İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/5336 Karar: 2026/2840 Tarih: 2026

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/5336 K.2026/2840

6. Ceza Dairesi 2024/5336 E. , 2026/2840 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1335 E., 2024/1872 K. SUÇ : Yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün t

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/5336 E. , 2026/2840 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1335 E., 2024/1872 K. SUÇ : Yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün t

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/5336 E. , 2026/2840 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1335 E., 2024/1872 K. SUÇ : Yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2023 tarihli ve 2021/134 Esas, 2023/120 Karar sayılı kararı ile sanığın hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 150/1. maddesi delaletiyle 86/2, 86/3-a, 62, 53... . maddeleri uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve kararın ertelenmesine karar verilmiştir. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 09.11.2023 tarihli ve 2023/2104 Esas, 2023/4557 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafi, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; "1-Suç tarihinde resmi nikah ile evli olmalarına rağmen aynı binada ayrı evlerde yaşayan sanık ile katılanın saat 17:30 sıralarında katılanın oturduğu eve geldikleri, sanığın yatak odasına yönelerek altınların bulunduğu çantayı aldığını gören katılanın engel olmak istediği, müşterek çocuğuna kapıyı kilitlemesini söylediği, sanığın bunun üzerine kendisine engel olmak isteyen katılanın kollarından tutarak sarstığı ve balkona çıktığı, balkondan da sanığın altınların olduğu çanta ile düştüğü ve oradan ayrıldığı olayda, suça konu altınların her ikisi de çalışan katılan ve sanığın evlilik birliği içerisindeki ortak tasarrufları ile alındığı hususunu sanığın ve katılanın ifadeleri ile doğruladıklarından, suça konu altınların tamamını alan sanığın kendisine engel olmak isteyen katılanı kollarından tutup sarsmak suretiyle direncini kırdığı eylemin TCK'nın 149/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin yargılamaya devam edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi, 2-Duruşmada alınan ifadeler itibariyle sanık ile katılanın sonradan anlaşarak altınları bozdurmuş olmaları nedeniyle, olayda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi aşamada oluştuğunun tespiti ile sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmesinin gerekmesi," gerekçesiyle hükümlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-f. maddesi uyarınca bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. C. Bozmadan Sonra İlk Derece İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.03.2024 tarihli ve 2023/635 Esas, 2024/92 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d, 168/3-1, 62... . maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. D. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 26.04.2024 tarihli ve 2024/1335 Esas, 2024/1872 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin ve sanık müdafinin başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Olay tarihinde sanık müvekkili ile katılanın evli olduklarına, olay tanığı müşterek çocukları Osman'ın annesi ile babası arasında tartışma olduğuna, karşılıklı birbirlerini iteklediklerine, diğer beyanları ise katılanın tembihi üzerine söylediğine, müvekkili sanığın evlilik birliği içinde alınan altınları, yine taraflara ait olacak şekilde farklı bir yatırım amacıyla kullanmak istemiş olup kendi yağma kastıyla hareket etmediğine, altınları katılan ile birlikte bozdurduklarına, suça konu eşya üzerinde sanığında zilyetlik hakkının olduğuna, faydalanma kastının bulunmadığına, sanık müvekkilinin beraat etmesi yönünde hükmün bozulmasına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2023 tarihli ve 2021/134 Esas, 2023/120 Karar sayılı kararı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 09.11.2023 tarihli ve 2023/2104 Esas, 2023/4557 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hükümler yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanığın temyiz hakkını etkilememiş ise de bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 09.11.2023 tarihli ve 2023/2104 Esas, 2023/4557 Karar sayılı kararı sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Karar ve sonraki tüm kararların hukukî değerden yoksun olduğu ve yok hükmünde bulunduğu değerlendirilmekle, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, diğer yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 26.04.2024 tarihli ve 2024/1335 Esas, 2024/1872 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,06.04.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla