Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/6007 E. , 2026/2906 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/456 E., 2024/1228 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kaldırılarak yeni mahkûmiyet hükmü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz e
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/6007 E. , 2026/2906 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/456 E., 2024/1228 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kaldırılarak yeni mahkûmiyet hükmü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.12.2021 tarihli kararının sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 25.10.2023 tarihli kararı ile istenilen para miktarının 20 TL olması nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanunu'nun 150/2. maddesinin uygulanmasının yasal koşulları oluşacağı gözetilmeden, 5237 sayılı Kanunun'un 150/2. maddesi uygulanmayarak sanığa fazla ceza tayin edilmesi sebebiyle hükmün bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.01.2024 tarihli ve 2023/564 Esas, 2024/38 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d, 150/2, 35, 53, 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 283/1. maddesi uyarınca hükmün 2 yıl 1 ay hapis cezası üzerinden infazına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. Bu kararın sanık ve müdafiinin istinafı üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 23.05.2024 tarihli ve 2024/456 Esas, 2024/1228 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'nun 149/1-d, 150/2, 35/2, 62/1, 53, 63. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verimiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi Mağdura karşı yağma ve darp iddialarının asılsız olduğuna, mağdurun ifadesinde darp edilmediğini, kızgınlık ile kolluk kuvvetlerini arayarak şikâyet ettiğini belirttiğine, mağduru sadece omzundan iteklediğine, mağdurun şikâyetinden vazgeçtiğine, her baba ile oğul arasında olacak ufak bir tartışma olduğuna, beraatine karar verilmesi gerektiğine, adil yargılanmadığına ilişkindir. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın iddianameye konu eylemleri gerçekleştirmediğine, bahse konu suç bakımından suç unsurların oluşmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmesi gerektiğine, sanığın hayatı boyunca herhangi bir suça karışmadığına, hükmün bozulmasına, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere istinaf mahkemesine gönderilmesine; yeniden hüküm kurularak sanığın beraatine karar verilmesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.12.2021 tarihli ve 2021/525 Esas, 2021/741 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 25.10.2023 tarihli ve 2021/2395 Esas, 2023/1594 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin kanuna aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 25.10.2023 tarihli ve 2021/2395 Esas, 2023/1594 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.01.2024 tarihli ve 2023/564 Esas, 2024/38 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,07.04.2026 tarihinde karar verildi.