldığını ve bu güne kadar kullanılageldiğini, davalının işgalinin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından 20 yılı çok çok fazla aşan bir zamandan beri devam ettiğinden davacının tapusunun hukuki değerini yitirdiğini, bu nedenle davacının istediği kamulaştırmasız el atma bedeli ile ecrimisil için yasal koşulların oluşmadığını, ayrıca istenilen bedelin de çok yüksek olduğunu, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.03.2013 tarihli ve 2010/366 Esas, 2013/87 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 21.03.2013 tarihli ve 2010/366 Esas, 2013/87 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2 Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu; el atma tarihinin kesin olarak tespiti sonrasında; el atma tarihinin 09.10.1956 tarihinden önce olduğu anlaşıldığı takdirde taşınmazın bu kısmı hakkında 221 sayılı Kanun'un hükümleri uygulanmalıdır.
221 sayılı Kanun'un 1 nci maddesinde "6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 09.10.1956 tarihine kadar kamulaştırma işlerine dayanmaksızın Kamulaştırma Kanunlarının göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır”, 4 üncü maddesinde de.
“Gayrimenkulün bedelini dava hakkı, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer.” hükümleri yer almaktadır. 221 sayılı Kanun 12.01.1961 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, davacının dava hakkı 2 sene sonrası olan 13.01.1963 tarihinde sona ermiş olup, taşınmaza 09.10.1956 tarihinden önce el atıldığı kabul edildiği takdirde davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
ve taşınmaza 09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihleri arasında el atıldığı kabul edildiği takdirde ise taşınmazın el atma tarihindeki nitelikleri (arsa-arazi) belirlenerek buna uygun şekilde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 15 inci maddesi uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu tarafından değerinin tespit edilmesi gerekirken eksik inceleme ile tek Ziraat Mühendisi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Birinci Karar
Mahkemenin 31.10.2017 tarihli ve 2015/225 Esas, 2017/911 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Mahkemece dava konusu taşınmaza ait kadastro tespit tutanakları ve dayanak belgeler getirilip ve ilgili resmî kuruluşlardan dava konusu taşınmazın 1956 öncesi hava fotoğrafları temin edilerek, refakate resen alınacak hava fotogrometri uzmanı bilirkişiler eşliğinde mahallinde keşif yapılarak, hava fotoğrafları üzerinde dava konusu taşınmaza fiilen hangi tarihte el atıldığı ve ilk el atma tarihinden sonra yolda genişleme olup olmadığı mahallinde kesin olarak saptanıp karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza ne zaman el atıldığı kesin olarak tespit edilemediğini, 221 sayılı Kanun'un Anayasa Mahkemesince iptali nedeniyle uygulanma imkanının olmadığını, taşınmazı ifrazen 1964 yılında malik olunduğunu, bilirkişi raporunu kabul etmediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki davacı ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 9.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve 2021/19 Esas,
2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
3.Temyizen incelenen ve bozma ilamına uyularak verilen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/6319, K. 2025/9712, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama