İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/3285 Karar: 2025/3688 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/3285 K.2025/3688

6. Ceza Dairesi 2024/3285 E. , 2025/3688 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/5075 E., 2024/856K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mah

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/3285 E. , 2025/3688 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/5075 E., 2024/856K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mah

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/3285 E. , 2025/3688 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/5075 E., 2024/856K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 2023/5075 Esas, 2024/856 Karar sayılı kararına konu senedin yağması suçuna ilişkin, eylem bölünerek senetlerin 09.11.2016 tarihinde zorla alındığına dair yeterli delil bulunmaması nedeniyle Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığınca 21.12.2016 tarih ve 2016/5950 sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, aynı Başsavcılığın 21.12.2016 tarihli fezlekesi ile sanık ile mağdur arasında para alışverişi nedeniyle suç tarihinden önce bonolar düzenlendiği, mağdurun bu parayı ödeyemediği ve ikametten ayrıldığı, bu sırada sanığın mağdurun küçük çocuğunu alıkoyarak parayı getirmesi halinde vereceğini söylediği, mesaj içeriklerinde de para ödenmediği takdirde çocuğu teslim etmeyeceğini ve ona zarar vereceğini belirttiği, sanık yakalandığında alacağı gösterir borç senetlerinin ele geçirildiği belirtilerek sanığın alacağını tahsile yönelik eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) md. 150/1, 148/1, 43/3 olduğu ve sanığın bu maddeler uyarınca cezalandırılması gerektiği belirtilerek dosyanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 28.12.2016 tarihli iddianamesinde ise senetlerin zorla alındığı belirtilerek sanık hakkında aynı Yasa'nın 148/2, 53. maddeleri uyarınca senedin yağması suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde de mağdurun senetleri tehditle evde imzaladığı kabul edilerek nitelikli yağma suçundan sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak; Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 148/2 maddesinde düzenlenen senedin yağması nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu davasının açılması için 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesi uyarınca yeterli ve yeni delil olması ve bu hususta Sulh Ceza Hakimliğince bir karar verilmesi gerektiği, dosya kapsamında Sulh Ceza Hakimliğince verilen bir kararın bulunmadığı anlaşılmış olup, ek kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşmesi halinde Cumhuriyet savcısının kendiliğinden bu kararı kaldırması mümkün olmadığı gibi, ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildikten sonra sanığın eyleminin senedin yağması suçunu oluşturduğundan bahisle kovuşturma olanağının bulunmaması karşısında, öncelikle dosya arasında mevcut senedin yağması yönünden verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı usulüne uygun olarak kanun yoluna başvurulması ve kararın kaldırılması halinde yargılamaya devamla karar verilmesi, kanun yoluna başvurunun olumsuz sonuçlanması halinde ise dosyadaki mevcut deliller değerlendirilerek, sanığın eyleminin hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit ya da nitelikli yağmaya teşebbüs olup olmadığının tespitinden sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla