İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/20260 Karar: 2025/8802 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/20260 K.2025/8802

6. Ceza Dairesi 2023/20260 E. , 2025/8802 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1392 E., 2023/1218 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir oldu

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/20260 E. , 2025/8802 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1392 E., 2023/1218 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir oldu

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/20260 E. , 2025/8802 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1392 E., 2023/1218 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.01.2022 tarihli ve 2019/187 Esas, 2022/5 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-h ve 53. maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 31.03.2023 tarihli ve 2022/1392 Esas, 2023/1218 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1-Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Suçun oluşmadığına, sanığın yağma suçunu işlemeye yönelik herhangi bir kastının bulunmadığına, soyut ve yanlı tanık ifadelerinden başka herhangi bir delil bulunmadığına, malın değerinin az olduğuna, savcılık mütalaasından tamamen bağımsız bir suç konusu üzerinde hüküm kurmuş olmasına, müşteki arasında geçerli bir hukuki ilişki var olup hukuki ilişkiden kaynaklı ve diğer bir cezayı azaltan hal olan suçun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı hükümleri hiçbir şekilde dikkate alınmadan nitelikli yağma suçundan mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. 2-Katılanın Temyiz İstemi Zararın karşılanmadığına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Her ne kadar ilk derece Mahkemesince, "... suç tarihinde sanığın şikayetçi ....'ı tehdit ederek ve cebir kullanarak .... sitesine ait kamera kayıt cihazı ile havuzun parmak okutma cihazını aldığı aralarında hukuki ilişkinin olup olmadığı bakımından ise şikayetçi ....'in alınan beyanında sanık ile aralarındaki Karasu 1. Asliye Ceza Mahkemisi'nin 2019/20 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen davada bilirkişi marifetiyle yaptırılan tespitte sanığın yönetici olduğu döneme ait 150 bin TL belgelendirilemeyen açık olduğunu söylediği, Bahsi geçen Karasu 1. Asliye Ceza Mahkemisi'nin 2019/20 Esas sayılı dosyasının dosya arasına alındığı yapılan incelenmesinde, müştekiler...., ..., ... ... 'a yönelik sanık ... hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma tarafından Karasu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dava açıldığı ve yargılamanın halen devam ettiği, bu dosya kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda, sanığın belgelendiremediği, 150.000TL'lik bir miktar olduğu ve bunun sanığın uhdesinde olduğunun belirtildiği sanığın ise aşamalarda ... sitesinden olan alacağına ilişkin herhangi bir belge ibraz etmediği .... İcra Dairesinin 2020/604 Esas sayılı icra takip dosyasının dosya arasına alındığı dosyannın yapılan incelenmesinde ... tarafından .... sitesi yönetimi yetkilisi ... aleyhinde 237.180TL'lik takip talebinde bulunulduğu takibin ilamsız takip olduğu herhangi bir belgeye dayandırılmadığı,kaldı ki icra takibinin 27.10.2020 tarihinde başlatıldığı ancak sanık hakkındaki Karasu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Karasu 1. Asliye Ceza Mahkemisi'nin 2019/20 Esas sayılı dava dosyasının iddianamesinin bu takipten daha önceki tarihte yani 10.01.2019 tarihinde düzenlendiği, şu halde Karasu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 155 maddesi kapsamında iddianame düzenlendikten yine eldeki dava dosyasının iddianame tarihinin 11.03.2019 tarihi olduğu yani Karasu İcra Dairesinin 2020/604 Esas sayılı dosyasında icra takibinin gerek Karasu 1. Asliye Ceza Mahkemisinde ki gerekse eldeki dava dosyası kapsamındaki eylemlerden sonra başlatıldığı ve herhangi bir belge de sunulmadığı şu halde sanığın .... 2 sitesinden bir alacağının olmadığı, kendisinin .... 2 sitesine borçlu olduğu kaldı ki icra takibinin de sanık tarafından başlatılmayıp eşi tarafından başlatıldığı.." gerekçesiyle sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 150/1 maddesi uyarınca uygulama yapılmamışsa da; Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ıspatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ıspata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa Cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar idda etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ıspat şartı aranmamaktadır. Dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki bir ilişki ve alacak-borç miktarı konusunda bir tartışmanın varlığı anlaşılmaktadır. Bu durum bile hukuki ilişkiden doğan alacağın kabulü için yeterli olabilir. Bu kabulde sadece şikâyetçinin "borcum yok" demesi de tek başına yeterli olmayacaktır. Şikâyetçi herhangi bir borcum yoktur dese bile dinlenen tanıklar, yazışmalar vs ile sanıklar ile şikâyetçi arasında hukuki bir ilişki olduğunu ve bu ilişki nedeniyle bir araya gelip hesap yaptıklarını anlaşamadıklarını vs gösterir nitelikte ise şikâyetçinin borcum yok demesine itibar edilmeyip hukuki ilişkinin varlığı kabul edilmelidir. Ayrıca şüpheden sanık yararlanır kuralı ceza yargılamasının en temel kurallarındandır. Yargıtayda yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır. Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikayetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır. Kısaca özetlersek taraflar arasında soyut ve kendini kurtarmaya yönelik hukuki alacağı isteme iddiasını aşan boyutta bir hukuki ilişki olduğu anlaşılabiliyorsa bunun ispatı hukuki kaidelerine göre ayrıca değerlendirilecektir. Ancak dosyaya yansıyan tüm verilere göre ciddi şekilde ortaklık ve alacak iddiası olduğu, kuru bir iddianın ötesinde ise sanığın eyleminin sabit görülmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinde düzenlenen alacağının tahsil amacıyla cebir tehdit hükmünün uygulanması gerekir. Burda bir hukuk mahkemesi gibi ıspat şartı aranmamalıdır. Bir de alacak zamana yayılmış ve sürekli alıp vermeden kaynaklanan bir alacak ise kuruşu kuruşuna alacak miktarını tespit etmek mümkün olamayacağından, sanığın alacağını almak için hareket ettiği ve aldığı kanaati oluşturacak bir değeri de uygulamak için kabul etmelidir. Yani borçlu kanunen alacağı olduğu ve onu aldığı kastıyla hareket etmiş ise sonradan hesaplanan alacak-borç arasında çok fahiş bir fark olmadığı takdirde 150/1. fıkra uygulanmalıdır. Tüm bu açıklamalar ışığında sanık hakkında hakkında 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle tehdit suçundan hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ve katılanın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik hükmünün 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 304/1. maddesi uyarınca Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla