KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/1192 E., 2010/8546 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9.9.2009
Karar Metni
318 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı kefil ve dava dışı kiracı hakkında kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı kefil tarafından yapılan itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, sözleşmeyi kefil olarak imzalayan ... ve asıl kiracı ... hakkında ödenmeyen kira bedellerinin tahsili amacıyla birlikte icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu ancak kiracının bir itirazda bulunmadığı için hakkındaki takibin kesinleştiğini ve 5.3.2008 tarihinde kiracının hacze kabil tüm mallarının haczedilerek muhafaza altına alındığını,
haczedilen malların satışa çıkarıldığı halde dosya borcunu karşılamaya yetmediğini ve 5.3.2008 tarihli haciz tutanağının İİK.nun 105.maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğunu belirterek itirazın iptali ve takibin devamını istemiştir. Davalı vekili müvekkilinin sözleşmeyi müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzalamadığını, öncelikle asil kiracı ...'tan alacağın tahsilinin gerektiğini bildirmiş ve davanın reddini savunmuştur.
Davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 1.3.2007 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu sözleşmeyi davalı ... adi kefil olarak imzalamıştır.
Adi kefil hakkında takip yapılabilmesi için Borçlar Kanununun 486.maddesi hükmü uyarınca, kefalet akdinden sonra borçlunun iflas etmesi veya hakkında takip yapılıp da alacaklının hatası olmaksızın semeresiz kalması veya borçlu aleyhine Türkiye'de takip yapılmasının imkansız hale gelmesi gerekir.Davada, bu koşullar gerçekleşmediğine göre sözü edilen madde hükmü gereğince kefil olan davalı hakkında doğrudan icra takibi yapılması ve buna dayanarak dava açılması olanaksızdır.
Bu sebeple davalı kefil ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/1192, K. 2010/8546, 6 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama