İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2025/304 Karar: 2025/2172 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/304 K.2025/2172

6. Ceza Dairesi 2025/304 E. , 2025/2172 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/205 E., 2024/378 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı K

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2025/304 E. , 2025/2172 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/205 E., 2024/378 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı K

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2025/304 E. , 2025/2172 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/205 E., 2024/378 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilâmlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır. Bu bilgiler ışığında somut olayımıza gelince; Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, katılan ...'in soruşturma aşamasında alınan ifadesinde sanıkların, ellerini bağladıktan sonra para ve eşyalarını da aldıklarını beyan ettiği, kovuşturma evresinde alınan beyanında para veya eşyasının alınmadığını belirttiği, bozma sonrası alınan beyanında ise sanıkların telefonunu almadıklarına dair söylemi ile sanıkların savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmedikleri nazara alındığında, katılanın kolluk tutanaklarında kullanmakta olduğu belirtilen 05510119805 numaralı gsm hattı ile adına kayıtlı olan başkaca telefon hatlarının GSM şirketlerinden ve katılandan sorulup olay günü kullanmakta olduğu cep telefonunun imei nosu tespit edilerek katılana ait cep telefonunun, olay tarihi, öncesi ve sonrasını kapsayacak şekilde kimler tarafından kullanıldığının Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na yazı yazılıp tespit edilerek sanıklarla katılana ait cep telefonu arasında herhangi bir irtibatın bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra, deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sanıkların atılı suçu işlediklerine ve cezalandırılmalarına ilişkin yeterli, somut ve inandırıcı delil elde edildikten sonra sanıklar hakkında mahkumiyet hükümlerinin kurulması gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... müdafilerinin temyiz istekleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kilis 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 24.02.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Kilis 1. Ağır Ceza Mahkemesi, bozma üzerine yaptığı yargılamada sanıkları nitelikli yağma suçundan yeniden mahkûm etmiştir. Katılan soruşturmada sanıkların ellerini bağlayıp para ve eşyalarını aldığını söylemiş, kovuşturmada para veya eşyasının alınmadığını, bozma sonrasında ise telefonunun alınmadığını beyan etmiş; sanıklar suçlamayı kabul etmemiştir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi bu çelişkilere rağmen telefon araştırması yapılmadan kurulan hükümleri incelemiştir.

Hukuki İlke: Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/6-1147 E., 2018/519 K. sayılı ilamına atıfla 'in dubio pro reo' (şüpheden sanık yararlanır) ilkesini esas almıştır: mahkûmiyet yüksek de olsa bir ihtimale değil, her türlü şüpheyi dışlayan kesin ve açık ispata dayanmalıdır. Katılan beyanları aşamalarda çelişiyorsa, katılanın GSM hatları ve olay günü kullandığı telefonun IMEI numarası tespit edilip cihazın olay öncesi-sonrası kimlerce kullanıldığı ve sanıklarla irtibat bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm kurulamaz.

Uygulama Sonucu: Hükümler, Tebliğname'deki onama görüşüne aykırı olarak oy birliğiyle bozulmuştur; gerekçe, çelişkili katılan beyanı karşısında telefon kayıtları araştırılmadan yetersiz gerekçeyle mahkûmiyet kurulmasıdır.

Dava Strateji Notu: Yağma dosyalarında katılanın aşamalar arasındaki beyan değişiklikleri tutanaklarla tek tek karşılaştırılıp temyiz dilekçesine işlenmelidir; bu karar, çelişki + eksik teknik araştırma (IMEI/HTS irtibat tespiti) kombinasyonunun tebliğnamedeki onama görüşünü dahi aşarak bozma getirebildiğini gösterir. Mağdur vekili açısından ise ders, telefon gibi elektronik eşya iddialarının daha soruşturmada operatör kayıtlarıyla desteklenmesi gerektiğidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla