İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /6. Ceza Dairesi

YARGITAY · 6. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/5064 K.2024/12168

Yasa'nın 298. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, B. Sanık ...

Esas2024/5064Karar2024/12168Tarih20 Kasım 2024Okuma11 dk · 2.143 kelime

KÜNYE

6. Ceza Dairesi 2024/5064 E., 2024/12168 K.

Karar tarihi
20 Kasım 2024
Konu
Dolandiricilik İban Magduriyeti
Mahkemesi
Ağır Ceza Mahkemesi
Sayısı
2024/427 E., 2024/612 K
Suç
Birden fazla kişi ile birlikte konutta yağma
Hükümler
Mahkûmiyet
Tebliğname görüşü
Kısmen Ret, Kısmen Onama A.Sanık ... Hakkında Verilen Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde Sanık ...'ın önceki hükmü temyiz etmediği, sanığın yararına yapılan bozmadan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 306. maddesi uyarınca yararlandığı, bu nedenle bozmadan sonra yeniden kurulan hükmü temyize yetkisi bulunmadığından sanık müdafiinin temyiz isteğinin 5271 sayılı

Karar Detayı

2.143 kelime·11 dk okuma

Yasa'nın 298. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, B. Sanık ... Hakkında Verilen Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün.

5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır.

Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.

Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede.

Oluş ve dosya içeriğine göre, nitelikli yağma suçunun yasal unsurlarının oluştuğu ve sanık hakkında kurulan hükümde, herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2024 tarih, 2024/427 Esas, 2024/612 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, hukuka aykırılık görülmediğinden aynı sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesine,

Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 20.11.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞIOY Bozmanın sirayeti sebebiyle mahkemesince kurulan hükmün sanık ... tarafından temyiz edilip edilemeyeceği ön sorun olarak incelenmiştir.

Adil yargılanma hakkının en önemli başlıklarından birini oluşturan savunma ..., temel bir insanlık ... olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İHAS) 6 ncı ve 2709 sayılı Anayasa’mızın 36 ncı maddeleriyle 5271 sayılı Kanun'un çeşitli hükümlerinde güvence altına alınmıştır. Kanun yoluna başvurma ... da, savunma hakkının en önemli bölümlerinden birini oluşturmaktadır.

Anayasa'nın 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim ..., Anayasa’nın 36 ncı maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.

Diğer yandan Anayasa'nın 36 ncı maddesine "...ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34). Kanun yoluna başvurma ..., aynı zamanda hak arama özgürlüğü ile erişim hakkının da önemli alt başlıklarından birisidir. Öte yandan.

7 No.lu Ek Protokolün “Cezai konularda iki dereceli yargılanma ...” başlıklı 2 nci maddesi uyarınca; kural olarak herkes aleyhine verilen mahkûmiyet hükmünü yüksek bir mahkemede yeniden inceletebilme hakkına sahiptir. Mahkemeye erişim ..., bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına yönelik uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanun yoluna başvurma olarak nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir.

Adil yargılanma ... bir mahkeme kararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına almamakla birlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil yargılanma ... kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir (Haşan İşten, B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 37).

Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan mahkemeye erişim ..., mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması mümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen 13 üncü maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13 üncü maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36 ncı maddesinin ihlalini teşkil edecektir.

Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13 üncü maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfi müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin en önemli unsurlarından biridir (... ..., B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60). Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar.

Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun adı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere müdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (...

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56). Temel hak ve özgürlükler ile hak arama hürriyeti ona bağlı hak ve özgürlükler kişinin lehine olacak şekilde yorumlanabilir. Kişinin aleyhine hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı tarzda yorumlamaz. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS ) 6 ncı maddesindeki Adil Yargılama ... ilgili mahkemeler tarafından sürekli sanık lehine genişletilerek yorumlanmaktadır.

Bunun tersine yani hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı yorum yapılamayacağı açıktır. Kanunumuzda temyizi düzenleyen hükümlere göz atacak olursak. CMK'nın 267 nci maddesi uyarınca, hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir.

Aynı Kanun’un 272 ve devamı maddeleri uyarınca, (Suçluların iadesi ile 5320 sayılı CMK'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesinde belirtilen istisnalar dışında) İlk Derece Mahkemesinden verilen bütün nihai kararlar yâni hükümler, kural olarak istinaf kanun yolu denetimine tâbidir.

(CMK’nın 272/3. maddesinde belirtilen istisna kapsamında kalan hükümler ise; kesindir.) CMK’nın 286/1 inci maddesi uyarınca, istinaf mahkemesinin verdiği bozma dışındaki kararlar ile aynı maddenin 2 nci ve 3 üncü fıkrası kapsamında belirtilen istisnalar dışındaki bütün istinaf mahkemesi kararları temyiz kanun yolu denetimine tabidirler.

CMK’nın 306 ncı (1412 sayılı CMUK’nun 325) maddesi uyarınca, hüküm sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 21.05.2019 ve 171-453 sayılı kararında ve yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere; önceki hükmü temyiz etmeyen sanığın sirayet üzerine verilen kararı temyiz edilemiyeceği görüşündedir.

Dairemiz ise; yukarıda açıklanan gerekçeler ile Any. m. 36, AİHS m. 6, (7) No.’lu Ek Protokol m. 2/1, 5320 sayılı Kanun'un m. 8/1 ve 5271 sayılı Kanun'un m. 306, 260 ve devamı hükümleri uyarınca önceki hükmü temyiz etmeyen sanığın sonradan verilen hükmü temyiz edebileceğini kabul etmekte idi.

Bilindiği gibi ilk hükmü temyiz etmeyen sanığın şeriklerinin temyizi üzerine yapılan incelemede bozma kararı verilmiş ise bu karar maddi hukuka ilişkin ise CMK 306 uyarınca temyiz etmeyen failede temiz etmiş gibi sirayet ettirilmektedir. Bundan sonra mahkeme sirayet ettirilen kişi için de yargılama yapmakta ve bir hüküm kurmaktadır. Bu yeni hüküm de maddi hata olabileceği gibi şeklen lehe görünse de fiilen aleyhe sonuç doğurabilir.

İlk kararı bir şekilde temyiz etmeyen veya edemeyen sanık hakkında verilen yeni hükmü temyiz etme ... bulunmalıdır. Bu hak geçmiş tarihli bir içtihat gerekçe gösterilerek elinden alınmamalıdır.

Örneklerle açıklayacak olursak sanık hakkında açılan davada yerel mahkemece Türk Ceza Kanun'u 165 inci maddesi uyarınca mahkûmiyetine karar verilmiş olsa sanık bu hükmü bir an önce infaz ettirip normal hayatına dönmek için temiz etmese şeriklerden birinin temyizi üzerine Yargıtay şerikin cezasının Türk Ceza Kanun'u 141 inci maddesi kapsamında hırsızlık suçu oluşturduğu ve etkin pişmanlık uygulaması gerektiğini belirterek kararı bozması halinde (ki TCK 165 maddeyle ilgili suçlarda TCK 168 maddesi uygulanmamaktadır) görünüşte temiz etmeyen sanık lehine sonuç doğuracak diye sirayet ettirilirse TCK 141 maddesindeki hırsızlık suçu lehe gibi

görünse de sanığın aleyhine sonuçlar doğurmaktadır. TCK 165 inci maddesi infaz sonrasında silindikten sonra hiçbir sonucu kalmamaktadır. Halbuki hırsızlık suçu infaz edilse bile başta sanık ... tüm yakın akrabaları için yüz kızartıcı eylem kabul edilmekte ve kamu görevine kabul edilmemektedir. Fiilen inanılmaz sonuçları olmaktadır. Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen hükmü temyiz edemeyeceğini kabul etmek sanığı lehine bozarak ödüllendirmek değil cezalandırmak olacaktır.

Yine benzer olayda mahkeme değer azlığı veya etkin pişmanlık hükümlerini uygulamayı atlasa Yargıtay bu hususları bozup sirayet ettirse yerel mahkeme sirayet sonrası kurduğu hükümde sanık aleyhine olarak oranları yanlış uygulasa ilk kararı temiz etmeyen insanların fiillerine aleyhine yorumlayan hukuka aykırı durumu temyiz edemeyeceğini kabul etmek hükmün konuluş amacına ve imzalanan uluslararası sözleşmelere de aykırılık teşkil edecektir çünkü sirayetli nedeniyle bozulan olayla ilgili kurulacak hüküm bozma ile yeniden açılan yargılamayı sonlandıran bir hüküm olacaktır.

Verilecek yeni hüküm 5271 sayılı CMK 223 üncü maddesinde sayılan uyuşmazlığı çözümleyen, yargılamayı bitiren bir karar olmak zorundadır. AİHS ek 7 No.lu protokol bu hususu güvence altına almaktadır. AİHS ek 7 No.lu protokol 14 Mart 1985 tarihinde imzalansa da 10 Mart 2016 tarih ve 6684 sayılı Onaya Uygun Bulma Kanunu'nu 25 Mart 2016 tarih ve 29664 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

Bundan sonra karşılıklı yazışma ve tercümelerden sonra söz konusu protokol 1 Ağustos 2016 tarihi itibariyle resmi olarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu ek protokolün 2/1 inci fıkrasında; "...mahkeme tarafından ceza gerektiren bir suç nedeniyle mahkum edilen herkes mahkumiyetinin veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanımı, kullanımının dayanakları dahil kanunla düzenlenir..." hükmünü içermektedir.

Dolayısıyla sirayet üzerine CMK 306 ncı maddesi uyarınca "temyiz isteminde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından yararlanır" kuralı gereği hakkında verilen kararı bozulan ve yeniden yargılanan sanığa verilen yeni mahkumiyet hükmünü AİHS 7 No.lu ek protokolün 2/1 inci maddesi uyarınca üst derece mahkemesinde inceletme ... vardır. Bu hak 1940'lı yıllardan beri uygulanan içtihat gerekçesi ile elinden alınamaz.

Söz konusu yerleşik içtihat uygulanmaya başlandığında ülkemizde henüz 1923 Anayasası yürürlükte idi. Birleşmiş milletler bile yoktu. Birleşmiş milletler insan hakları sözleşmesi yoktu. Avrupa Birliği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri de yoktu.

Bu içtihat uygulanmaya başlandıktan sonra sanık lehine olan düzenlemeler içeren bütün bu kurumlar kurulduğu gibi ülkemizde de daha özgürlükçü bir yaklaşım kabul eden 1961 Anayasası ve akabinde 1982 Anayasası olmak üzere Anayasa 2 kez tamamen ve en az 2 kez de esaslı değişikliğe uğramıştır. Bundan sonra da uluslararası sözleşme olması nedeniyle Anayasa hükmünde olan ek 7 No.lu protokol 2/1 inci maddesi yürürlüğe girmiştir.

Bütün bu düzenlemeler sanığın lehine yorumlamayı gerektiren hatta ek 7 No.lu protokol yorumlamaya dahi gerektirmeyecek derecede sanık lehinedir. Bu husus açıkça bellidir. Tam aksine sirayet üzerine kararı bozulan sanığın temyizini engelleyen hiçbir düzenleme yoktur. Anayasa’mız ve AİHS hükümlerine göre hak ve özgürlükler asıl, kısıtlamalar ise istisnadır. Sınırlama ve kısıtlamalar ise; belli koşullarda ve ancak kanunla yapılabilir.

Hak arama özgürlüğü ve erişim ... kapsamında olduğu tartışmasız olan kanun yoluna başvurma hakkının içtihat yoluyla daraltılması, somut olayda olduğu gibi temyiz hakkının kullanılmasının engellenmesi, 5271 sayılı CMK’nın 289 (l)-h maddesi bağlamında hukuka kesin aykırılık hâlidir.

"İHAM'ye göre adil yargılanma ... demokratik bir toplumda öyle önemli bir yer teşkil eder ki, Sözleşme'nin 6. maddesinin dar bir yoruma tâbi tutulması için hiçbir gerekçe meşru kabul edilemez (Perez/Fransa 2004-I: 40 EHHR 909 parag. 64 Büyük Daire). Sözleşme'nin 6. maddesi, Divan'a göre aynı zamanda demokratik yönetimin temel unsurlarından birisi olan hukukun üstünlüğünü de içermektedir.

Bu bağlamda, hak arama özgürlüğünü sınırlamak anlamına gelecek şekilde dar bir perspektifle yorumlamak, İHAM'nin bakış açısından önemli ölçüde ayrılmak sonucunu doğurabilecek ve ceza muhakemesi hukukunun demokratikliği ilkesine de aykırılık oluşturabilecektir..." (CGK 2022/6-318 E., 2023/134K. sayılı ilâmı muhalefet şerhi) Bu itibarla önceki hükmü temyiz etmeyen sanığın verilen yeni hükmü temyiz etmesi mümkündür.

Bu nedenle Anayasa ve AİHS e açık aykırılık teşkil eden Ceza Genel Kurulu kararlarına uymayıp sirayet üzerine verilen karara yönelik temyiz talebi reddedilmemelidir. Anayasa Mahkemesi 2018/32597 başvuru numaralı başvurusunda buna yakın hususu açık hak ihlali saymıştır.

Somut olayda ilk kararı temyiz eden ...'ın lehine olarak mağdurun direncinin kırılmaması nedeniyle eylemin TCK 35. maddesinde düzenlenen teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle fiili sebeplerle sanıklar lehine bozulmuştur. Bu kararın temyiz talebinden vazgeçen "...'a sirayetine" karar verilmiş olup bozma sonrası verilen kararı ... da temyiz etmiştir. Bu kararı esasa girilerek incelenmesi gerekirdi.

Aksi yöndeki Ceza Genel Kurulu kararlarına bağlı olarak temyiz talebini reddeden çoğunluk görüşüne katılmıyorum... Esasa girilip olaylar incelenmeli idi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/5064
Karar No
2024/12168
Tarih
20 Kasım 2024
Konu
Dolandiricilik İban Magduriyeti

İlgili Rehberler

  • Forex Dolandırıcılığı Mağduru Ne Yapmalı?
  • Kripto & Dolandırıcılık Toplu Talep
  • Dolandırıcılık / IBAN Makaleleri

İlgili Kararlar

  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/5050 K.2024/11544
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/4976 K.2025/4033
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/4941 K.2025/8542
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/174 K.2025/11258
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/5805 K.2026/383
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/5724 K.2025/8255

Tüm Arşiv

Karar Arşivine Dön
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.