KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/2433 E., 2024/4991 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/825 E., 2023/435 K.
- Hüküm/karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/458 E., 2021/78 K.
Karar Metni
699 kelime·3 dk okuma
Asıl davada davacı vekili özetle; müvekkili kurum ile davalı arasında ihtiyacını karşılamak amacıyla 28.000 adet Özel Harekat Tişörtünün satın alınmasına ilişkin sözleşme imzalandığını, Tip-2 Tişörtün kol kısımlarındaki baskılı (kamuflaj) bölgelerinde aşırı solma ve deforme olması nedeniyle bahse konu tişörtlerdeki solma nedenlerinin tespit edilmesi amacıyla numuneler üzerinde uzman personel ve hakem laboratuvar olarak tespit edilen Tübitak Butal Bursa Test ve Analiz Laboratuvarı tarafından yapılan inceleme sonucunda tişörtlerde meydana gelen renk değişiminin bir solma olmadığını,
sürtünme gerçekleşen yüzeylerde beyazlaşma ve parlama meydana geldiğini belirterek, firmaya ait 29.244,60 TL kesin teminatın gelir kaydedilmesi sonrasında idarenin uğramış olduğu zarar olan hatalı ürün adedi ve ürün birim bedeli esas alınarak hesaplama sonucunda bulunan 243.459,60 TL bedelin davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili; müvekkilinin teslim edilen ürünlere atfedilen kusurları kabul etmediğini, solma ve sararma şikayetlerinin şirketin üretim ve imalatından kaynaklanmadığını, 15 Temmuz 2016 da yaşanan hain darbe girişimi sürecinde Özel Harekat Daire Başkanlığının bombalanmış olması sebebiyle teslim edilen tişörtlerin tekstil ve giyim ürünleri için uygun saklama koşullarında, kapalı alanda tutulmadığını, bir süre açık alanda ve halı sahada gün ışığına ve dış etkilere maruz kalacak şekilde bekletildiğini, bu durumun tişörtlerin renk haslığı vb. özelliklerini olumsuz etkilediğini,
yıkama talimatlarında belirtilen uyarılara riayet edilmemiş de olunabileceğini, anılan şikayetlere dair firmanın bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiş, birleşen davada sözleşmenin hukuka aykırı ve haksız olarak feshedildiğinin ve feshin geçersiz olup, sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespiti ile irad kaydedilen 29.244,60 TL teminatın tahsil gününden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu malların, davacı tarafından belirlenen laboratuvarda yapılan analizde şartnameye uygun olduğu belirlendikten sonra kabul edildiği, bir yıldan fazla bir süre geçtikten sonra çıkan uyuşmazlık nedeniyle davacının TÜBİTAK laboratuvarlarında Tip-2 olarak adlandırdığı tişörtler üzerinde yapılan analizde tişörtlerin ölçüm değerlerine ve şartnameye uygun olduğu, sadece sürtünme renk haslığının ölçüm değerlerine uygun olmadığı, bunun da beyazlaşma ve parlama yapacağı, solma yapmayacağı hususunun bildirildiği,
davacının 5.220 adet tişörtte meydana gelen aşırı solma deformenin davalının şartnameye uygun olarak üretim yapmamasından kaynaklandığını bildirdiği, davacının, belirlenen standartlara göre yapıldığını laboratuvar analizleri ile belirledikten sonra teslim aldığı dava konu olan 5.220 adet tişörtün, davalının hatalı imalatından dolayı ayıplı hale geldiğini ispat edemediği gibi, davacının iddia ettiği solmanın bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi saklama koşullarından veya uygunsuz yıkamadan da oluşabileceğinin bildirildiği,
yine TÜBİTAK tarafından davacıya gönderilen 16.11.2017 gün ve 252304 sayılı yazıda sürtünme haslığının ölçüm değerlerinden fazla olmasının solma ve deformeye neden olmadığı, beyazlaşma ve parlama yaptığının da bildirildiği dikkate alındığında, taraflar arasındaki sözleşme ve şartnameler ile TBK'nın 219 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu edilen tişörtlerde meydana gelen solmanın davalının ayıplı imalatından kaynaklandığının, tişörtlerin gizli ayıplı olduğunun kabul edilmesinin yasaya uygun olmadığı ve davacının, davalının teminatını paraya çevirmekte haklı olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine,
karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı-karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı-karşı davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosyaincelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Taraflar arasındaki 11.04.2016 tarihli sözleşmenin “Denetim, Muayene ve Kabul İşlemleri” başlıklı 30. maddesi gereğince incelenmeden teslim alınan malların sonradan ayıplı çıkması halinde Sözleşmenin ilgili maddeleri uyarınca değil, TBK’nın gizli ayıba ilişkin hükümleri uygulanmak sureti ile sonuca gidilmesi gerektiği dikkate alınarak mahkemece Tübitak Butal Laboratuvarlarından alınan rapor ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkili hususlar da giderilerek teslim edilen malların sözleşmede belirtilen nitelikte olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2433, K. 2024/4991, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama