KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2023/2409 E., 2024/9492 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2021/307 E., 2022/1652 K.
- Suç
- Yağma
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
425 kelime·2 dk okuma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 288 inci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ... müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun, sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Sanık hakkında iftirada bulunması için aralarında herhangi bir neden ve husumet tespit edilemeyen katılanların olayın hemen sonrası sıcağı sıcağına alınan ilk ve sonraki aşamalardaki tutarlı beyanlarında, "buluşma noktasında katılanlar tarafından yağma eylemine konu paranın sanık ...'ya teslimi sırasında, telefonla arayan başka bir şahsın parayı sanık ...'ya teslim etmesi hususunda talimat vermeye devam ettiği" şeklindeki beyanları dikkate alındığında, sanığın eylemi birden fazla kimse ile birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında;
sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanun' un (5237 sayılı Kanun' un) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde tanımlanan nitelikli yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının değerlendirmesinde yanılgıya düşülerek aynı Kanun'un 148 inci maddesinin birinci fıkrasından uygulama yapılarak sanık hakkında eksik cezaya hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA,
Temyiz edenin sıfatı gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının KORUNMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/2409, K. 2024/9492, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama