Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/15233 E. , 2025/2798 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2517 E., 2022/3115 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddine dair ek karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama I.Sanıklar ..., ..., ... ve
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/15233 E. , 2025/2798 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2517 E., 2022/3115 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddine dair ek karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama I.Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında suçundan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hükmolunan cezaların miktarı ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, Bölge Adliye mahkemesince verilen temyiz isteminin reddine ilişkin 13.12.2022 tarihli ve 2022/2517 Esas, 2022/3115 Karar sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazının reddiyle, temyiz isteminin reddine dair ek kararın ONANMASINA, II.Sanıklar ..., ..., ..., ... ve .......hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar müdafiilerinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda (5237 sayılı Kanun), 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Kanun'un 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. 1.Bu açıklamalar ışığında somut olayda, oluş ve dosya içeriğine göre; sanık ... ile mağdur ... arasında suç tarihinden önce birlikte kiraladıkları aracın hasar alması nedeniyle alacak borç ilişkisinin mevcut olduğu, mağdur kollukta alınan beyanından farklı olarak bozma öncesinde mahkemede alacak borç ilişkisini kabul ettiği, sanığın ise aşamalarda kiraladıkları aracın hasarı ile ilgili olarak mağdurdan alacaklı olduğunu savunduğu, mağdurun aşamalarda değişiklik gösteren beyanlarının bulunduğu, şüpheden sanık yaralanır ilkesi gereğince taraflar arasında hukuken geçerli bir alacağın varlığının kabulü gerektiği, sanıkların bu hâliyle eylemlerinin, hukuki alacağın tahsili amacıyla silahla kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözeitlmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması, 2.Somut olayda mağdurun darp edildiği dükkan içerisinde eyleme iştirak eden kişiler yönünden aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğu, tanık M.E.'nin alınan beyanlarında sanık ...'in sopa ile kafasına darbe alıp yaralanan mağdura yardım ettiğini belirttiği, sanıkların atılı suçlamaları kabul etmedikleri, sanıklar ... ve ...'ın olay yerinde bulunduğu ancak sanıklara isnat olunan nitelikli yağma suçunu işlediklerşne dair mahkûmiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, olayda şüphenin söz konusu olduğu, şüpheden sanığın yararlanması gerekeceği şeklindeki genel ceza hukuku ilkeside gözetilerek sanıklar ... ve ...'ın atılı suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi, Yukarıda açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 22.11.2022 tarihli ve 2022/2517 Esas, 2022/3115 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak ayrı ayrı BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Mersin 1.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanık ile mağdur arasında birlikte kiraladıkları aracın hasarından doğan alacak-borç ilişkisi bulunduğu, sanıkların bu alacak nedeniyle mağduru darp ederek nitelikli yağmadan mahkum edildiği olay.
Hukuki İlke: Taraflar arasında hukuken geçerli bir alacak bulunduğunda (şüpheden sanık yararlanır ilkesiyle kabul edilerek) eylem TCK 150/1 yollamasıyla silahla kasten yaralamayı oluşturur; olay yerinde bulunan sanıklar hakkında kesin ve inandırıcı delil yoksa beraat gerekir.
Uygulama Sonucu: bozma
Dava Strateji Notu: Araç hasarı gibi alacak-borç ilişkisi belgelendiğinde yağma nitelemesi TCK 150/1'e çekilerek ceza indirilebilir; delil yetersizliği bulunan iştirak iddialarında şüpheden sanık yararlanır ilkesiyle beraat savunulmalıdır.