Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/19635 E. , 2025/8755 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1157 E., 2023/895 K. SUÇ : Birden fazla kişi ile birlikte konutta geceleyin yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümler
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/19635 E. , 2025/8755 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1157 E., 2023/895 K. SUÇ : Birden fazla kişi ile birlikte konutta geceleyin yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2022 tarihli ve 2022/162 Esas, 2022/356 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c-d-h, 168/2, 53... . maddeleri uyarınca 8 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-c-d-h, 168/2, 62... . maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 04.04.2023 tarihli ve 2023/1157 Esas, 2023/895 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar ve müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1- Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Eksik inceleme sonucunda mahkûmiyet hükmü kurulduğu, müvekkilinin suçu işlediğine dair dosyada bulunan deliller, kesin ve somut delil niteliği taşımadığı, aleyhe olan delillerin hayatın olağan akışına aykırı, soyut ve çelişkili olduğu, müvekkilinin suç işleme kastının bulunmadığı, diğer sanığın isteği üzerine olaya dahil olduğu ancak asansörde paranın alınması sırasında eyleminden vazgeçtiği ve aldığı her şeyi apartmanın dış kapısına bıraktığı, 140 TL para ve kulaklığın belirttiği yerde bulunarak şikâyetçiye polislerce teslim edildiği, sulh ceza hakimliği kararında da cep telefonu ve diğer ürünlerin şikâyetçiye iade edildiğinin belirtildiği, suç eşyasının değerinin düşük olduğu, kamera görüntülerinden de anlaşıldığı üzere müvekkili olan sanığın eyleminden vazgeçmeye çalıştığının görüldüğü, gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiği, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, müştekinin tüm zararı giderilmesine rağmen mahkemece kısmi zarar olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğu, beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. 2- Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Müvekkili olan sanığın üzerine atılı bulunan nitelikli yağma suçunun manevi unsurunun oluşmadığı, şikâyetçinin zararının kovuşturma aşamasında giderildiği, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanıklar hakkında, nitelikli yağma suçundan yapılan yargılama sonucunda, Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.01.2022 tarihli ve 2021/228 Esas, 2022/19 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-c-d-h, 53... . maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-c-d-h, 62, 53... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, bu kararın sanıklar ve müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 13.05.2022 tarihli ve 2022/1461 Esas, 2022/1134 Karar sayılı kararında " 1-) Dosya kapsamına göre, sanıklardan ....' nın aldığı cep telefonu ve 140,00-TL parayı, kaçarken apartman bahçesindeki çimenlerin arasına attığının kamera kayıtlarından anlaşılması üzerine bu cep telefonu ve paranın kolluk görevlileri tarafından bulunarak müştekiye iade edildiği, bu nedenle sanık ... tarafından alınan 140,00-TL para ile cep telefonu nedeniyle sanıkların rızai iadesinin söz konusu olmadığı, ancak müştekiden yağmalanan diğer 1600,00-TL paranın iddianamenin kabul edildiği gün müştekiye posta havalesi ile gönderildiği, bunun kısmi iade kabul edilmesi gerektiği anlaşılmasına rağmen, bu paranın müştekiye ulaşıp ulaşmadığı araştırılıp, ulaşmamış ise sanıklara bu parayı müşteki adına depo etme imkanı sağlanarak, müştekide dinlenilmek suretiyle sanıkların kısmi iade nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmalarına rızasının olup olmadığı sorulmadan, yargılama aşamasında dinlenilmeyen müştekinin kısmi iadeye muvafakatının bulunmadığı şeklindeki gerekçeyle sanıklar hakkında TCK' nın 168. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, 2-) Son celse duruşmada hazır olan sanıklardan Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütaalasına karşı diyecekleri sorulmadan yargılamanın bitirilip hükmün açıklanmak suretiyle CMK' nın 216. maddesine muhalefet edilmesinin hukuka aykırı olduğu, 3-) Sanık ...'nın tekerrüre esas sabıkası olmamasına rağmen, diğer sanık hakkındaki ilamın sanık ... hakkında da tekerrüre esas alınmasının hukuka aykırı olduğu, " şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1 maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince temyize konu mahkumiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 16.05.2022 tarihli ve 2021/1665 Esas, 2022/1443 Karar sayılı bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bölge adliye mahkemesi ceza dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulamanın kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği, bu konuda Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bir kararda ise "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 13.05.2022 tarihli ve 2022/1461 Esas, 2022/1134 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2022 tarihli ve 2022/162 Esas, 2022/356 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 20.10.2025 tarihinde karar verildi.