KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/1988 E., 2024/4483 K.·Birleşen 2016/513 Esas Sayılı Dosyada
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2195 E., 2023/214 K.
- Hüküm/karar
- Kısmen Kabul
- İlk derece mahkemesi
- Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.
- Sayısı
- 2016/402 E., 2018/274 K.
Karar Metni
592 kelime·3 dk okuma
1- İlk Derece Mahkemesince, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemli davada, asıl dava bakımından davacı taşeronun davalı yüklenicinin yapması gereken işleri bir ay içinde davalılara bildirmediği, işin geç teslim edilmesi nedeniyle kusurlu olduğundan sözleşmenin 10. maddesine göre belirlenen kur farkı alacağını talep edemeyeceği, birleşen dava bakımından ise, davacı yüklenicilerin geç teslimden kaynaklı 116.525,00 TL cezai şart bedeli,
39.948,16 TL cari hesap alacağı ve sözleşmenin 19. maddesine göre asgari işçilik eksik beyan edilmesi sebebiyle ödenen 25.000,00 TL prim tutarı olmak üzere toplam 181.473,16 TL’nin tahsilini talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, takibe vâki itirazın iptali ile, takibin 181.473,16 TL bakımından devamına, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
2- İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi tarafından asıl davada sözleşmenin 11. maddesi gereğince davacının eksik işlerin bildirimini 1 ay içerisinde yazılı olarak yapmadığı, bu nedenle davacının kendi kusurundan kaynaklı işin geç tesliminden dolayı sözleşmenin 10.maddesinde düzenlenen kur farkı alacağını talep edemeyeceği, birleşen dava bakımından ise, 39.948,16 TL cari hesap alacağı ile asgari işçilik eksik beyan edilen prim tutarı 25.000,00 TL yönünden ticari temerrüt faizi işletilmesi gerekirken yasal faiz işletilmesinin hatalı olduğu,
davacı yanca iş teslim alınırken cezai şart alacağı yönünden ihtirâzi kayıt konulmadığından cezai şart alacağının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile takibe vâki itirazın 64.948,16 TL bakımından iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi uygulanmasına, icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
3- Bu karara karşı taraflar vekillerince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 09.06.2022 tarihli, 2021/5073 Esas, 2022/3225 Karar sayılı kararıyla, hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak, davacı taşeronun süre uzatımı ile belirlenen 15.12.2015 teslim tarihi itibariyle sözleşmenin 10.3. maddesi gereğince talep edebileceği kur farkı alacağının hesaplanması ve asıl dava bakımından sonucuna uygun hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
4- Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; bozma ilâmı kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne, takibe vaki itirazın 329.149,20 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davada takibe vaki itirazın 64.948,16 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine karar verilmiştir.
5-Bu karara karşı taraf vekillerince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olduğu, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, yine asıl davada dava konusu alacağın istenebilir olup olmadığı ile miktarı yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği, düzenlenen bilirkişi raporunun olaya uygun, içerik itibariyle yeterli ve inandırıcı olduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1988, K. 2024/4483, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama