KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2026/1845 E., 2026/2819 K.
- Karar tarihi
- 6 Nisan 2026
- Konu
- Ceza Hukuku
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2025/2032 E., 2025/2356 K
- Suç
- Nitelikli kasten yaralama
- Hüküm
- Esastan reddi ile onama
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Detayı
1.470 kelime·7 dk okuma
Sanık hakkında nitelikli kasten yaralama ve inceleme dışı nitelikli yağma suçlarından Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2024 tarihli ve 2024/525 Esas, 2024/409 Karar sayılı kararıyla verilen mahkumiyet hükümlerinin istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 10.03.2025 tarihli ve 2025/517 Esas, 2025/588 Karar sayılı kararı ile .
"Yol kesmek suretiyle yağma suçunun yasal unsurları bulunmadığı, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 149/1-e maddesi kapsamında kalıp kalmadığı hususunda katılanın beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olup olmadığının araştırılmadığı, olayın tek görgü tanığının dinlenmediği, suçun işlenişindeki ağırlığa değinilmeden, yetersiz gerekçeyle değer azlığı hükümleri yönünden uygulama yapılmış olması" gerekçesiyle bozma kararı verildiği bozma sonrası Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09.09.2025 tarihli ve 2025/170 Esas, 2025/377 Karar sayılı kararı ile;
sanık hakkında nitelikli kasten yaralama ve inceleme dışı nitelikli yağma suçlarından mahkumiyet kararları verildiği hükümlerin istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 12.11.2025 tarihli ve 2025/2032 Esas, 2025/2356 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddi ile onama kararı verildiği hükümlerin sanık ve müdafii ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısınca temyiz edildiği,
Yargıtay 6.Ceza Dairesi’nin 05.02.2026 gün ve 2026/205 Esas, 2026/1108 Karar sayılı kararı ile nitelikli kasten yaralama suçu bakımından temyiz istemlerinin reddine nitelikli yağma suçu yönünden ise hükmün bozulmasına kararı verildiği, nitelikli kasten yaralama suçu yönünden verilen karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.03.2026 gün ve 6 - 2025/149665 sayılı yazıları ile özetle somut olayda Bölge adliye mahkemesince verilen eksik inceleme ve araştırma ile suç vasfına yönelik bozma kararının yasada öngörülen ve tahdidi olarak sayılan bozma nedenleri arasında olmadığı izahtan varestedir.
Bozma sonrası yargılamada kasten yaralama suçunun niteliğinin değişmesi nedeniyle ilk hükümde verilen ceza miktarını arttıracak şekilde kurulan yeni hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararının CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca kesin olduğunun kabulü, usul hükümlerine açıkça riayetsizlik halinin kanun yolu başvuru hakkının ortadan kaldırılması sonucunu doğuracaktır.
Bir başka deyişle, bölge adliye mahkemesince verilmesi halinde temyizi kabil olacak bir hüküm, usule aykırı bozma nedeniyle kesin hüküm niteliğini almaktadır.
Buradaki hukuka aykırılığın 5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesi uyarınca giderilebileceği ileri sürülebilir ise de, kanun yolu başvuru hakkını ortadan kaldıracak nitelikteki usul hükümlerine aykırılığın, temyiz davası açılmış olması koşuluyla Yargıtay tarafından incelemeye konu edilebileceği şeklinde açıklanan nedenlerle itirazın kabulüne, Yargıtay 6.Ceza Dairesi’nin 05.02.2026 gün ve 2026/205 Esas, 2026/1108 Karar sayılı red kararının kaldırılması talebinde bulunulması üzerine,
dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü: TÜRKMİLLETİADINA Karar düzeltme istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görüldüğünden KABULÜ ile.
1. Dairemizin, 05.02.2026 gün ve 2026/205 Esas, 2026/1108 Karar sayılı, sanık hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin reddine ilişkin kararın KALDIRILMASINA, 2. Sanık hakkında hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükmün incelenmesinde. 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır.
Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanunun 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve müdafiince ileri sürülen temyiz sebeplerine ilişkin yapılan incelemede.
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Sanık hakkında hakkında nitelikli kasten yaralama ve inceleme dışı nitelikli yağma suçlarından Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2024 tarihli ve 2024/525 Esas, 2024/409 Karar sayılı kararıyla verilen mahkumiyet hükümlerinin istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 10.03.2025 tarihli ve 2025/517 Esas, 2025/588 Karar sayılı kararı ile .
"Yol kesmek suretiyle yağma suçunun yasal unsurları bulunmadığı, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 149/1-e maddesi kapsamında kalıp kalmadığı hususunda katılanın beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olup olmadığının araştırılmadığı, olayın tek görgü tanığının dinlenmediği, suçun işlenişindeki ağırlığa değinilmeden, yetersiz gerekçeyle değer azlığı hükümleri yönünden uygulama yapılmış olması" gerekçesiyle bozma kararı verildiği ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği,
Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği,
bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. sanık hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan ilk derece mahkemesince verilen ve 5 yılı aşmayan mahkûmiyet hükmünün esastan reddine dair kararın 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve sanığın temyiz imkanının ortadan kaldırıldığı,
oysa bölge adliye mahkemesince yasaya aykırı bozma ilamı yerine davanın yeniden görülmesine karar verilerek aynı mahkûmiyet hükmünün verilmesi durumunda 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi uyarınca verilen kararın temyizi kabil bir karar olacağı, görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir.
Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır.
Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir.
(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır.
Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır.
Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır.
Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir.
CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların,
görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 10.03.2025 tarihli ve 2025/517 Esas, 2025/588 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09.09.2025 tarihli ve 2025/170 Esas, 2025/377 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hükümler kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi,