KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/5005 E., 2010/13860 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
287 kelime·1 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava önalım hakkı nedeniyle payın iptali ve tescile ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili davalının 274 ada 5 parselden 5.10.2004 tarihinde aldığı 1/3 payın iptali ile müvekkili adına tescilini istemiş, davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Davalı vekili temyiz aşamasında taşınmazın fiilen taksim edildiğini savunmuştur. Bu savunmanın yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün olduğundan üzerinde durularak taraf delillerinin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. Öte yandan kabule göre de davacı 5.10.2004 tarihli satış nedeni ile önalım hakkını kullanmış olup mahkemece bu tarihteki satışa konu payın bedeli üzerinden önalım bedeline hükmedilmesi gerekirken başka bir paya ilişkin satış bedelinin önalım bedeli olarak kabulü ve bunun hükümde gösterilmemesi de doğru değildir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/5005, K. 2010/13860, 16 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama