Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2025/4309 E. , 2025/7634 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1252 E., 2024/825 K. SUÇ : Nitelikli yağma İTİRAZA KONU KARAR : Onama Nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan sanık hakkında ilk derece mahkemesince yapılan duruşma sonunda mahkümiyetlerine ilişkin hükmün istinafı üzerine Bölg
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2025/4309 E. , 2025/7634 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1252 E., 2024/825 K. SUÇ : Nitelikli yağma İTİRAZA KONU KARAR : Onama Nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan sanık hakkında ilk derece mahkemesince yapılan duruşma sonunda mahkümiyetlerine ilişkin hükmün istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince esastan ret kararı verildiği sanık müdafiinin temyizi üzerine inceleme yapan Dairemizin 17.09.2024 tarihli ve 2024/3205 Esas, 2024/9262 Karar sayılı ilamı ile oy birliğiyle sanık hakkındaki hükmün Onanması yönündeki kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.07.2025 tarihli ve 2025/77177 sayılı yazısı ile verilen kararın kaldırılarak hükmün teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğinden Bozulması yönünde itiraz talebinde bulunulması üzerine dosya 17.09.2025 gününde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü: Dairemizin anılan kararına yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.07.2025 tarihli ve 2025/77177 sayılı itiraz istemi yerinde görülmüş olduğundan itirazın Kabulü ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/2. fıkrası uyarınca Dairemizin 17.09.2024 tarihli ve 2024/3205 Esas, 2024/9262 Karar sayılı Onama kararı kaldırılmak suretiyle yapılan incelemede; Sanık hakkında kurulan hükmün; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek temyiz sebebinin var olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Katılanın olaydan sonra sıcağı sıcağına polis merkezinde vermiş olduğu ifadesinde oğlu ...'ın olay günü saat 17.00 sularında eve geldiğini uzaklaştırma kararı olduğu için evden gitmesini istediğini oğlunun evden gitmeyerek elinde bulunan bıçak ile para istediğini kendisine "para vermezsen seni öldürürüm" dediğini karşılık olarak oğluna "param yok bir maaşım var onunla da evin ihtiyaçlarını karşılıyorum bir canım var" şeklinde karşılık verdiğini ardından evden çıkıp gittiğini gece geri dönünce oğlunun evde olduğunu görüp yatarken oğlunu yakalatmak için polisi aradığını beyan ettiği, sanığa para verdiğine dair herhangi bir ifadesinin olmadığı ancak duruşma sırasında oğlunun bıçakla tehdidi üzerine kendisine 10.000,00 TL para verdiğini belirtse de sıcağı sıcağına alınan ifadesinde böyle bir durumdan söz etmediği, sanığın ise aşamalarda para almadığını ifade ettiği, iki taraf arasında meydana gelen olayın tanığının da bulunmadığı gözetildiğinde sanığın tehdidi üzerine paranın verildiği yönündeki katılan beyanının şüphede kaldığı, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 35. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve resen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun 'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görüldüğünden hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 17.09.2025 tarihinde karar verildi.