Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/2968 E. , 2026/3086 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/4874 E. 2024/202 K. SUÇ : Nitelikli yağma, mala zarar verme, nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında mağdur ...'a yöne
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/2968 E. , 2026/3086 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/4874 E. 2024/202 K. SUÇ : Nitelikli yağma, mala zarar verme, nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında mağdur ...'a yönelik nitelikli yağma ve mağdur ...'a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık hakkında mala zarar verme suçundan ilk derece mahkemesince kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın kesin nitelikte olduğu tespit edilmiştir. I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2022 tarihli ve 2022/184 Esas, 202/477 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma, mala zarar verme ve nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir. B. İstinaf Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 02.02.2024 tarihli ve 2022/4874 Esas, 2024/202 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesi CUmhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Sanığın olay günü gittiğini kendi beyanı ile doğruladığı marketten alınan kamera görüntülerinde mağdurların beyanları ile uyumlu giyimi (sanığın kasketi ve atkısın takma şekli), yakalama tarihinde alınan doktor raporunda elinde eski yaraların bulunduğuna dair rapor ve söz konusu yaraların oluşumu ile ilgili sanığın çelişkili ifadeleri, olay tarihinde sanığın ceza infaz kurumundan firari olması sebebiyle aranıyor olması, mağdur ...'ın sanığın göz yapısı ve saç rengi açısından benzerlik olduğuna dair beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu, bu itibarla sanığın atılı yağma, yağmaya teşebbüs ve mala zarar verme suçlarından cezalandırılması yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mağdurların soruşturma aşamasında kolluk tarafından 15.10.2018 tarihinde alınan ifadelerinde, kendilerini yağmalayan kişinin; üzerinde mavi mont, kafasında koyu renkli kasket bulunan yüzünü mavi beyaz çizgili atkıyla kamufle etmiş, kasket altından hafif şekilde saçları beyaz olarak görünen 40-45 yaşlarında bir kişi olduğunu, havanın karanlık olması ve şüpheli şahsın tanınmamak için kendini kamufle etmesi nedeniyle yüzünü tam olarak göremediklerini beyan ettikleri, mağdurların soruşturma aşamasında kolluk tarafından 20.10.2018 tarihinde alınan ifadelerinde; sanığın 14.10.2018 tarihinde kendilerini yağmalayan kişinin ses tonuna çok benzediğini ancak kesin olarak sanık olup olmadığını söyleyemediklerini, kıyafetlerin de benzediğini, şapkanın bire bir aynı olduğunu beyan ettikleri, mağdur ...'in kovuşturma aşamasında alınan beyanında; olayın olduğu yerin ışıksız ve karanlık olduğunu, eylemi gerçekleştiren şahsın üzerinde kapüşonlu bir kıyafet olduğunu, üzerindeki montun mavi olduğunu, eylemi gerçekleştiren şahsın yüzünü tam görmediğini, bu sebeple eylemi gerçekleştiren şahsın segbis sisteminde net olarak gördüğü sanık olup olmadığı hususunda bir şey söyleyemeyeceğini beyan ettiği, mağdur ...'nın kovuşturma aşamasında alınan beyanında; dosyada mevcut 22.10.2018 tarihli görüntü inceleme tutanağı içeriğindeki görüntülerdeki şahsın eylemi yapan şahıs olup olmadığını söyleyemediğini, eylemi gerçekleştiren şahsın sadece gözlerini gördüğünü, sanığın göz yapısının eylemi gerçekleştiren şahsa çok benzediğini, göz yapısına göre eylemi gerçekleştiren şahsın sanık olduğunu beyan etmiş ise de mağdurun olayın hemen ardından alınan beyanlarında kendilerine saldıran şahsın yüzünü kapatması nedeniyle teşhis etmesinin mümkün olmadığını beyan ettiği, aradan geçen yaklaşık 4 yılın ardından ilk ifadeleri ile çelişecek şekilde sanığı teşhis ettiği anlaşıldığından mağdurun bu teşhisine itibar edilemeyeceği, 22.10.2018 tarihli Görüntü İnceleme Tutanağı içeriğinde; sanık ...'un 14.10.2018 günü saat 20:31'de ... Büfeye girdiği, 1 adet şarap ve 1 adet ekmek alıp gerekli ödemeyi yaptıktan sonra saat 20:33'te büfeden çıktığı hususlarının tutanak altına alındığı, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesince tanzim edilen 31.07.2019 tarih, 4442 sayılı raporunda; üzeri "Rapor No 2018/353, ... plaka sayılı otonun sol arka paspas üzeri ...15.10.18" okunur Polis Biyolojik Svap Alma zarfındaki ibaresiz tüpteki eküvyon üzerinde kan tespit edildiği, otomobilin paspası üzerinden temin edildiği bildirilen, Üzeri "Rapor No 2018/353, 10... , plaka sayılı otonun sol arka paspas üzeri ...15.10.18" okunur Polis Biyolojik Svap Alma zarfındaki ibaresiz tüpteki eküvyon üzerindeki kan lekesinden kadın cinsiyetli otozomal str dna profili tespit edildiğinin anlaşıldığı, sanığın aşamalarda alınan tüm beyanlarında; olay tarihinde açık ceza infaz kurumundan firar olduğunu, 14.10.2018 tarihinde büfeye giderek bir şeyler aldığını, ancak mağdurlara yönelen eylemleri kendisinin yapmadığını ve üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini savunduğu, mağdurların soruşturma aşamasında alınan beyanlarında kendilerine saldıran kişinin üzerinde mavi renkli mont gördüklerini ve 40-45 yaşında olduğunu beyan etmeleri karşısında sanığın suç tarihi itibariyle 56 yaşında olması, olay günü büfeye gidenin kendisi olduğunu kabul etmesi, görüntü inceleme tutanağı incelendiğinde sanığın üzerinde haki renginde mont olduğunun anlaşılması, yine sanığın yakalandığı tanık ...'ün evinden de sanığa ait haki renkli montun ele geçirilmesi, olay yerinden ele geçirilen kanın kadın genotipli olduğunun tespit edilmesi, mağdurların olayın hemen ardından sanığı teşhis edememeleri ve sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; mağdurların yağma eylemini gerçekleştiren kişinin kesin olarak sanık olduğunu teşhis edemedikleri, mağdurların sanığın sesi, kıyafetlerinin eylemini gerçekleştiren kişiye "Benzediğine" yönelik teşhiste bulunabildikleri, mağdur ...'ın göz şekli itibariyle yaptığı teşhise ise açıklanan sebeplerle itibar edilemeyeceği, her ne kadar mağdurlar hazırlık aşamasında "sanığın kasketinin eylemi gerçekleştiren şahsın taktğıyla birebir aynı olduğu" yönünde teşhiste bulunmuşlar ise de şapkaların renk ve tip itibariyle benzerlik gösterebileceği, ayrıca olay yerinin karanlık olması ve mağdurların diğer tespitleriyle sanığın kıyafetlerinin uyuşmaması nedeniyle mağdurların şapkaya yönelik teşhislerinin tek başına mahkûmiyet için yeterli olmayacağı, her ne kadar sanık ile mağdur ...'ın olay saatlerinde ortak baz bilgileri bulunmakta ise de sanığın baz bilgisinin yer aldığı mevkiinin sanığın ikamet adresi çevresi olması ve bu baz kaydının başka delillerle desteklenmediğinden mahkûmiyet için yeterli olmayacağı anlaşılmakla; sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair, savunmalarının aksini kanıtlayan her türlü şüpheden uzak yeterli, inandırıcı, kesin ve somut deliller bulunmadığından, sanığa yüklenen nitelikli yağma ve nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarından ilk derece mahkemesince verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararda herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiş, bu husus yönünden Tebliğname'deki görüşe iştirak edilmemiştir. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanık lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği anlaşılarak, bölge adliye mahkemesi cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR A. Sanık Hakkında Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu mala zarar verme suçunun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 uncu maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık Hakkında Nitelikli Yağma ve Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçlarından Kurulan Beraat Hükümlerine Yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararında, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ayrı ayrı ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Bandırma Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,13.04.2026 tarihinde karar verildi.