KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/3302 E., 2010/9994 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10.09.2002
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tapu iptali davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkı nedeniyle payın iptali ve tescili isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin 31482 ada 4 No'lu parselin paydaşları olduklarını, davaya konu taşınmazın 205/684 payının paydaş Keçiöeren Belediyesi tarafından 14.01.1999 tarihinde davalı ...’ya, 153/684 payının 23.08.2000 tarihinde diğer davalı ... ...’a satıldığını, satış işleminden 19.02.2001 tarihinde haberdar olduğunu öne sürerek, davalılar adına kayıtlı toplam 358/684 payın iptali ile yasal şufa hakkı nedeniyle müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalıların adreslerinin tespit edilememesi üzerine Tebligat Kanununun 28. maddesi uyarınca ilanen tebligat yoluna gidilmiş, davalıların yokluğunda yapılarak hüküm kurulmuştur. Hüküm de aynı şekilde tebliğ edilmek suretiyle 01.11.2001 tarihinde kesinleştirilmiştir. Davalılardan ... vekili bu kez 11.02.2010 tarihinde hükmü temyiz ederek yeterli adres araştırması yapılmadığını, tebligat işlemlerinin usulsüz olduğunu dile getirmiştir.
Uyuşmazlık dava dilekçesi ve duruşma gününe ilişkin tebligatın davalılara usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığına ilişkindir. Davalı ...'ya çıkartılan duruşma tebligatı davalının tapuda işlem yaptığı sırada tapu sicil müdürlüğüne bildirdiği adrese gönderilmiş, tebliğ edilememesi üzerine zabıta araştırması ile yetinilerek ilanen tebligat yoluna gidildiği görülmüştür.
Tebligat kanununun 29/2 ve Tebligat Tüzüğü’nün 47/2 maddesi hükmü gereği tebliğ olunacak evrak ve ilan suretinin bir ay süreyle mahkeme divanhanesinde askıya çıkarılması gerekir. Dosyada bulunan 30.11.2001 tarihli tutanağa göre ilan metni 14.11.2001 – 30.11.2001 tarihleri arasında askıda kalmıştır.
Tebligat Kanunundaki düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, ilan metninin 30 gün yerine 15 gün süre ile askıda bırakılması yasanın emredici nitelikteki 29/2 ve Tüzüğün 47/2 maddesine aykırılık teşkil eder. Öte yandan davalının adresinin zabıta araştırması ile yetinilmeyerek resmi ve özel kurum ve dairelerden de araştırması gerekirken yetersiz soruşturma ile ilanen tebligata karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle yapılan tebligat işlemi usulsüz olup yöntemine uygun taraf teşkili sağlandığından söz edilemez. Hükmü temyiz eden davalı ...'ya hükümde usulüne uygun tebliğ edilmediğinden hükme 02.02.2010 tarihinde muttali olduğunu bildirmesi karşısında temyiz isteğinin süresinde olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanarak işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/3302, K. 2010/9994, 29 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama