KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2008/47 E., 2010/5770 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık, yalan beyanda bulunmak
- Hüküm
- Hükümlü hakkında yeniden değerlendirme isteminin; hükümlünün cezasının 5237 Sayılı TCK ile uygulama yapılarak indirilmesine ilişkin talebin reddine ve mahkemece daha önce verilen kararın sanık yönünden aynen infazına
Karar Metni
775 kelime·4 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5252 sayılı Türk Ceza Yasası'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasa'nın 9. maddesinin üçüncü fıkrasında, lehe yasanın saptanmasında başvurulacak yöntem düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya, önceki ve sonraki Ceza Yasalarının ilgili tüm hükümlerinin birbirlerine karıştırılmaksızın uygulanmasını ve her iki yasaya göre ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini gerektirmektedir.
Bu belirleme, herhangi bir inceleme, araştırma, kanıt tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmeyen; eylemin suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması ya da önceki hükümle belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdiri gerektirmemesi gibi hallerde, evrak üzerinde yapılabilecektir.
Ancak; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmiş olması, cezanın, 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesi gözetilerek tayin ve takdirinin gerekmesi, artırım ve indirim oranlarının belirlenmesinin takdiri gerekmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihinin söz konusu olması, seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerin değerlendirilmesinin gerekmesi, önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınması gibi durumlarda, duruşma açılarak değerlendirme yapılmalıdır.
İnceleme konusu karara gelince;
1-5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, hükümlü yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını bozmak, yalan beyanda bulunma suçlarını oluşturan eylem nedeniyle temel cezaların ne şekilde saptanacağının belirlenmesi,
hırsızlık suçunun geceleyin işlenmesi yönünden artırım oranının takdiri, kısmi iade koşullarının gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, gerçekleştiği takdirde indirim oranı ve geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma ile mala zarar verme suçları yönünden uzlaşma hükümlerinin değerlendirilmesi için bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının kullanılması ve önceki yasaya göre suçun yasal öğelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılması ve tüm bunların neden ve gerekçeleri gösterilerek hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Hükmün gerekçe bölümünde lehe Yasanın belirlenmesi amacıyla 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca yapılan karşılaştırmada; hükümlünün, suç ortağı ... ile birlikte gece sayılan zaman diliminde yakınana ait evin camını kırarak içine girip bir adet cep telefonu,
iki adet araç anahtarı ile yakınana ait başka yerde bulunan işyerinin anahtarının alınıp hemen sonrasında bu anahtarlarla iki aracın ve işyerinden diz üstü bilgisayarlarla çekleri çaldıktan sonra yakalandığında adını ... olarak bildirip bu şekilde hakkında kamu davası açılmasına neden olması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin 5237 sayılı TCK.nun 43/1-2. maddesi uyarınca zincirleme tek hırsızlık ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarını oluşturduğu gözetilmeden, dört ayrı hırsızlık ve yalan beyanda bulunma suçlarını oluşturduğunun belirtilmesi,
3-5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile, 765 sayılı TCK.nun 493/2, 80. maddelerinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanığın suç ortağı ... ile birlikte gece sayılan zaman dilimi içerisinde önce yakınanın evine camını kırarak girip içinden bir adet cep telefonu, iki adet araç anahtarı ile işyerinin anahtarını alıp bu anahtarlarla önce araçları ve sonrasında işyerini açarak içinden diz üstü bilgisayar ile çekleri çaldığı, yakınmanın da devam ettiğinin anlaşılması karşısında;
eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/2-d, 43/1. maddelerinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 116/1-4, 119/1 -c, 43/1. maddelerinde belirtilen konut dokunulmazlığını bozma ve 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilmeden bu konularda değerlendirme yapılmaması,
5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylemleri nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
4-Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 493/2, 80, 522 (pek aşırı), 81/2-3.
343/2, 81/1-3. maddeleriyle hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun aynı suça uyan 142/2-d, 143/1, 43/1, (hükümlünün, yakalandığında çaldığı eşyalardan bir adet aracın yerini kolluk görevlilerine gösterip yakınana geri verilmesini sağladığının anlaşılması karşısında; etkin pişmanlığa dayalı kısmi iade nedeniyle yakınanın ceza indirimine rızası olup olmadığı sorularak sonucuna göre 168/1-4.), 53; 116/1-4.
119/1-c, 43/1, 53; 151/1, 53; 268/1. maddesi aracılığıyla 267/1, 53. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddeleri ışığında; "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunda 765 sayılı Yasanın; hırsızlık eylemi yönünden ise 5237 sayılı TCK.nun hükümlerinin hükümlü yararına olduğunun gözetilmemesi,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/47, K. 2010/5770, 6 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama