KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/10211 E., 2011/14498 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Kiralananın tahliyesi
Karar Metni
466 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı, eşinin kiralamış olduğu başka bir işyerinde büfe işlettiğini, maliki olduğu kiralananda da aynı işi yapacaklarından bahisle davalının kiralanandan tahliyesini istemiştir. Davalı, ihtiyacın samimi olmadığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın süresinde olmadığından ve ihtiyaç iddiasının ispatlanamadığından bahisle, davanın reddine karar verilmiştir.
6570 sayılı Yasanın 7/ c maddesi hükmüne göre ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliye davalarının İİK.nun 272. maddesinin kıyasen uygulanması suretiyle kira sözleşmesinin bitimini takip eden bir ay içinde açılması gerekir. Daha önce veya bu bir aylık süre içerisinde sözleşmenin yenilenmeyeceğine ilişkin tahliye iradesi kiracıya bildirilmiş ise bu bildirimi takip eden dönem sonuna kadar dava açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenebilmesi için öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin ve süresinin bilinmesi zorunludur. Davacının bildirdiği bu tarihlere davalı karşı çıkarsa uyuşmazlığın tarafların gösterecekleri tanık dahil bütün deliller toplanarak bir hadise olarak çözüme kavuşturulması gerekir.
Yine 6570 Sayılı Yasanın 7/c maddesine göre işyeri ihtiyacına dayalı olarak açılan tahliye davalarında ihtiyaçlının kirada olması halinde ihtiyacın varlığının kabulü için ihtiyaçlının ya tahliye tehdidi altında bulunması veya kiralananın yapılacak iş için daha üstün nitelikte olması, en azından halen iş yapılan yerle eşdeğer nitelikte bulunması gerekir. Eşdeğerlik durumu varsa mülkiyet hakkına üstünlük tanınmalıdır. Bu iki halden birisinin varlığı ihtiyacın kabulü için yeterlidir. Her iki halin birlikte olması gerekmez.
Tahliye tehdidinin varlığı davacı tarafından ileri sürülmemiş ise mahkemece kendiliğinden nazara alınamaz. Oysa kiralananın halen iş yapılan yerden üstün olduğu ileri sürülmemiş olsa bile ihtiyaç iddiasının içinde bu husus da mevcut olduğundan mahkemece uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak kıyaslama suretiyle bu hususun belirlenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; Taraflar arasında 1.5.2010 başlangıç tarihli beş aylık kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacının ... Noterliği aracılığı ile gönderdiği 29.9.2010 keşide tarihli ihtiyacını bildirir ihtarı 8.10.2010 tarihinde bir aylık dava açma süresi içinde davalıya tebliğ edilmiştir. Bu durumda 5.11.2010 tarihinde açılan tahliye davasının süresinde olduğunun kabulü gerekir.
İşin esasına gelince; Davacı tanıkları davacının eşinin tahliye tehdidi altında olmadığını belirtmişlerse de bu husus ihtiyacın gerçek ve samimi olmadığını kabule yeterli sayılamaz. Ne var ki ihtayaçlının halen kirada iş yaptığı yer ile kiralananın konumları üzerinde durulmamıştır. Bu durumda mahkemece yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda dava konusu kiralananın, kirada bulunulan yere göre daha elverişli olup olmadığının mahallinde uzman bilirkişiler aracılığıyla keşfen saptanarak alınacak rapor da nazara alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/10211, K. 2011/14498, 14 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama