Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/20788 E. , 2025/8230 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/668 E. 2023/1840 K. SUÇLAR : Nitelikli yağmaya teşebbüs, hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi ..... vekili, katılanlar vekilleri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temy
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/20788 E. , 2025/8230 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/668 E. 2023/1840 K. SUÇLAR : Nitelikli yağmaya teşebbüs, hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi ..... vekili, katılanlar vekilleri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik (sanık ... hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçu haricinde) istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, katılan ... vekilinin, katılanlar vekillerinin temyiz dilekçesinde, anılan sebeplerle yapılan incelemede; 1. Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Mahkûmiyete İlişkin Hüküm Yönünden Temyiz Talebinin İncelenmesinde; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Katılan ... Vekili ...'un, Sanıklar Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Temyizi Hakkında Yapılan İncelemede; Bölge Adliye Mahkemesince hükmün, katılanlar vekiline 28.06.2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesinde belirtilen 15 günlük yasal temyiz süresi geçtikten sonra 19.07.2023 tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmakla, katılan ... vekili ...'un temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 3. Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Temyiz Talebinin İncelenmesinde; Oluş ve dosya içeriğine göre, sanık ... hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanık ... hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümde ileri sürülen temyiz istemleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, katılanlar vekili Av. ...'nün yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE Tebliğname'ye uygun olarak HÜKMÜN ONANMASINA, 4.Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Temyiz Talebinin İncelenmesinde; Diğer temyiz istemleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4. maddesinde yer alan “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir.” biçimindeki düzenleme nazara alınarak kendisini vekille temsil ettiren ve beraatine karar verilen sanık yararına maktu vekalet ücreti tayin olunması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenle sanık ... müdafiinin, katılanlar vekili Av. ...'nün temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Dairesinin, 09.06.2023 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği Bölge Adliye Mahkemesince belirlenen hüküm fıkrasına; “Beraat eden sanık ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 8.900,00 TL maktu avukatlık ücretinin Hazineden alınarak sanık ...'e verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 5.Sanık ... Hakkında Nitelikli Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Temyiz Talebinin İncelenmesinde; Hırsızlık suçunda, başkasına ait taşınır malı faydalanmak amacıyla zilyedin rızası olmadan almak, suçun manevi unsuru iken yağma suçunda, rızası olmama unsurunun yerine rızanın zorla alınması geçmektedir. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kastla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. (Centel/Zafer/Çakmut age s. 304, Toroslu Özel Kısım age I s. 147, Artuç age I s. 245) Ceza Genel Kurulu'nun 2015/709 Esas ve 2016/33 Karar sayılı kararında;"... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, benzer hususları belirlemiş ve ayrıca "faydalanma kastının" aranması gerektiğini yine çok açık olarak göstermiştir. Ayrıca birçok kararında faydalanma kastı son derece dar yorumlanmış, "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış, onun haricindeki eylemleri "faydalanma olarak" kabul etmeyen çok sayıda karar vermiştir. Mesela Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2015/8292 Esas ve 2017/4019 Karar sayılı;”... telefonunu alıp oldukça kısa sayılan bir süre içerisinde kullanmadan aynen iade ettiği dikkate alındığında sanığın faydalanma amacıyla mağdurun malını aldığından bahsedilemeyeceği gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA ...” Yine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2015/1001 Esas ve 2015/40834 Karar sayılı; ”... hiçbir şey söylemeden mesaj çekmesini engellemek ve katılan ....'ye ulaşmak için elindeki telefonu çekip almak eylemlerinin, yağma kastı ile yapıldığını gösteren deliller karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, suçun hukuki vasfında yanılgı ile yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..." Yine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2020/3086 Esas ve 2021/17299 Karar sayılı; "... Sanık ....’nin eşi olan tanık ....’nin katılan ..... tarafından cinsel taciz boyutuna ulaşacak derece rahatsız edildiği, tanık .....’yi ağlarken gören sanık ....’nun sebebini sorduğu ve tanığın katılanla arasında geçenleri sanığa anlattığı, sanık ....’nın tanığın eşi olan sanık ....’ye durumu anlattığı ve beraber katılanın iş yerine giderek ellerindeki demir sopalarla katılanı “yaşamını tehlikeye sokmayacak, vücutta kemik kırığı oluşturacak ve.... ile giderilemeyecek şekilde” yaraladıkları, bu eylemleri hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanıkların katılanın iş yerinden çıkarken içerisinde silah olabileceği ve katılanın arkadan kendilerini yaralayabileceği düşüncesi ile içerisinde katılana ait ruhsat, banka kartı, kredi kartı ve anahtar bulunan çantayı aldıkları, katılanın şikayeti üzerine ertesi gün emniyete giden sanıkların çantayı ve içindekileri polise teslim ettikleri, sanıkların kastının yağma olmadığı ve kendilerini korumak düşüncesi ile çantayı aldıkları anlaşılmakla üzerlerine atılı yağma suçu bakımından manevi unsur yokluğu nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmolunması... Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..." şeklinde faydalanma kastının varlığını ve dar yorumlanmasına yönelik çok sayıda karar vermiştir. Kısaca dairemizin süregelen yerleşik uygulamalarında, faydalanma kastını "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" ya da "ekonomik yarar sağlama " olarak kabul etmektedir. Dolandırıcılık suçunda ise, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararı olarak kişinin kendisine veya başkasına icrai veya ihmali davranışlarla yarar sağlamasıdır. Dolandırıcılık salt mal varlığına karşı işlenen bir suç değildir. Mal varlığı yanı sıra irade ve karar verme özgürlüğünü korumaya yönelik bir suçtur. Dolandırıcılık suçunda mağdur yanıltılmaktadır. Yani dolandırıcılık suçu tipik bir hile suçudur. İrade hile ile fesada uğratılmaktadır. Mağduru hataya düşürecek kurnazca hareketler hiledir. Her hile ahlaka aykırı bir eylem olsa dahi her zaman cezalandırılan dolandırıcılık olması için suç tipinde belirtilen şekilde muhatabı hataya düşürmesi gerekir. Hata kişideki tasavvur ile gerçeği birbirine uymaması olup, hile: mağdurda hata hali oluşturacaktır. Mağdurdaki tereddüdü kuvvetlendirilmesi de onu hataya düşürmektedir. Hilenin kandıracak nitelikte olması gerekir. Kullanılan hile mağdurun durumu fail ile olan ilişki göz önüne alınıp kandırılmış ise olay bazında eylem dolandırıcılık olacaktır. Yalan: bilerek gerçek dışı bir hususun beyan edilmesidir, yalan toplumda güvenin kötüye kullanılmasıdır. Yalan söyleyen muhatabın güven ve iyi niyetini istismar eden kişidir. Fail söylediği yalanın kontrolünü engel olacak veya yalanın tespitini zorlayacak bir hareket yapmadıkça mücerret yalan hile olarak kabul edilmemektedir. Şayet beyanda bulunan gerçeği söyleme bakımından yükümlülük altında ise yalan güvenin kötüye kullanılmasında bir araçtır. Yalan kişi üzerinde etki yapması için söylenmiş ise hile olarak ele alınabilir. Yalan mağdurun denetleme imkanını ortadan kaldıran güven ortamı içinde ortaya konmalı fail mağduru istediği yöne çekmiş olmalıdır. Mücerret yalan dolandırıcılığın karakteristik unsuru olan hileyi meydana getirmez. Hilenin kandıracak nitelikte olup olmadığı olaysal değerlendirilmelidir. Olayın özelliği, mağdurun durumu, fail ile olan ilişkisi kullanılan hilenin şekli yalanın denetim olanağı bulunup bulunmadığına da bakılarak belirlenmelidir. Duygusal veya manevi yönden uğratılan zarar gibi mağdura temin edilecek geleceğe yönelik kazanç tasavvurları bu suçun maddi unsuru olamayacağı gibi irdelemesi ve belirlenmesi objektif olarak mümkün olmayan hallerde bu suçun objektif unsurunu teşkil etmez. Her dolandırıcılık eylemi failin planladığı aldatıcı nitelikli hareketlere başlar ve bu aldatıcı hareket kişilerin birbiri ile olan ilişkilerinde iyi niyet ve güven kurallarını temelden ihlal eder. Mağduru hataya düşürecek, aldatıcı hareketlerin yapılması ve düşülen hata ile aldatıcı hareketler arasında nedensellik bağının da bulunması gerekir. Dolandırıcılık suçunun temel şekli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157. maddesinde yer almıştır. Nitelikli dolandırıcılık halleri 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinde yer almıştır. Nitelikli dolandırıcılık halleri Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinde yer almıştır. Yağma, tehdit ve dolandırıcılık suçları ile ilgili olarak düzenlenen yasa normları ışığında, Bu genel ve uygulamaya yönelik izahtan sonra somut olaya gelince; sanık ...'ın 20... Ekim 2021 tarihlerinde katılanlara ait petrol istasyonuna araç ile giderek akaryakıt alıp market alışverişi yaptığı halde işyeri çalışanlarına katılan ...'in kendisine borcu bulunduğunu, yaptığı alışveriş karşılığında ödemesi gereken paraların alacağından düşülmesini söyleyip herhangi bir ödeme yapmadan petrol istasyonundan ayrıldığı anlaşılmakla; sanığın, katılanların petrol istasyonunda çalışan tanık.....'in iradesini birden fazla kez "müştekiden alacağı olduğunu yalanını söyleyerek" iradesini sakatlamak suretiyle akaryakıt ve marketten alışveriş yaparak bedelini ödemeden ayrıldığı eylemlerde eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu düşünülmeden, suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli hırsızlık suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, sanık ... müdafiinin, katılanlar vekili Av. ...'nün temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 09.06.2023 tarihli kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.