Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/19493 E. , 2024/1350 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/49 E., 2023/258 K. HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Katılanlar vekili, sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 say
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/19493 E. , 2024/1350 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/49 E., 2023/258 K. HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Katılanlar vekili, sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'da, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Faizle para verme işleri ise yetkisi olmayan kişiler tarafından yerine getirildiğinde ceza hukuku açısından suç olarak tanımlanmış ise de kişiler arasında bir alacak verecek ilşikisi doğurduğu da muhakkaktır. Burada önemli olan kurulan bu ilişki sonucu verilen ve alınan paralar arasında makul kabul edilebilecek bir oranın bulunup bulunmadığıdır. Makul ve kabul edilebilir sınırdaki miktarı çok fazla aşan veya borç anlaşıldığı şekilde ödenmiş olduğu halde para veya kaimi olabilecek belge istenmesi ve bunun zor yoluyla alınması halinde artık hukuki bir ilişkinin varlığından söz etmek mümkün olmayacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelirsek, 1. Oluş ve dosya içeriğine göre, sanıkların bedel karşılığında katılanlara ait bir kısım taşınmazları satın aldıklarına dair savunmaları, sanık ...'in katılanlar ile inşaat işi yaptıklarına ilişkin beyanları ile katılanların sanıklardan borç para aldıklarına, bunun karşılığında sanıkların, kendilerinden alacaklarının çok üstünde meblağ talep ettiklerine ilişkin anlatımları karşısında, taraflar arasında alacak vereceğe dair hukuki ilişkinin varlığı, ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı ve alacak-borç miktarı hususlarında, mali konularda uzman bilirkişi marifetiyle rapor alınarak, sanıklar tarafından elde edilen senet ve gayrimenkullerin değerinin, suç tarihindeki ekonomik koşullar gözetilerek, gerçek alacağı makul sayılabilecek düzeyde aşıp aşmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edildikten sonra eylemin, 5237 sayılı Kanun'da düzenlenen yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 150 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalıp kalmadığı hususunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve soruşturma neticesinde genel geçişli ifadelerle yetinilip yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, 2. Bu kapsamda katılanlar ile sanıklar arasındaki para transferine aracılık eden E. Ç.'nin tanık olarak dinlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi, 3. Kabule göre de; Tekerrür uygulamasına esas alınan sanık ... hakkında İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/359 Esas ve 2005/1937 Karar sayılı, sanık ... hakkında Bağcılar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/166-142 Esas-Karar sayılı, sanık ... hakkında Bulgaristan Harmanlı Bölge Mahkemesi 2005/3 Esas-Karar sayılı ilamlarının denetime olanak sağlayacak şekilde onaylı örneklerinin getirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekili ile sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.