İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/15205 Karar: 2025/6345 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/15205 K.2025/6345

6. Ceza Dairesi 2023/15205 E. , 2025/6345 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/46 E., 2022/1423 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, te

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/15205 E. , 2025/6345 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/46 E., 2022/1423 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, te

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/15205 E. , 2025/6345 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/46 E., 2022/1423 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul 39. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.10.2021 tarihli ve 2020/547 Esas, 2021/297 Karar sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d, 62, 53. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 23.05.2022 tarihli ve 2022/46 Esas, 2022/1423 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Diğer sanığın usule uygun alınmayan savunmasına göre karar verildiğine, tanığın dinlenmediğine, 168. maddenin uygulanmamasının hatalı olduğuna, mağdurun çelişkili beyanları dışında delil bulunmadığına, beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın gerekçesiz olduğuna, sorguda yasak yöntemle ifadesi alındığından hükme esas olmayacağına, müştekinin çelişkili beyanları dışında delil bulunmadığına, somut ve kesin delil bulunmadığına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 tarihli ve 2013/678-2014/98 sayılı Kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Kanun'un 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca özel hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ispatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü cezanın delil anlayışı ile hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şeklî gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ispata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar iddia etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ispat şartı aranmamaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları, Dairemizin kararları, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. madde metni ve gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinden yararlanacak sanıkların hukuki alacağını tahsil amacıyla hareket eden sanığın akrabası, işçisi ve işvereni olmasıyla sınırlı olmadığı, çek senet tahsilatçısı, mafya ve benzeri amaçla hareket edip kendisine menfaat sağlamaya çalışmadığı müddetçe yakın arkadaşların da yukarıda belirttiğimiz Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararında bahsi geçen "geleneksel yakınlık ilişkileri" kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır. Aksi halin kabulünün ağır haksızlıklara da neden olabileceği açıktır. Mesela; arkadaşı ile yolda gezerken biriyle tesadüfen karşılaştıklarında yanındaki kişinin alacak borç ilişkisi sebebiyle tartışmasına ve akabinde aniden kendisini bir kavganın içinde bulan kişilerden asıl fail alacaklı olduğu için 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi delaletiyle çok az ceza aldığı hatta şikayete tabi ise ceza bile almadığı (TCK 150/1) durumda tesadüfen yanında bulunan arkadaş yağma suçundan yüksek cezalar alabilmektedir. Somut olay incelendiğinde ise, sanık ...'nin kızı olan beraat eden sanık ...'nin mağdurla arasında gerçekleşen altın alışverişi sebebiyle olaya müdahil olduğu dolayısıyla sanığın 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi yollamasıyla tehdit suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288 ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 2. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 39. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,17.06.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanığın kızı ile mağdur arasındaki altın alışverişinden doğan alacak ilişkisi nedeniyle sanığın olaya karışarak nitelikli yağmadan mahkum edildiği olay.

Hukuki İlke: TCK 150/1 uyarınca hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla cebir/tehdit kullanılması halinde eylem yağma değil, 150/1 yollamasıyla tehdit/yaralama suçunu oluşturur; hukuki ilişkinin şekil şartına uygun olması zorunlu olmayıp meşru olması yeterlidir, alacak davası açılıp ispatı beklenmez.

Uygulama Sonucu: bozma

Dava Strateji Notu: Yağma isnadında fail ile mağdur arasında meşru bir alacak ilişkisi varsa TCK 150/1 devreye girer ve ceza büyük ölçüde düşer; ceza yargılamasında ispat şartı aranmadığından alacağın varlığını gösteren her türlü delil toplanmalıdır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla