İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /6. Ceza Dairesi

YARGITAY · 6. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/19342 K.2024/9498

Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.

Esas2023/19342Karar2024/9498Tarih24 Eylül 2024Okuma8 dk · 1.510 kelime

KÜNYE

6. Ceza Dairesi 2023/19342 E., 2024/9498 K.

Karar tarihi
24 Eylül 2024
Konu
Finans Hukuku
Mahkemesi
Ceza Dairesi KARAR
Tarihi
16.05.2023
Suç
Nitelikli yağma
Hükümler
Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: I-Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin incelenmesi neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır

Karar Detayı

1.510 kelime·8 dk okuma

Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.

Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 765 sayılı Kanun'un 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir.

Buna göre, 765 sayılı Kanun'un 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır.

Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir.

Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır.

Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ispatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü ceza hukukunun delil anlayışı ile özel hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Özel hukukta şekli gerçeklik hakimdir.

Daha ziyade iddia ve ispata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa ceza hukukunda maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar iddia etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ispat şartı aranmamaktadır.

Dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki bir ilişki ve alacak-borç miktarı konusunda bir tartışmanın varlığı anlaşılmakta ise bu durum bile hukuki ilişkiden doğan alacağın kabulü için yeterli olabilir. Bu kabulde sadece taraflardan birinin "borcum yok" demesi de tek başına yeterli olmayacaktır.

Taraf herhangi bir borcum yoktur dese bile dinlenen tanıklar, yazışmalar vs ile taraflar arasında hukuki bir ilişki olduğunu ve bu ilişki nedeniyle bir araya gelip hesap yaptıklarını anlaşamadıklarını vs gösterir nitelikte ise tarafın borcum yok demesine itibar edilmeyip hukuki ilişkinin varlığı kabul edilmelidir. Ayrıca şüpheden sanık yararlanır kuralı ceza yargılamasının en temel kurallarındandır. Yargıtay da yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır.

Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikayetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır. Alacağın varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket edilmesi hallerinde ise; eylemin 5237 sayılı Kanun'un 30. maddesi kapsamında ve 150/1. maddesi yollamasıyla hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da ayrıca somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

(Benzer görüşler için bkz. Nur Centel- Hamide Zafer- Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt: 1,4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 404, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.5461 ) Bu genel anlatımdan sonra somut olay değerlendirildiğinde; mağdur ...'e ait ... Tekstil isimli firmanın, sanık ...'a ait ....

Hazır Giyim ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin fason üretimini yaptığı; dosya arasında bulunan 07.07.2014 tarihli fatura ve 01.07.2014 tarihli sevk irsaliyesine göre taraflar arasında 253 adet fason kaban üretimi adına 13.6182,24 TL bedelli belge düzenlendiği, 20.01.2015 tarihinde saat 10.30 sularında sanık ...'ı ...

Tekstil adına avukat olarak aradığını söyleyen bir kişinin bu borcu ödeyip ödemeyeceklerini, ödemedikleri takdirde yasal yollara başvuracaklarını söylediği, sanığın herhangi bir borçları olmadığını söyleyerek firma sahibi mağdur ...'ü aradığı, kendilerine her hangi bir borcu olmadığını söylediği, mağdurun ise ödeme almadıklarını, ellerinde fatura olduğunu beyan ettiği, akabinde sanığın oğlu ve damadı olan sanıklar ... ile ...'ın aynı gün mağdurun iş yerine gittikleri, mağdura ait yazıhaneye girdikleri, bu sırada yanlarına katılan ...'nın da geldiği,

burada aralarında çıkan tartışma sonucu sanıkların mağduru basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralayarak mağdura ve katılana söz konusu 13.6182,24 TL bedelli borcun ödendiğine dair belge imzalatarak olay yerinden ayrıldıkları olayda;

sanıkların aşamalarda mağdurun ortağı olan ve kovuşturmada tanık olarak dinlenen ve tarafların "Serdar" olarak bahsettikleri ...'a ödeme yaparak borcu kapattıklarını beyan ettikleri, mağdurun ise bu kişiden herhangi bir ödeme almadığını beyan ederek alacağını istemeye devam ettiği, sanıkların mağdurla aralarındaki ticari ilişkiyi bitirmek isteyerek verdikleri 7-8 top kumaşı istedikleri ve mağdurun alacağına karşılık kumaşları vermeyeceğini beyan ettiği,

tanık ...'ın mahkeme huzurundaki beyanında "... ben bu iş ilişkisi içerisinde sadece bir kez Ferhat 'ın işi olduğu için çalıştığı sanıklara ait firmadan ödemeyi giderek aldım ve Ferhat 'a verdim, benim katılan ... ile herhangi bir iş ortaklığım bulunmadığı gibi tanıştırma ve bu bahsettiğim bir kez ödeme alma dışında aralarındaki ticari ilişki de aktif görev yapmadım..." şeklindeki ifadesi karşısında;

sanıkların söz konusu borcu ödedikleri ve herhangi bir borcu kalmadığı inancı ile mağdurdan borçlu olmadıklarına dair senet imzalattıkları, 20.01.2015 tarihli genel adli muayene raporuna göre mağdurun yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu, mağdurun kovuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçtiği.

Tüm bu gerekçelerle sanıkların eylemlerinin “hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla kasten yaralama" suçunu oluşturduğu, sanıkların 5237 sayılı Kanun'da düzenlenen yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 150/1. maddesinin yollamasıyla aynı Kanun'un 86/2. maddesinde yazılı basit kasten yaralama suçuna uyan eylemleri yönünden şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmedikleri sorularak sonucuna göre aynı Kanun'un 7/43. maddesi uyarınca düşme kararı verilip verilmeyeceğinin tartışılması gerekliliği, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,

hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, II-Sanık ... hakkında nitelikli yağmaya azmettirme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesi neticesinde. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere.

"Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir.

Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir.

Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır.

Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır.

Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak,

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere göre, Her ne kadar sanık ...'ın I numaralı bentte açıklanan hukuki ilişki nedeniyle mağdur ...'ü telefonla arayarak "çocukları gönderiyorum, senin iki kulağını kestireceğim" dediği ve akabinde oğlu ve damadı olan diğer sanıkların mağdurun iş yerine giderek atılı suçu işlediklerinden bahisle mahkumiyet kararı verilse de; taraflar arasında hukuki ilişkiden doğan alacak-verecek konusu sebebiyle husumet bulunduğu, sanık ...'ın aşamalarda suçlamayı kabul etmediği,

sanığın atılı suçu işlediğini gösterir husumetli olduğu ve kovuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçen mağdur beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, kesin mahiyette ve mahkûmiyetine yeter delil bulunmadığı görülmekle atılı suçtan beraati yerine hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesine,

SONUÇ / HÜKÜM

kararın bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2023/19342
Karar No
2024/9498
Tarih
24 Eylül 2024
Konu
Finans Hukuku

İlgili Rehberler

  • MASAK & Hesap Bloke Savunması
  • Kripto & Dolandırıcılık Toplu Talep

İlgili Kararlar

  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/19296 K.2025/5033
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/19096 K.2025/5184
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/19032 K.2025/8313
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/19031 K.2025/8314
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/18995 K.2023/14255
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/18913 K.2025/4458

Tüm Arşiv

Karar Arşivine Dön
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.