KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/10514 E., 2011/11500 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
514 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar Dairemizin 05.04.2011 gün ve 2010/14121-2011/4231 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmesi üzerine bu defa davalı tarafından yasal süresinde karar düzeltme isteminde bulunulmuş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu payların ilişkin olduğu 6-8 ve 10 No’lu parsellerin paydaşı olup, davalının 6 No’lu parselde 29.07.2008 tarihinde ve 8 ve10 No’lu parsellerde ise 07.07.2008 tarihinde toplam 128.000 TL bedelle pay satın aldığını, yapılan pay satışlarının davacıya noter aracılığı ile bildirilmediğini, davacının önalım hakkını kullanmak istediğini, diğer yandan davalının önalım hakkının kullanılmasını engellemek için tapuda pay değerlerini muvazaalı olarak yüksek gösterdiğini, gerçekte taşınmazların dönüm değerlerinin 1.500 TL’yi geçmediğini belirterek,
davalı adına kayıtlı payların iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin satın aldığı payların hep birlikte düşünülmesi gerektiğini, taşınmazların fiilen taksim edilerek kullanıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen 8 ve 10 No’lu parseldeki paylar taşınmazların paydaşı .... çocukları .... ve arkadaşları tarafından 07.07.2008 tarihinde toplam 38.000 TL bedelle ve 6 No’lu parseldeki
pay ise ...çocukları....a ve arkadaşları tarafından 29.07.2008 tarihinde 90.000 TL bedelle davalıya satılmıştır. Davacı ise tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini iddia ederek yasal süresi içinde önalım davası açmıştır. Davalı, bu davaya karşı taşınmazların fiilen taksim edilerek kullanılması nedeniyle davanın reddedilmesini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu taşınmazların fiilen taksim edilerek tasarruf edilmesi sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 05.04.2011 gün ve 2010 / 14121 esas 2011 / 4231 karar sayılı ilamı ile taşınmazda fiili taksimin gerçekleşmemesi nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine işaretle bozulmuş ise de, mahkemece sadece fiili taksim araştırılması yapılıp davacının bedelde muvazaa iddiası üzerinde durulmadığı, bu hususun da araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi ve mahkeme kararının bu açıklanan gerekçe ile bozulması gerektiği bu defaki incelemeden anlaşılmakla davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin anılan gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/10514, K. 2011/11500, 25 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama