KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/14106 E., 2011/1813 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili Av..... geldi. Davalı ve vekili gelmedi. Hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, 35.000 TL alacağın tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde,taraflar arasında düzenlenen 27.4.2006 tarihli araç kiralama sözleşmesi ile.... plakalı otomobilin davalıya kiralandığını, müvekkilinin araç sigortası dahil üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalının kullanımında iken 12.5.2007 tarihinde çaldırıldığını, hırsızlık olayının zor, cebir ve şiddete dayanmaması nedeniyle zararın sigorta şirketince karşılanmadığını, otomobilin ikinci el değerinin rayicinden daha düşük olarak ödenmesi için davalıya başvurulmuş ise de sonuç alınamadığını belirterek, araç değeri 35.000 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın haksız ve dayanaksız açıldığını, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmenin 9 / b maddesine göre davacının kasko sigortasını kısıtlayıcı kloz ile imzaladığını, bu durum davalıya bildirilmediğinden kendisini bağlamayacağını, davacının kendi hatası nedeniyle sigorta başvurusundan sonuç alamadığını, şimdi ise uğradığı zararı davalıya yüklemeye çalıştığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 3.5.2006 başlangıç tarihli ve yirmisekiz ay süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile diğer otomobil ile birlikte .... plakalı otomobil de davalıya kiralanmıştır.
Sözleşmenin özel şartlar bölümü 9 / b maddesinde kiralayanın otomobilin kasko sigortası ve zorunlu mali trafik sigortasını gerçek değeri üzerinden aralarında hırsızlığın da bulunduğu risklere karşı yaptıracağı, 12 / d maddesinde de kiracının otomobilin kullanımda olmadığı zamanlarda ruhsat ve anahtarını otomobil üzerinde bırakmamak zorunda olduğu kararlaştırılmıştır. Bu şartlar geçerli olup tarafları bağlar.
Söz konusu otomobil davalı şirket tarafından çalışanı ....’a tahsis edilmiş , onun kullanımında iken 12.5.2007 tarihinde saat 18.00-18.30 sularında otomobil kullanıcısı tarafından eve gidildiğinde park yeri sorunu nedeniyle ve gerektiğinde yerinin değiştirilmesi amacı ile otomobilin anahtarı zemin katta Kalebodur dükkanı işleten komşusu Fazıl Danışman isimli şahsa bırakılmış ve otomobil dükkandan anahtarları alan hırsızlarca çalınmıştır.
Kasko sigortası kapsamında zararın karşılanması için davacı her ne kadar sigorta şirketine başvurmuş ise de kasko poliçesindeki araç çalınması teminatına ait özel şartlar 5. maddesi gereği zor , cebir ve şiddet kullanılmaksızın otomobile ait anahtarların ele geçirilerek yapılan hırsızlığın teminat dışı olması nedeniyle sonuç alamamıştır. Hırsızlık olayı kira süresi içinde ve kiralanan kiracının kullanımında iken gerçekleşmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 256. maddesi gereği kiracı kiralananı kullanırken tam bir ihtimam dairesinde hareket etmekle yükümlü olduğu gibi, aynı yasanın 266 / 1 maddesi gereğince de kiralananı ne halde teslim almış ise kira süresinin sonunda o halde ve mahalli adete göre geri vermesi gerekir.
Her ne kadar sözleşmenin 12 / d maddesinde otomobilin kullanılmadığı zamanlarda ruhsat ve anahtarının otomobilde bırakılmayacağı düzenlenmiş ise de hırsızlık olayının gelişimi itibariyle otomobil anahtarının hangi gerekçe ile olursa olsun bir üçüncü kişiye bırakılması ve onun tasarrufunda iken bulunduğu yerden alınarak otomobilin çalınmasında davalı ve çalışanının kiralananı özenli kullanım borcunu gereği gibi yerine getirdiğinden söz edilemez.
Hırsızlık olayına davalının kusurlu davranışları yol açmış, sonuçta da otomobilin çalınması suretiyle davacının zarara uğramasına neden olunmuştur. Bu durumda mahkemece otomobilin değeri tespit edilerek uğranılan zararın tazminine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/14106, K. 2011/1813, 22 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama