KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/13831 E., 2011/4393 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
479 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tapu iptali davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir.Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde, davacının Trabzon Merkez, Beşirli Mahallesinde bulunan 1514 ada 9 parselde pay sahibi olduğunu, paydaşlardan ...’un 1/60 payını tapuda 40.000 TL bedelle satılmış gibi gösterilse de gerçekte 20.000 TL bedelle davalıya satıldığını öğrendiğini belirterek bu bedel üzerinden önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı hisselerin iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı, duruşmada davanın reddini savunmuştur. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamını önalım bedeli olarak depo etmesi gerekir.Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delil ile kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; dosyaya getirtilen tapu kaydı ve akit tablosu incelendiğinde; 28.04.2008 tarihli satış işlemi ile paydaşlardan ...’un 1/60 hissesinin 40.000 TL bedelle davalı ...’e satıldığı anlaşılmıştır. Davacı ise tapuda
satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini,gerçekte payın 20.000 TL bedelle satın alındığını iddia etmiştir. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir.
Davacı satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür.Ancak bu konuda dinlenen davacı tanıklarının payın davalıya hangi bedel karşılığı satıldığı konusunda açık,kesin ve görgüye dayalı bilgi ve beyanları bulunmamaktadır. Davacı tanığı olarak dinlenilen ve satış sözleşmesinin tarafı olan ...’un oğlu ...’un görgüye dayalı bilgisi olmayıp, annesinin beyanını aktarmış olup satış bedeline ilişkin beyanlarına itibar edilemez.
Mahkemece yerinde yapılan keşif sonunda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu edilen payın değeri 23.722,75 TL olarak bildirilmiş ise de, muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arz eder.
Bu durumda davacının bedelde muvazaa iddiası kanıtlanmadığına göre, mahkemece davacıya, tapuda gösterilen satış bedeli ve satış masraflarından oluşan önalım bedelini depo etmesi için uygun süre tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde önalım bedelinin hatalı olarak belirlenmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/13831, K. 2011/4393, 7 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama