İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/21301 Karar: 2025/10506 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/21301 K.2025/10506

6. Ceza Dairesi 2023/21301 E. , 2025/10506 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1455 E., 2023/1754 K. Hizmetler Bakanlığı SUÇ : Silahla Tehdit HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edile

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/21301 E. , 2025/10506 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1455 E., 2023/1754 K. Hizmetler Bakanlığı SUÇ : Silahla Tehdit HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edile

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/21301 E. , 2025/10506 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1455 E., 2023/1754 K. Hizmetler Bakanlığı SUÇ : Silahla Tehdit HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece İstanbul Anadolu 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2021 tarihli ve 2022/201 Esas, 2022/1405 Karar sayılı kararı ile sanığın silahla tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106/2-a, 43/2-1, 53... . maddeleri uyarınca 5 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçundan aynı Kanun'un 213/1-2, 53... . maddeleri uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezalarının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 03.01.2023 tarihli ve 2022/2993 Esas, 2023/38 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ... müdafii, katılanlar vekili ve katılan kurum vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile, "1-Olay tarihinde sanık ...'ın üzerinde bulunan bıçağı mağdur ... katılanlara sallayarak "o suratını keserim" ve benzeri sözleri sarf ederek gerçekleştirdiği eylemin belirli kişi veya kişilere yönelik olduğu, bilinmeyen kişilere yönelik tehdit olmadığı, bu haliyle sanığın eyleminin bir bütün halinde silahla tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında tek eylemden iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle sanık hakkında fazla cezaya hükmolunması,2-Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan ..., Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14. maddesi uyarınca maktu vekalet ücreti tayini gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi" gerekçeleriyle hükümlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-f. maddesi uyarınca bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. C. Bozmadan sonra ilk derece İstanbul Anadolu 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2023 tarihli ve 2023/241 Esas, 2023/285 Karar sayılı kararı ile sanığın silahla tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106/2-a, 43/2-1, 53... . maddeleri uyarınca 5 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. D. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 25.05.2023 tarihli ve 2023/1455 Esas, 2023/1754 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ... müdafii, katılanlar vekili ve katılan kurum vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile, duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, "Sanığın, katılanlar ..., ... ile müşteki ...'ya yönelik tehdit suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükümde TCK''nin 106/2-a maddesi uyarınca belirlenen "3 yıl 6 ay hapis" cezasından TCK'nin 43/1. maddesi uyarınca 1/2 oranında artırım yapılması sonucu cezanın "4 yıl 15 ay hapis" yerine hesap hatası yapılarak "5 yıl 3 ay hapis" olarak belirlenmesi suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,Hukuka aykırı, istinaf başvurusunda bulunan sanık, sanık müdafii, katılanlar ... ve ... vekili ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin istinaf iddiaları bu nedenle yerinde ise de; bu aykırılık, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 303. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, istinaf yoluna başvurulan hükmün TCK'nin 43/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafında yer alan "5 YIL 3 AY HAPİS" ibaresinin çıkarılarak yerine "4 YIL 15 AY HAPİS" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE," Hususunda hüküm düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Kararın dosya kapsamına, Yargıtay içtihatlarına, hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı olduğuna, lehe deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğine, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine, mahkûmiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, dosya kapsamındaki maddi delillerin sanığın masumiyetini kanıtladığına, söylendiği iddia edilen sözlerin kasten yaralama suçuna yönelik irade açıklaması mahiyetinde olduğu ve tehdit suçundan ayrıca ceza verilemeyeceğine, sanık tarafından hakimin reddedildiği ancak bu hususta bir karar verilmeden yargılamaya devam edilerek hüküm kurulduğuna, sanığın hak arama hürriyetinin ve savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. 2. Katılanlar ... ve ... Vekilinin Temyiz İstemi Üst hadden ceza verilmesi gerektiğine, zincirleme suç hükümleri uygulanırken alt sınırdan arttırım yapılmasının hukuka aykırı olduğuna, hatalı takdir ve değerlendirme ile karar verildiğine, sanığa ayrıca halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçundan da ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir. 3. Katılan Kurum Vekilinin Temyiz İstemi Eksik gerekçe ile karar verildiğine, üst hadden ceza verilmesi gerektiğine, zincirleme suç hükümleri uygulanırken alt sınırdan arttırım yapılmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul Anadolu 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2021 tarihli ve 2022/201 Esas, 2022/1405 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 03.01.2023 tarihli ve 2022/2993 Esas, 2023/38 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında silahla tehdit suçundan verilen hükümler yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanıkların temyiz hakkını etkilememiş ise de bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1.İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2.Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 25.05.2023 tarihli ve 2023/1455 Esas, 2023/1754 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen İstanbul Anadolu 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2023 tarihli ve 2023/241 Esas, 2023/285 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık ... müdafii, katılanlar vekili ve katılan kurum vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile, diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 01.12.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla