Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/2191 E. , 2026/1489 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/995 E., 2023/2845 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/2191 E. , 2026/1489 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/995 E., 2023/2845 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.01.2023 tarihli, 2021/245 Esas ve 2023/26 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d, 62/1, 53 maddelerinden 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 05.10.2023 tarihli ve 2023/995 Esas, 2023/2845 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın yağma kastı bulunmadığına, suçun niteliğinin tayininde yanılgıya düşüldüğüne, zararın giderilmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin ve aynı Kanun’un 150/1 maddesinde düzenlenen değer azlığı hükümlerinin uygulanması gerektiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın yağma suçu işleme iradesi olmadığından hakkında beraat kararı verilmesi ve hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Temyiz dışı sanık ...' ın 05.10.2022 tarihli duruşmada "... Ben anneme olaydan yaklaşık 3 ay kadar sonra parayı verdim, yani dava açıldıktan sonraydı..." şeklinde beyanda bulunarak zararın giderildiğini belirttiği, bunun üzerine mahkemenin ara kararında "Müştekinin özürlü olan bir oğluna bakmakta olduğu şeklindeki beyanı da nazara alınarak bu husus duruşmaya gelemeyeceği yönünde bir mazeret olarak kabul edilmekle İlçe Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak suçtan doğan zararın giderilip giderilmediği ve giderildiyse kim tarafından hangi tarihte (davanın açıldığı tarih olan 06/08/2021 tarihinden önce veya sonra) giderildiği yönünde müşteki ile görüşülüp neticenin tutanağa bağlanarak mahkememize gönderilmesinin istenmesine," karar verilmesi üzerine kolluk tarafından iki polis memuru tarafından tutulan 07.10.2022 tarihli tutanağında " ... Müşteki ile yapılan görüşmede şüphelilerin oğulları olduğunu zararın giderilmediğini ancak kendisinin herhangi bir talebinin olmadığını ve davasından vazgeçtiğini beyan ettiği.." şeklinde düzenlendiği, ancak anılan bu tutanakta mağdur ...' ın imzasının bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun' un 180/1 maddesinde düzenlenen " Hastalık veya malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkeme onun bir naiple veya istinabe yoluyla dinlenmesine karar verebilir." hükmüne de aykırı davranıldığı anlaşıldığından, mağdurun duruşmaya çağrılarak ya da hastalık veya malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle duruşmaya gelemeyecek durumda ise naiple veya istinabe yoluyla dinlenip suçtan doğan zararın tamamının giderilip giderilmediği ve giderildiyse hangi tarihte giderildiği kesin ve net olarak belirlenmesi, kısmi tazminin söz konusu olması halinde ise kısmi tazmin tarihi kesin ve net olarak belirlenip mağdurun sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmasına rızası sorulup sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 17.02.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanık, nitelikli yağma suçundan Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesince TCK 149/1-d, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edilmiş, istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Dosyada, suçtan doğan zararın giderilip giderilmediği tartışmalı olup, mağdurun imzasını taşımayan bir kolluk tutanağıyla zararın giderilmediği belirtilmiş, ancak mağdur usulüne uygun biçimde dinlenmemiştir.
Hukuki İlke: Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenebilmesi için, suçtan doğan zararın tamamının veya bir kısmının giderilip giderilmediği ile giderilme tarihinin kesin olarak saptanması gerekir. Duruşmaya gelemeyen mağdurun beyanının CMK 180/1 uyarınca naiple veya istinabe yoluyla usulünce alınması zorunlu olup, imzasız kolluk tutanağı bu yükümlülüğü karşılamaz; kısmi tazmin hâlinde mağdurun rızası da sorularak TCK 168 kapsamında değerlendirme yapılmalıdır.
Uygulama Sonucu: CMK 302/2 uyarınca, etkin pişmanlık koşulları usulünce araştırılmadan karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Dava Strateji Notu: Yağma dosyalarında etkin pişmanlık savunması yapıldığında, zararın giderilip giderilmediğinin ve tarihinin mağdurun usulüne uygun (gerekirse istinabe/naiple) dinlenmesiyle netleştirilmesi talep edilmeli; imzasız kolluk tutanaklarıyla yetinilmesi güçlü bir bozma nedenidir; kısmi tazminde mağdurun etkin pişmanlığa rızasının sorulması istenmelidir.