KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/8981 E., 2011/13094 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
572 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, davalı tarafından kiralananın hor kullanılmış olması nedeni ile onarım bedeli karşılığı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, 13.400-TL alacağın davalıdan tahsiline, dava dilekçesinde yargılama giderinin davalıdan tahsiline ilişkin bir istem olmadığından yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücreti tayin ve takdirine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilerek onanması, davalı vekili tarafından ise kararın bozulması için temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava konusu taşınmazın davalı şirketin misafirhanesi olarak kiraladığını, kira ilişkisinin devamı sırasında davalının kiralananı tahliye edeceğini bildirdiğini ve 17.11.2009 tarihi itibarı ile tahliye ederek anahtarını teslim ettiğini, davalının yokluğunda Beyoğlu 1.Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 22.12.2009 tarihinde yapılan tespitte 13.400.- TL hasar bedeli tespit edildiğini bildirerek 13.400-TL hor kullanma tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davanın tespit dosyasındaki bilirkişi raporuna dayandırılarak açıldığını, kiralananda hasar ve noksan bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne 13.400.-TL hor kullanma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Borçlar Kanununun 256.maddesi hükmüne göre kiracı kiralananı, kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak ve sözleşme sonunda aldığı hali ile iade etmek durumundadır. Kiralananın kötü (hor) kullanılması nedeniyle uğradığı zarar için kiralayan, giderim isteminde bulunabilir. Normal kulanım sonucu oluşanhasar bedelini ise isteyemez.
Hasar miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmekte olup, tek yanlı yapılan ve itiraza uğrayan delil tespitine ilişkin bilirkişi raporu hükme dayanak yapılamaz.
Öte yandan HUMK’nun 368 ve devamı maddelerine dayanılarak yaptırılan delil tespitine ilişkin bilirkişi raporları aynı yasanın 374.maddesi hükmü uyarınca asıl dava dosyasının eki sayılmakla birlikte, söz konusu raporlara karşı belirli sürede itiraz edilmemesi halinde kesinleşeceği veya aleyhine tespit yaptırılan kişi hakkında kesin delil niteliği kazanacağına dair yasal bir düzenlemeye de yer verilmemiştir.
Bu nedenle delil tespiti yolu ile alının bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olan taraf bu itirazını hüküm verilinceye kadar mahkemeye bildirebilir. Kaldı ki tespit raporunun iddiayı ve savunmayı karşılayıp karşılamadığı, hüküm kurmaya yeterli olup olmadığını denetleme işi hakime ait bir görevdir.
Somut olayda; kiralananın 17.11.2009 tarihinde tahliye edildiğinin bildirilmesi üzerine, 25.11.2009 tarihinde davacı tarafından yerinde tespit yaptırılmış ve o tespit sonucu verilen bilirkişi raporuna dayanılarak bu dava açılmıştır. Yargılama aşamasında dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Yüksek mimar tarafından düzenlenen 10.1.2011 tarihli rapor gerekçesiz olduğu gibi, meydana gelen hasarın normal kullanım ya da hor kullanım sonucunda oluşup oluşmadığı konusunda bir açıklamaya da yer verilmemiştir. Davalı, söz konusu tespite ve bilirkişi raporlarına karşı çıkarak tespit raporunun ve bilirkişi raporunun davacının iddiaları doğrultusunda hazırlandığını, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu öne sürmüştür.
Bu durumda tek yanlı olarak yaptırılan tespit tesbit raporu ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak hasar miktarı ile hasarın normal ya da hor kullanma sonucu oluşup oluşmadığı hususunun tartışılması ve tesbit edilecek hasar bedelinden indirim yapılıp yapılmayacağının üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Kabule göre de, HUMK.nın 417 ve 423.maddeleri uyarınca istek olmasa bile yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkemenin kendiliğinden karar vermekle yükümlü olduğu hususu göz önüne alınarak davayı kazanan taraf lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/8981, K. 2011/13094, 28 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama