KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/13886 E., 2011/4951 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
889 kelime·4 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı yargılamanın yenilenmesi davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak dosyada pullarının olmadığı görüldüğünden duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, kesinleşen önalım davasına yönelik yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı ...’ın diğer davalı ...’ın 1960 No’lu parselde satın aldığı 2 / 9 paya yönelik olarak açtığı davada, davanın kabulüne karar verildiğini, davacının bu durumdan taşınmaza ilişkin olarak görülen paydaşlığın giderilmesi davasında anılan kararın sunulması ile haberdar olduğunu, oysa davacının da 29.9.2008 tarihinde aynı paya yönelik önalım davası açtığını, o davanın da kabulüne karar verildiğini, davalı ...’ın davacının 29.9.2008 tarihinde açtığı davadan ve 6.3.2009 tarihinde verilen karardan çok sonra 4.8.2009 tarihinde kötü niyetle dava açtığını,
paydaşlığın giderilmesi davasında her iki davalının da taraf olduğunu, 24.10.2008 tarihli oturumda davalıların açılan önalım davasından söz ettiklerini, mahkemenin de davalı ...’ın açtığı önalım davasını bekletici mesele yaptığını, ancak söz konusu davanın davacının aldığı ilamı geçersiz kılmak ve davacıyı zarara uğratmak için açıldığını, davalı ...’ın da annesinin açtığı bu davayı ilk oturumda kabul ettiğini, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, bu şekilde davalıların hile uyguladıklarını belirterek,
davalı ...’ın açtığı davada verilen kararın iptalini, davalı ...’ın önalım davasının reddini ve ... adına kayıtlı payın iptalini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davalı ...’ın ...den satın aldığı payın açılan önalım davası sonucu ... adına tescil edildiğini, bu nedenle davalı ...’a husumet yöneltilemeyeceğini, yapılan pay satışının davalı ...’a noter aracılığı ile bildirilmemesi nedeniyle adı geçen müvekkilesinin satıştan haberdar olması üzerine önalım davası açtığını, davanın kabulüne karar verilerek payın davalı ... adına tescil edildiğini, yine taşınmaz hakkında görülmekte olan paydaşlığın giderilmesi davasında önalım davası sonucu payın ... adına tescil edildiğini beyan ettiklerini, davalı ...’ın kötü niyetli olduğu iddiasını kabul etmediklerini, davanın muvazaalı açılmadığını,
kızı olan davalı ...’ın da davayı kabul etmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, dava açarken tapu kaydına tedbir koydurmayan davacının bu durumun meydana gelmesine kendisinin sebebiyet verdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
13886/4951
Yargılamanın iadesi isteği HMUK’nun 445 ve devamı maddelerinde açıkça vurgulandığı üzere hukuki niteliği itibariyle ayrı ve bağımsız bir dava olup mutlaka duruşma yapılarak iki aşamada incelenmesi gerekir. Mahkeme öncelikle yargılamanın iadesi davasının mesmu ( dinlenmeye değer ) olup olmadığını kendiliğinden araştırır.
Bu aşamada genel dava koşullarından ayrı olarak yargılamanın iadesi davasının süresinde açılıp açılmadığının, teminat gösterilip gösterilmediğinin ve yasada sayılan yargılamanın iadesi sebeplerine dayanılıp dayanılmadığının incelenmesi gerekir. Bu koşullardan birisinin mevcut olmadığı sonucuna varılması halinde istem ret edilir.
Mahkeme birinci aşamada yargılamanın iadesi davasının dinlenmeye değer olduğu sonucuna varırsa, ikinci aşamada esasa girerek ileri sürülen yargılamanın iadesi sebeplerinin doğru olup olmadığını araştırır. Dava dilekçesinde ileri sürülen sebebin gerçek olduğu kanısına varması halinde ise istem kabul edilerek asıl dava hakkında yeni bir karar verir.
Olayımıza gelince; dava konusu payın ilişkin bulunduğu 1960 parsel No’lu taşınmazın paydaşlarından ...nin taşınmazdaki 2 / 9 payını davalı ...’a 19.8.2008 tarihinde 21.000 TL bedelle satması üzerine aynı taşınmazda 5 / 9 pay maliki davacı Yunus Yiğit 29.9.2008 tarihinde Bolu 2 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008 / 236 esas 2009 / 57 karar sayılı dosyasında önalım davası açmış, mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne dair verilen karar 12.5.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Dava konusu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz hakkında görülmekte olan paydaşlığın giderilmesi davası sırasında da bu kez taşınmazın paydaşlarından ... 4.8.2009 tarihinde Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009 / 287-321 sayılı dosyasında aynı paya yönelik olarak önalım davası açmış, davalı ...’ın 6.10.2009 tarihli oturumda davayı kabul etmesi üzerine davanın kabulüne dair verilen karar temyiz edilmeksizin 11.11.2009 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı, sonradan açılan önalım davasının kendisinin kazandığı önalım davasında alınan ilamı geçersiz kılmak için anne-kız olan davalılar arasında muvazaalı olarak açıldığını ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla da kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. Türk Medeni Kanunu’nun 733 / 3. maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu bağlamda 1960 No’lu parseldeki dava konusu edilen 2 / 9 payın satılması üzerine taşınmazın paydaşı ... tarafından yapılan pay satışı kendisine noter aracılığı ile bildirilmediğinden iki yıllık yasal hak düşürücü süre içinde önalım hakkının kullanılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Önalım hakkı taşınmazın her paydaşına tanınmış bir hak olup davacının açtığı davadan bağımsız olarak bu hakkın ayrı bir dava ile kullanılması mümkündür. Diğer yandan davalı ...’ın dava açtığı tarihte davacı Yunus Yiğit’in açtığı dava henüz kesinleşmemiş olduğu gibi, davalı ...’ın açtığı dava da davacının açtığı davadan önce kesinleşmiştir. Bu durum karşısında HMUK’nun 445 / 10 maddesi hükmü gereğince davacının yararlanabileceği bir kesin hükümden söz
13886/4951 -3-
edilemez. Yine davacı tarafından davalıların hile kullanarak muvazaalı şekilde açılan önalım davasını sonuçlandırdıkları iddia edilmesine karşın, bu husus da kanıtlanabilmiş değildir.Davada yargılamanın yenilenmesi koşulları gerçekleşmediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/13886, K. 2011/4951, 19 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama