İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2025/285 Karar: 2025/2520 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/285 K.2025/2520

6. Ceza Dairesi 2025/285 E. , 2025/2520 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/ 4272 E., 2024/2902 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Sanık ... hakkında kasten yarala

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2025/285 E. , 2025/2520 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/ 4272 E., 2024/2902 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Sanık ... hakkında kasten yarala

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2025/285 E. , 2025/2520 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/ 4272 E., 2024/2902 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan verilen kararın kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir. Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerin; yapılan ön inceleme neticesinde; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü I. Sanık ... Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Verilen Karar Yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-g maddesinde yer verilen "On yıl veya daha az hapis cezasını veya adli para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları" nın temyiz incelemesine tâbi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun'un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname 'ye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE, II. Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Katılan vekili 27.11.2024 tarihli temyiz talebinde bulunmuş ise de, 5271 sayılı Kanun'un 294. ve 295/1. maddeleri uyarınca temyiz sebepleri ve hükmün neden bozulması gerektiğinin gösterilmesi gerektiğinden, katılan vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi gereğince Tebliğname 'ye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE, III. Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 tarihli ve 2013/678-2014/98 sayılı Kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun), 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Kanun'un 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca özel hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ispatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü cezanın delil anlayışı ile hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şeklî gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ispata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar iddia etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ispat şartı aranmamaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları, Dairemizin kararları, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. madde metni ve gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinden yararlanacak sanıkların hukuki alacağını tahsil amacıyla hareket eden sanığın akrabası, işçisi ve işvereni olmasıyla sınırlı olmadığı, çek senet tahsilatçısı, mafya ve benzeri amaçla hareket edip kendisine menfaat sağlamaya çalışmadığı müddetçe yakın arkadaşların da yukarıda belirttiğimiz Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararında bahsi geçen "geleneksel yakınlık ilişkileri" kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır. Aksi halin kabulünün ağır haksızlıklara da neden olabileceği açıktır. Mesela; arkadaşı ile yolda gezerken biriyle tesadüfen karşılaştıklarında yanındaki kişinin alacak borç ilişkisi sebebiyle tartışmasına ve akabinde aniden kendisini bir kavganın içinde bulan kişilerden asıl fail alacaklı olduğu için 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi delaletiyle çok az ceza aldığı hatta şikayete tabi ise ceza bile almadığı ( TCK 150/1) durumda tesadüfen yanında bulunan arkadaş yağma suçundan yüksek cezalar alabilmektedir. İnceleme dışı sanık ...'nin tüm aşamalarda ısrarla tanık...ye kredi kartını ve kredi kartına yatırmak için 9.000,00 TL para verdiğini, tanık...nin parayı yatırdığını, ancak kendisine kredi kartını vermediğini, sonradan tanık...nin kartından 24.000,00 TL ana para ve 8.000, 00 TL para çektiğini beyan ettiği, tanık...nin de kredi kartını aldığını beyan ettiği, mahkemede ayrıca parayı kredi kartına yatırdığını, inceleme dışı sanık ...'nin 30.000,00 TL eksiği olduğunu söylediği, bunu da sanığa ödediğini beyan ettiği anlaşılmıştır. İnceleme dışı sanık ..., sanık ...'ın dayısı olmaktadır. Katılanların beyanı ve sanık ...'ın savunması birlikte değerlendirildiğinde sanık, dayısının alacağını istemek maksadıyla, tanık F.T. ve katılanlar ... ile ...'ın birlikte yaşadığı binanın önüne geldiği, tanık...nin katılanlardan sorduğu, tanık...yi bulamaması üzerine katılanlarla arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, sanığın kendi nam ve hesabına hareket etmediği gibi sanığın asıl amacının dayısının alacağını tanık...den almak olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla sanığın 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 106/2-a maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; 1. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-h maddeleri uyarınca nitelikli yağma suçundan ceza tayin edilirken temel cezanın 12 yıl olarak belirlenmesi cezada orantılılık ilkesi gereği hukuka aykırı bulunarak temel cezanın 10 yıl 8 ay olarak belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesince delil takdiri yapılmış olmasına rağmen duruşma açılmaksızın yeniden hüküm kurulduğu anlaşılmakla 5237 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, 5271 sayılı Kanun’un 280 ve 303. maddeleri kapsamına girmediği halde duruşma açılmadan yazılı şekilde düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, 2. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının gerekçeli kararda tartışılmaması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 04.03.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Muhalif) K A R Ş I O Y Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/241 Esas, 2024/307 Karar sayılı kararı ile sanıklardan ...'nin beraatine, sanık ... hakkında ise TCK'nın 149/1-a, h ve 35. maddeleri gereğince 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair kararın Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2024/4272 Esas, 2024/2902 sayılı kararı ile ceza miktarı 8 yıl olarak düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, dosyanın dairemize gelmesi üzerine sanık ...'ın inceleme dışı diğer sanık ...'nin yeğeni olduğu dayısının alacağını almak amacıyla müştekilerin ve tanıkların birlikte oturduğu eve gelip kavga ettiği ve dayısının alacağını istediği buna göre TCK'nın 150/1 madde yollamasıyla aynı Kanun'un 106/2-a maddesi gereğince cezalandırılması, gerektiğinden bahisle çoğunluk tarafından bozma kararı verilmiş ise de dosyanın incelenmesinde müşteki anlatımları, balistik raporları, sabıka kayıtları, tanık ve müşteki anlatımları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın da ifadesinde açıkça belirttiği üzere dayısının alacağını isteme amacıyla olay yerine gidip ateş ettiği ve müştekilerden para istediği "dayımın parasını vereceksiniz, vermezseniz kan dökülecek 15 dakikaya parayı hazırlayın geliyorum" beyanında bulunup olay yerinden ayrıldığı bilahare yeniden olay yerine gelip tabanca ile katılanın ve yanındakilerin üzerine doğru 3 el atış ederek "dayımın parasını vereceksiniz" dediği buna göre sanığın birden fazla eylemde bulunduğu sanığın kendisinin müdahilden bir alacağının olmadığını, dayısına ait bir alacağı istediği bu durumda TCK'nın 150/1 maddesinin uygulanmasının yerleşik içtihatlarımıza da aykırı olduğu bu sebeple sanık hakkında TCK 150/1 maddesinin uygulanamayacağı, yerel mahkemece yağma suçundan düzeltilerek onanması şeklinde reddine dair verilen kararın yerinde olduğu kanaatinde olduğumdan Sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla