KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/2733 E., 2010/10885 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
855 kelime·4 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava önalım hakkı nedeniyle tapu iptal ve tescil istemi, olmazsa davalıların mülkiyet haklarını kötüye kullanmak suretiyle dava konusu hisseleri satın almış olmaları nedeniyle davalılar adına olan tapu kayıtlarının satışta gösterilen bedel karşılığında iptali ile hisseleri oranında davacılar adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece önalım davasının kabulü ile davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptaline, hisseleri oranında davacılar adına tesciline, terditli dava söz konusu olduğundan diğer talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili 4.8.2006 havale tarihli dava dilekçesinde müvekkillerinin değişik oranlarda malik oldukları İstanbul ...’da kain 1412 ada 21 Parsel nolu taşınmaz üzerinde 24 adet bağımsız bölümlü bir bina yapılı olmasına rağmen tapuda halen arsa olarak göründüğünü, imar uygulamasından önce de hissedar olan dava dışı ...’ın diğer hissedarları mağdur etmek için hissesini değişik oranlarda ve değişik tarihlerde davalılara sattığını, her ne kadar kat mülkiyeti kurulu değil ise de arsa üzerinde 24 adet bağımsız bölümlü bir bina bulunup,
sahip olunan hissenin daha küçük hisselere ayrılarak (ayrılan hisse grubuna bir bağımsız bölüm düşmeyecek şekilde)diğer hissedarları zor durumda bırakmak için hisse devri yapıldığını, bu şekilde mülkiyet hakkının kötüye kullanıldığını, davalıların da devraldıkları hisse miktarına bir bağımsız bölüm düşmeyeceğini bile bile devraldıklarını, akabinde de taşınmazın tamamını elde etmek için ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını, davalıların kötü niyetli olduklarını, önalım hakkı nedeniyle davalıların paylarının iptali ile hisseleri oranında müvekkilleri adına tesciline,
eğer şufa talebi kabul görmezse davalıların müvekkillerini zarara uğratmak için mülkiyet edinme hakkını kötüye kullanarak kısa zaman aralıkları ile aynı şahıs ile fikir birliği içerisine girip dava konusu hisseleri devralmaları nedeniyle hakkın kötüye kullanılmasını kanun himaye etmeyeceğinden davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile hisseleri oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... Davacıların iddia ettiği olaylarla bir ilgisi olmadığını, ...’ın hissesini kendisine satmadığını, kim olduğunu bilmedikleri bir şahsın kimlik bilgilerini kullanarak piyasayı dolandırdığını, bu şahsın daha önce de kendisi adına sahte çek düzenlediğini, aynı şahsın banka kredisi kullanarak adına araba aldığını, bu olaylarla ilgili olarak savcılığa şikayette bulunduğunu, davalı ... vekili;
müvekkilinin bedelini ödeyerek bir daire satın aldığını, taşınmazda kat mülkiyeti tesis edilmediğinden tapuda hisse satın aldığını, ödenen paranın bağımsız bölüm bedeli olduğunu, satın aldığı bağımsız bölümün diğer hissedarlar tarafından verilmeyince ortaklığın giderilmesi davası açtığını, davacıların kat mülkiyeti olmasa dahi bağımsız bölümleri oluşturulmuş bulunan bir binada önalım hakkını ileri sürmelerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca dava süresinin geçirildiğini, ortaklığın giderilmesi davasını sürüncemede bırakmak için davanın açılmış olduğunu, davalı ... vekili,
müvekkilinin dava dışı ...’dan olan alacağını tahsil edemeyince alacağına mahsuben dava konusu taşınmazdaki hissesini satın aldığını, davanın süresinde açılmadığını, davacının iddia ettiği gibi bir hakkın kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığını, davalı ... vekili, müvekkilinin dava dışı ...’dan pay satın almış olup, taahhüt edilmesine rağmen dairenin boşaltılmadığını, davalı ..., davanın süresinde açılmadığını, müvekkilinin davaya konu yeri almak için gittiğinde kendisine bir daire gösterildiğini, ancak alacağı dairenin kiracısının evde olmaması nedeniyle bu gösterilen dairenin benzer daire olduğunun söylendiğini,
müvekkilinin tapu kaydına güvenerek iyi niyetle 100.000 TL bedelle satın aldığını, dava konusu taşınmazın tapuda arsa olarak görünmesine karşılık üzerinde bina olduğunu, bu binanın görmezden gelinerek davacılara önalım hakkının tanınmasının mümkün olmadığını, davanın reddi gerektiğini beyan etmişlerdir.
Mahkemece istemin kabulü ile davalılar adına olan tapu kaydının iptaline ve hisseleri oranında davacılar adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Öncelikle dava konusu taşınmazın evveliyatını gösteren tapu kaydının temini ile üzerindeki binanın yapımı aşamasında kimlerin paydaş oldukları ve varsa kat karşılığı inşaat sözleşmesi örneğinin incelenerek her bir paydaşa bir bağımsız bölüm tahsis edilip edilmediğinin ve edilmişse tahsis şekline göre fiili kullanım olup olmadığının denetlenmesi,
davalılar tarafından aldıkları payların bir bağımsız bölüme karşılık geldiği beyan edildiğine göre her bir davalıya satın aldıkları bağımsız bölümün hangi bağımsız bölüm olduğunun açıklattırılarak söz konusu bağımsız bölümlerin davalılara tahsis edilmiş olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabul şekli itibariyle de, önalım hakkı sadece davaya konu satış işleminin yapıldığı tarihte tapuda paydaş olan diğer malikler tarafından kullanılabilecek bir hak olup, incelenen tapu kaydından davacılardan ..., ..., ... ve ...’in, davalılar ..., ... ve ...’ten daha sonraki tarihte pay sahibi oldukları anlaşılmaktadır.
Satış tarihinde tapuda paydaş olmayan adı geçen davacıların belirtilen davalılar yönünden önalım hakkı bulunmadığından bu davacıların belirtilen davalılar yönünden istemlerinin reddi gerekirken bu husus üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, her bir davalının satın alırken ödemiş olduğu alış bedeli farklı olduğundan önalım bedelinin dağıtılmasında her davalının ödediği bedelin kendisine verilmesi gerekirken yatırılan bedelin davalıların hissesi oranında ödenmesine karar verilmesi de doğru değildir.
Ayrıca davalı ... tarafından söz konusu satış işlemi ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, kim olduğunu bilmediği bir kişi tarafından kimlik bilgilerinin temin edilerek kendisi adına çeşitli işlemler yapıldığı beyan edilmiş olup, bu konudaki şikayet nedeniyle soruşturmanın devam etmekte olduğu dosya kapsamından anlaşılmasına rağmen mahkemece bu davalının beyanları üzerinde hiç durulmaksızın karar verilmiş olması da doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/2733, K. 2010/10885, 14 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama